Bir sahte boxer hikayesi…
Bir üçkâğıtçıya tutulunca daha büyüğünü aldım. Ancak oldu ama daha sonra bir tane daha almaya kalkınca nasıl olsa benim bedenim XL diye onun da XL’sini alınca bu kez büyük oldu. O zaman anladım ki daha önce kandırılmışım. Yani bezinden bile çalmışlar. İç giyim olduğu için mübarek iade edilmez ya! Yıllardır öyle büyük bir şekilde onu giyerim. En azından doğru ürün, yani markanın gerçek ürünü olduğu için ona saygımdan kendi çapımca biraz küçülterek tabii... Çok sonraları, sahtesinin bezinin de düşük kalite olduğunu çözdüm.
Buradan geleceğimiz nokta şu ki, kendi insanımız tarafından kandırılıyoruz, hem de her konuda. Sebzecisinden balıkçısına, kasabından bakkalına, marketine, hazır giyimcisine kadar herkes bizi eziyor.
Geçenlerde hem mandıra hem de manav ürünleri satan bir marketin önünden geçerken tezgâhtar çocuğun kayısıların iri ve gösterişli olanlarını ön tarafa, daha cılızlarını ise arka tarafa gizlediğini gördüm. Bu markette, ürünü kendiniz seçemiyorsunuz, mutlaka tezgâhtarın vermesi gerekiyor. Hazretler öyle buyurmuş yani. Çocuğa, market sahibiyle bir yakınlığı olup olmadığını sordum. Sadece orada çalışan birisi olduğunu söyleyince ona, “Bak delikanlı sana şimdi böyle yüzleme yaptırıyorlar ama sen yine de müşterilere ürün verirken her tarafından karışık yap” dedim. “Böylece hem sen hem de onlar günahtan kurtulsun.”
Biz yazmaktan bıktık, onlar bizi kandırmaktan bıkmadı. Çoğu markette 3 lira ile 4 lira arasında değişen yarım litrelik suyu, 10 – 15 liraya, biraz daha utanmazları 20 liraya, daha da utanmaz, kafe ve havayolu şirketleri 40 liraya satarak ne elde ediyor
acaba? Kuşkusuz bunlara eklenecek çok şey var; onları herkes kendi çapında değerlendirebilir.
Son sözümüz şu olsun: Siz hiç adil ve hakkaniyetli olanlarının dışında ahlaksızlıkla haksız kazanç elde edenlerdin zengin olanını duydunuz mu?
Muhabbetle efendim!
