Siyaseti hiç sevemedim. Çünkü bildiğimiz anlamından sapalı yıllar oldu. Yoksa dürüst, adil, hakkaniyetli, namuslu siyaseti kim sevmez. Bir arkadaşım siyaset için “Kaygan zeminde ayakta durabilme sanatıdır” demişti. Bir başkası da, Arapça seyis kökünden geldiği için “Atı kumanda etme sanatıdır” diyordu. Bu benzeri şeyler yazıp konuyu uzatmadan bodoslama konuya gireyim.
Siyasette iktidar kadar muhalefet de önemlidir. Ana muhalefet, alternatif iktidar adayıdır ve doğru siyaset üretmek zorundadır. Türkiye’de böyle mi oluyor? Ne yazık ki cevabımız hayırdır. 23 yıldır iktidarda olan Ak Partinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel’den önceki rakibini tuş etmek için sürekli ona yüklendi. O, kelime cambazlığı üzerinden bunu yaparken parti sözcüleri ve ağır toplar, daha farklı taraftan vurmaya çalıştılar Kılıçdaroğlu’nu. CHP, iktidarı yolsuzluklarla, haksız kazanç elde etmekle, rüşvetle suçlarken, Ak Parti cephesinden, Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürü iken SSK’yi batırdığına dair sözler sarf edildi hep. O zamanlar, CHP cephesi Kemal Kılıçdaroğlu’nun dürüst bir insan olduğunu söyleyip liderlerini savunuyordu. Genel Başkanlığı boyunca hiçbir seçimi kazanamaması üzerine yapılan kongrede Kemal Bey evine yollandı ve yerine Özgür Özel seçildi. Buraya kadar her şey normaldi. Ancak Kılıçdaroğlu, birkaç gün önce yayınladığı bir videoda,
“Değerli dostlarım, cefakâr yol ve dava arkadaşlarım ve bu ülkenin yurtsever evlatları…
Partimizin en önemli misyonu siyaseti temiz tutmak ve hesap sormaktır. Hesap sorabilmek için de hesap vermekten kaçınmamaktır. CHP, üzerindeki iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz. Derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi, aziz milletimizi ahlaki uyanışa davet eden bir parti olmalıdır” deyince kıyamet koptu. Daha önce onun dürüstlüğünü, vatanseverliğini, mütevazılığını anlatıp delicesine savunanlar, onu adeta beyni sulanmış bir meczup gibi lanse etmeye başladılar. Partiyi 2010’dan 2023’e kadar idare eden Kılıçdaroğlu, şimdi CHP için hiçbir şey ifade etmiyor.
İşte benim isyanım bunadır. Madem tertemiz bir siyasetçiydi, şimdi ne oldu da kirlendi? Madem kirliydi yıllarca ne diye savunup durdunuz onu? Demokrasilerde çare tükenmediğine göre hemen yolun başında indirseydiniz ya onu koltuğundan… Demem o ki, değneğin iki tarafı da pis. Böyle olunca siyaset de kirlendi, toplum da kirlendi.
Son olarak şunu demek isterim. Kılıçdaroğlu’nu açıklama yaparken gördük mü; gördük. Ne yapıyorduk her zamanki gibi; gördüğümüzün yarısına inanıyorduk. Çünkü yapay zekâ diye bir şey var. Bilmem anlatabildim mi?
Muhabbetle efendim!
