Bu yazıyı daha önce yazmıştım ama araya savaş girince bu konuda yazmak lazım diye düşündüm. Yine de sonunda savaştan söz ediyoruz sevgili okuyucu…
1932’den 1968’e kadar Portekiz Başbakanı olan Antonio Oliveira Salazar, “40 yıl bu milleti 3 F ile idare ettim” der. 3 F, Fado, Fatıma, Futbol’dur. Fado, bizim arabeske benzer bir tür Portekiz müziği, Fatıma, adından da anlaşılacağı üzere din, Futbol ise bizim bildiğimiz 22 kişinin bir yuvarlağın peşinden koşması.
Hiç şüphesiz Salazar bunu söylerken halkının da ne kadar geriden geldiğini anlatmaya çalışıyordu.
Bu yazıyı, bir sosyal medya mecrasında rastladığım 2023’te kaybettiğimiz Türk Caz Müziğinin ustası İlham Gencer’in önemli açıklamaları üzerine yazma kararı aldım. İlham Gencer, Şenay’ın “Dünyaya Geldik Bir Kere” adlı şarkısının, aslında bir Yahudi propagandası içerdiğini söylüyor ve nedense 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtından sonra popüler olduğunu ekliyor. Şarkının kendisi de İsrail kökenliymiş ve hatta bunu karşılaştırmalı olarak da göstermişler. Anlayacağınız kopya bir şarkı yapmışlar. Bu tür Yahudi şarkıları, bizim çocuklarımıza dinlettirilip beyinlerinin yıkanmasının sağlandığı vurgulanmış. Merhum Gencer, “Kelimelerle, şarkı sözleriyle subliminal mesaj veriliyor” diyor.
İşte şarkının hikâyesi…
"Sev Kardeşim" şarkısının sözleri Şenay Yüzbaşıoğlu'na aittir, ancak şarkının müziği İsrailli besteci Nurit Hirsh'e aittir ve orijinali "Vişuv İtahem" (Yine Seninle) adlı barış şarkısıdır.
Subliminal, bilinçli algılama sınırının altında kalan ancak bilinçaltını etkileyen mesaj olarak biliniyor. Buna biz televizyon dilinde 25’inci kare de diyoruz. Görüntü penceresinin önünden saniyede 24 karenin geçtiği biliniyor. Buna eklenen tek bir kare, gözle görülemez ancak bilinçaltı bunu kaydeder. Zaten amaç da odur. Bilinçaltını etkilemek…
Anlayacağınız bu dünya, böyle bir yer. Güle oynaya seyrettiklerimiz, zevkle dinlediklerimiz o kadar da masum değildir. Bunun yanında bir de hiç çekinmeden bilinçaltı düşünülmeden yapılan çirkinlikler de var. Onların hiç de öyle bir kaygıları yok. Ağza alınmayacak, dinlenilmeyecek hele aile ortamında hiç dinlenmeyecek sözler içeriyor. Şebnem Ferah’ın, “İ..ne girdiğin küçük k..gan d…ği büyük bir dünya mı sandın. İstersen bir ayna vereyim ama umursamazsın”, “Mucizeye bakar gibi öyle / Sana sözüne, gözüne hayran / Al beni, koy sehpanın üstüne / Mum gibi yak / Beni harca hadi bozuk para gibi”. Ayşe Hatun Önal’ın, Kıracan mı belimi / Zordur yol beklemek / Derken yorar insani / İyiyim desen de / Ele verir gözlerin seni / Özlemişsin besbelli tenimi... Ne ahlaksızlık, ne densizlik?...
Yine özellikle arabesk şarkılarda Tanrı’ya isyan, şirk, küfür benzeri sözler bolca pompalanıyor bize. Orhan Gencebay’ın “Batsın bu dünya”sı, Geçenlerde ölen Muazzez Abacı’nın Vurgun adlı şarkısındaki “Seninle cehennem ödüldür bana/ Sensiz cennet bile sürgün sayılır sözleri hiç de masum değil. Bunlardan uzak durmamız ve özellikle çocuklarımızı korumamız gerekir.
Anlayacağınız sözleri bitirdiler, şarkılarda o güzelim Türkçemizi mahvettiler. Şimdi çeşitli algılarla insanların hayallerini, geleceklerini bombardıman ediyorlar.
Bombardıman derken ikinci haftasına girdiğimiz savaştan bahsetmeden olmaz. Ne zaman biteceğine dair net bir bilgi olmamasına rağmen Trump en kısa sürede biteceğini söylemeye başladığına göre, bu savaştan sıkılmışa benziyor. Belli ki savaş, Epstein dosyalarıyla ilgili bir nefes aldırmış ona. Yani savaş, o ve diğer alçakların yaptıkları çirkinlikleri, aşağılıkları birazcık unutturmuş görünüyor.
Geçen haftaki yazımda savaşta gerçeğin ne kadar kıymetli olduğunu ve onun yalandan payandalarla ayakta tutulması gerektiğini belirtmiştim. Ayrıca Netenyahu’nun nerede olduğunu sormuştum. Sahi nerede? Ölmüş olduğunu ve bunun saklandığını söyleyenler var. Çin istihbaratından böyle cılız bir açıklama da yapıldı. İsrail tarafı hâlâ Savunma Bakanı Katz’ın açıklamalarıyla dünyayı bilgilendiriyor ama söylediklerinin tamamına yakını yalan. Demiştik ya savaşta gerçek çok kıymetli diye. Aynı yalanları Trump’tan da dinlemek mümkün. “Savaşı kazandık yakında bitireceğiz” diyor ama İran tarafı da “Ona biz karar vereceğiz” diyor. Yani ipler İran’ın eline geçmiş gibi… Baksanıza İsrail’i balistik füzelerle bunaltıyor. Günün her saatinde Tel Aviv’de sirenler çalıyor. Belli ki büyük kayıplar veriyorlar ama bunu dünyadan gizliyorlar. Bu katillerin işi budur. Algı ile dünyayı yönlendirmeye çalışıyorlar. Kim bilir bunun için ne kadar büyük paralar harcıyorlar.
İlk başta çabuk teslim olacağını düşündüğümüz İran, bu şeytanların bütün mühimmatını tüketiyor, Ortadoğu ve Arap ülkelerinde konuşlu üslerini yerle bir ediyor. Böylece onlara büyük ekonomik kayıplar yaşatıyor. Üstelik direkt saldırmasa bile çeşitli savaş aletleri ile desteklemek için Çin de İran’dan haber bekliyor.
Barış içinde bir dünya özlemiyle sevgiyle efendim!
