Tahir ORHAN
Köşe Yazarı
Tahir ORHAN
 

KUYRUĞU DİK TUTMAK

Terörsüz Türkiye söylemi bugünlerde dillere pelesenk edilmiş durumda. 40 yıldan fazladır bu illetle uğraşan bir ülke artık güven ortamında yaşamayı istemez mi? Ancak bunca şehit vermiş, on binlerce canını kaybetmiş bir ülke ayakları yere basmayan söylemlerle meşgul edilemez. Terör örgütüyle yapılan görüşmelerin meclisteki ayağı DEM Parti’dir ve bu ülkenin tüyü bitmemiş yetiminin, bıyıkları terlememiş gençlerinin sırtından geçinip teröre arka çıkmasını da hazmetmek kolay değil. Tuncer Bakırhan çok ses çıkarmıyor ama öteki eş başkan Tülay Hatimoğulları, hâlâ kuyruğu dik tutmaya çalışıyor. Şunu demek istiyorum: Hem sahada hem de masada yenildiniz. Ağa babalarınız da sizi yalnız bırakmış görünüyor. Arkasında nasıl bir hesap varsa artık… Ayrıca milletin büyük çoğunluğunun içine sinmese de terör örgütüyle yapılan anlaşma, belli ki DEM’de sıkıntı yaratmaya devam ediyor. Hazır rahat bir ortam varken ne koparabilirsek kârdır mantığıyla hareket ediyorlar. Şuna inanmaktayım; bu adamlarla bu iş yine sonlanamayacak. Çünkü onlar bunu istemiyor, sadece istiyoruz gibi görünüyorlar. Daha birkaç gün önce Irak’ın kuzeyinde bir mağarada daha önce şehit olan arkadaşlarını arama çalışması yapan 12 vatan evladımızı şehit verdik. Metan gazından zehirlendiler dense de benim içime pek sinmiyor bu. Çünkü mağaraya girerken herhangi bir zehirli gaz var mı yok mu diye ölçüm yapılması gerekirdi. Keşke öyle olsa demek durumunda kaldığım için kendimden utanıyorum.  Bu işin altında da başka şeyler var kanısındayım.  Birkaç gün önce İmralı’daki cani ile görüşmeye giden ve daha sonra Cumhurbaşkanıyla görüşen heyetten Pervin Buldan, ağzındaki baklayı çıkardı. Kandil’dekilerin gelip siyaset yapmasını istiyor hanımefendi. Yarın terörist başı için de benzer şeyleri isteyecekleri muhakkak. Bekleyip göreceğiz.  Buradan başka bir konuya gelmek istiyorum. Eskiden beri savunduğumuz bir şey şudur: Seçilmişleri, suçlu da olsa sabaha karşı evlerinden almak doğru değildir. Onlara önce savcılık davetiye gönderir, sorgulamadan sonra suçlu ise gerekli işlem yapılır. Günlerdir emniyet, adliye arasında mekik dokunduktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere. Oldu mu şimdi? Zeydan Karalar, Muhittin Böcek ve daha birçok yerel yönetici tutuklandı. Onlar da önce mahkemeye davet edilseydi, suçlu oldukları anlaşılınca tutuklansaydı ne olurdu? Kaçacaklar mıydı? Böyle bir tehlike varsa bunu önleyecek olan da devletin kurumları değil mi?  CHP Genel Başkanı, bütün bunlardan sonra tehlikeli bir söylem içine girdi. Bunu doğru bulmuyoruz. Bu halkı sokağa döker ve hiç yoktan bir iç çatışmaya gidilir. Buna da en çok düşmanlarımız sevinir. Türkiye hızla normalleşmelidir ve iç barışı sağlamalıdır. Bir yandan “Terörsüz Türkiye” derken başka bir yandan teröre davetiye çıkarmak doğru bir tutum değildir.  O kadar çok anlatacak şey var ki, hangisini sayalım. Gazetecilerin tutuklanması, televizyonların karartılması, insanların susturulmaya çalışılması… Binlerce yıllık geçmişi olan bir devlete yakışan şeyler değildir bunlar. Suçlu varsa karşılığında da ceza vardır. Hukukta masuniyet karinesi denilen bir kavram vardır. Tam da budur işte. Bir kişinin suçu sabit görülene kadar o suçsuzdur ve öyle muamele görmelidir.  “Berlin’de hâkimler var” sözünü bizim için söyleyip bitirelim. “Türkiye’de hâkimler var” Güveniyoruz, güvenmek zorundayız. Umarım haklı çıkarız. Muhabbetle efendim!     
Ekleme Tarihi: 09 Temmuz 2025 -Çarşamba

KUYRUĞU DİK TUTMAK

Terörsüz Türkiye söylemi bugünlerde dillere pelesenk edilmiş durumda. 40 yıldan fazladır bu illetle uğraşan bir ülke artık güven ortamında yaşamayı istemez mi? Ancak bunca şehit vermiş, on binlerce canını kaybetmiş bir ülke ayakları yere basmayan söylemlerle meşgul edilemez. Terör örgütüyle yapılan görüşmelerin meclisteki ayağı DEM Parti’dir ve bu ülkenin tüyü bitmemiş yetiminin, bıyıkları terlememiş gençlerinin sırtından geçinip teröre arka çıkmasını da hazmetmek kolay değil.

Tuncer Bakırhan çok ses çıkarmıyor ama öteki eş başkan Tülay Hatimoğulları, hâlâ kuyruğu dik tutmaya çalışıyor. Şunu demek istiyorum: Hem sahada hem de masada yenildiniz. Ağa babalarınız da sizi yalnız bırakmış görünüyor. Arkasında nasıl bir hesap varsa artık… Ayrıca milletin büyük çoğunluğunun içine sinmese de terör örgütüyle yapılan anlaşma, belli ki DEM’de sıkıntı yaratmaya devam ediyor. Hazır rahat bir ortam varken ne koparabilirsek kârdır mantığıyla hareket ediyorlar. Şuna inanmaktayım; bu adamlarla bu iş yine sonlanamayacak. Çünkü onlar bunu istemiyor, sadece istiyoruz gibi görünüyorlar. Daha birkaç gün önce Irak’ın kuzeyinde bir mağarada daha önce şehit olan arkadaşlarını arama çalışması yapan 12 vatan evladımızı şehit verdik. Metan gazından zehirlendiler dense de benim içime pek sinmiyor bu. Çünkü mağaraya girerken herhangi bir zehirli gaz var mı yok mu diye ölçüm yapılması gerekirdi. Keşke öyle olsa demek durumunda kaldığım için kendimden utanıyorum.  Bu işin altında da başka şeyler var kanısındayım. 

Birkaç gün önce İmralı’daki cani ile görüşmeye giden ve daha sonra Cumhurbaşkanıyla görüşen heyetten Pervin Buldan, ağzındaki baklayı çıkardı. Kandil’dekilerin gelip siyaset yapmasını istiyor hanımefendi. Yarın terörist başı için de benzer şeyleri isteyecekleri muhakkak.

Bekleyip göreceğiz.

 Buradan başka bir konuya gelmek istiyorum. Eskiden beri savunduğumuz bir şey şudur: Seçilmişleri, suçlu da olsa sabaha karşı evlerinden almak doğru değildir. Onlara önce savcılık davetiye gönderir, sorgulamadan sonra suçlu ise gerekli işlem yapılır. Günlerdir emniyet, adliye arasında mekik dokunduktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere. Oldu mu şimdi? Zeydan Karalar, Muhittin Böcek ve daha birçok yerel yönetici tutuklandı. Onlar da önce mahkemeye davet edilseydi, suçlu oldukları anlaşılınca tutuklansaydı ne olurdu? Kaçacaklar mıydı? Böyle bir tehlike varsa bunu önleyecek olan da devletin kurumları değil mi? 

CHP Genel Başkanı, bütün bunlardan sonra tehlikeli bir söylem içine girdi. Bunu doğru bulmuyoruz. Bu halkı sokağa döker ve hiç yoktan bir iç çatışmaya gidilir. Buna da en çok düşmanlarımız sevinir. Türkiye hızla normalleşmelidir ve iç barışı sağlamalıdır. Bir yandan “Terörsüz Türkiye” derken başka bir yandan teröre davetiye çıkarmak doğru bir tutum değildir. 

O kadar çok anlatacak şey var ki, hangisini sayalım. Gazetecilerin tutuklanması, televizyonların karartılması, insanların susturulmaya çalışılması… Binlerce yıllık geçmişi olan bir devlete yakışan şeyler değildir bunlar. Suçlu varsa karşılığında da ceza vardır. Hukukta masuniyet karinesi denilen bir kavram vardır. Tam da budur işte. Bir kişinin suçu sabit görülene kadar o suçsuzdur ve öyle muamele görmelidir. 

“Berlin’de hâkimler var” sözünü bizim için söyleyip bitirelim. “Türkiye’de hâkimler var” Güveniyoruz, güvenmek zorundayız. Umarım haklı çıkarız.

Muhabbetle efendim! 
 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.