Leyla Zana, bu ülkenin en hırçın siyasetçilerinden biridir. Geçenlerde bir spor müsabakası sırasında tribünlerden ona küfürlü hakaret edilmiş. Bütün medya ağız birliği etmişçesine aynı şeyleri yazdığı için Zana’nın o tribünde olup olmadığını öğrenemedik ama her nasılsa Bursaspor taraftarları ona küfretmiş. TFF de Bursaspor’a cezayı kesti zaten. 342 bin lira para cezası verildi kulübe…
Leyla Zana’yı 1991’de TBMM kürsüsündeki yemin töreninde yaptığı Kürtçe konuşmayla hatırlıyoruz. Sırası gelince kürsüye çıktı ve milletvekili yeminini Kürtçe yapmaya başladı. Birkaç kelimeden sonra kendisi de bir Kürt olan geçici başkan Ali Rıza Septioğlu, onu uyardı ama olmadı o yine bildiğini okuyup yerine geçerken Septioğlu, “Leyla kızım senin yaptığın doğru değil, yeminin de geçersiz. Tekrar gel ve yemini Türkçe oku” dediği halde o bunu yapmadı. Yemin de geçersiz sayıldı zaten. Daha sonraları ise terör örgütüne üye olmak, yardım ve yataklık yapmaktan 15 yıl ceza aldı. Şimdi dışarıda galiba…
Küfürlü tezahüratı kabul etmemiz mümkün değil. Bilirsiniz bendeniz küfrü bazen belagat veya müsekkin-i asap saysam da ona hep karşıyımdır. Hatta geçmiş dönemde tribünlerden yapılan küfürlü tezahüratı kaldırmak için TRT’de bir kampanya da başlatmıştım; hem de Rize’den. Çok da ses getirmişti. Fakat bu, bizim bunlar hakkında söz sarf etmemizi engellemez. Leyla Zana’yı en önce partisinin kendisi gibi haşin milletvekilleri savundu, ardından da CHP’li Sezgin Tanrıkulu ve Ak Partili Galip Ensarioğlu… Bunları da anlamak mümkün… Fakat bu Tanrıkulu da oldukça sivri dilli bir adam. Dilinin kemiği yok ve her fırsatta Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun necip halkına laf edebilecek tıynette birisidir. Terörist eylemlerde, dokunulmazlığını kullanarak en önde yer alır, açık açık destek verip her seferinde yırtar. Zaten onca tehlikeli, ayrıştırıcı söylemine rağmen kimse ona dokunmaz. Onun gibi biri daha var; onu önceki yazılarımda yazmıştım. Sırrı Sakık’tı o. O da her daim Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırır ama dokunulmazlık zırhı onu korur.
Şimdi, tam da zor bir süreçten geçerken bu küfürlü tezahürat işi hiç iyi olmadı. Biz, terör örgütü işi yavaştan alıyor, yeni bir takım hesapların içine giriyor ve süreci baltalıyor derken, bu fırsatı onlar kullanacak. “Bakın bütün iyi niyetimize rağmen hâlâ bize karşı kirli bir politika yürütülüyor; TC bizi istemiyor” diyecekler. Umarım bununla kalır ve hain örgütün eline koz verilmemiş olur.
Bu vesileyle süreç hakkında da birkaç kelime etmeliyiz. Gerçekten işi yavaştan alıyorlar. Silahları bırakıp çekileceklerini deklere ettikten sonra hiçbir somut adım atılmadı. Türk milleti, gidişattan zaten tedirgindi; şimdi büsbütün ipler koptu kopacak. Hiçbir pazarlık yapılmadığı söyleniyordu, biz de buna inanmak istiyorduk ama gelinen noktada olumlu bir şey göremiyoruz. Öyle göstermelik bir şekilde otuz çakaralmaz silah yakmakla bitmez bu iş. Binlercesi var mağaralarınızda. Amerika gâvuru da Rus gâvuru da çok bonkör davranmış ve verdikçe vermiş. Hepsini istiyoruz; ağır silahlar da dâhil. Olaya karışmış veya karışmamış terör örgütü üyelerinin de teslim olması gerekir. Suçlu olan cezasını çeker, suçsuz olanlar da toplumla bütünleşmiş olur. Ancak o zaman inanacağız bu işe ve her daim kardeş gördüğümüz Kürt halkına sevgiyle yaklaşacağız. Aslında bizim onlarla bir işimiz olmadığını bütün dünya biliyor da, böylesi işlerine geliyor haspaların. Neyse…
Türkiye’nin bir Kürt sorunu olmadığını, sadece bazı ayrılıkçıların bunu kaşıdığını da tekrar edelim.
Biz ayrılıkçı terör örgütü bitti bitiyor derken şimdi de DAEŞ veya DEAŞ eylem yapmaya başladı iyi mi? 29 Aralık gecesi Yalova’da örgüt evine yapılan operasyonda üç kahraman polisimizi şehit verdik, biri güvenlik görevlisi sekiz polisimiz de yaralandı. Baskın yapılan evde kadın ve çocukların olması polislerin işini zorlaştırdı; şehit ve yaralılar vermemize bu sebep oldu sanırım. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Ancak bu DAEŞ işi tehlikeli olmaya başladı. Umarım bundan sonraki süreçte, şimdi de adında İslam olan bu eli kanlı örgütle uğraşmayız.
Trump’ın, Obama ve Clinton tarafından kuruldu dediği DAEŞ’in açılımının Arapça Irak-Şam İslam Devleti olduğunu da belirterek yazımıza son verelim.
Yeni bir yıla girdik. Eskisinden daha güzel, daha müreffeh bir yıl dilerken son günlerde az da olsa bir kıvılcımın çakıldığını tahmin ettiğimiz adaletin her alanda hâkim olması dileklerimizle yeni yılınızı tebrik ederim.
Muhabbetle efendim!
