Tahir ORHAN
Köşe Yazarı
Tahir ORHAN
 

SAVAŞ BİR HİLE MİDİR?

İsrail ve Amerika’nın birlikte İran’a saldırması konusunda yazmayı isterim tabii ama maşallah televizyonlarımız uzmandan geçilmiyor. Gerçi zaman zaman belki bir ipucu yakalarım diye ben de onları izlemek zorunda kalıyorum. Fakat itiraf edeyim ki gerçekten bağımsız bir haber kanalı bulmak zor. Kimi Amerika ve İsrail yanlısı, kimi de tam İran yanlısı yayın yapıyor. Yani bir gün Amerika-İsrail, bir gün İran karşı tarafı yerle bir etmiş oluyor. Bunu normal karşılamakla beraber, doğruyu bulup izlemeyi de özlüyorum. Eskiden tarafsız savaş muhabirleri olurdu. Peter Arnett gibi… Körfez Savaşı sırasında Soros denilen zalim çıktı ortaya ve dünyadaki önemli kanalları ve muhabirleri parayla satın aldı ve Amerikan yanlısı yayınlar yaptırdı. Bu iş için ayırdığı 100 milyon dolardan 2 milyonu da Türkiye’deki muhabirlere gitmişti. Savaş başlayalı bir hafta oluyor; ilk gün, 32 yılımı verdiğim TRT Haber kanalında sabah kuşağında spiker Cemile Kınacı beni mest etti. Kadın, konusuna çok hâkimdi. Konuklarıyla konuşurken kendisi de mutlaka bildiklerini söylüyor ve bunu yaparken karşı tarafı ve dolayısıyla biz ekran başındakileri bıktıracak şeyler yapmıyordu. Ayrıca da ekrana yakıştırmıştım onu. (Diğerleri yakışmıyor anlamına söylemiyor tabii) Ancak ne olduysa o gün öğleden sonra ayrıldı ekrandan ve bir daha onu göremedik. Bu konuda da daha fazla söz söylemenin bir anlamı yok. Yine de ekranlarda savaşı izlemeye devam ediyorum. Sizler de benim gibi yapıp savaştan bilgiler edinebilirsiniz ama bunların ne kadarı gerçek, ne kadarı yalandır onu kolay bilemeyiz. Bunu boşuna söylemiyorum.  Winston Churchill, “Savaş zamanında gerçek o kadar kıymetlidir ki, her zaman yalanlardan oluşan bir koruma ordusu tarafından korunmalıdır” der. Yani savaşta size yalanları gerçek diye yuttururlar. Savaşın bir hile, bir oyun olduğunu söyleyip bizzat gördüklerimi ve yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım.  Efendim bendeniz Suriye’deki savaşı sınırdan ve sınırın biraz ötesinden izlemiş bir kişiyim. İzlemiş derken TRT kanallarında canlı bağlantılar ve haberler yapmıştım. Hem de en kızgın dönemlerinde, 2014 ve 2015 yıllarında bir süre o bölgede çalışmıştım. Bir Pazar günü Urfa Valisini canlı yayın için evinden çağırmıştık; durum o kadar vahimdi yani. Yine bir başka gün Suruç Kaymakamı ile konuşurken bana şöyle demişti: Kobani’de bizden üç kişi öldü, birinin cenazesini aldım, diğerlerinin ailelerinden haber bekliyoruz. Haber gelince onları da gidip alacağım. Ben şaşkınlıkla “nasıl yani” dedim. “Gideceğim zaman karşı tarafa telefon açıyorum ateşi kesiyorlar, ben de gidip cenazeyi alıp geliyorum sonra tekrar ateşe başlıyorlar” demişti. Gerçekten de bunu kamerayla ve dürbünle tespit etmiştik.  Yine savaşla ilgili bazı sorularla kafanızı biraz karıştıracağım. Mesela İran, ağır silahlarını neden başta Ali Hamaney olmak üzere 48 üst düzey yöneticisini kaybettikten sonra kullanmaya başladı? Sahi İsrail Başbakanı Netanyahu adlı bebek katili hangi cehennemin dibindedir de onun yerine açıklamaları hep Savunma Bakanı Katz yapıyor? Türkiye’ye atıldığı söylenen balistik füze, gerçekten bizim topraklarımıza mı atılmıştı ve onu gerçekten NATO füzeleri mi etkisiz hâle getirdi? Yoksa füze Güney Kıbrıs’a mı atıldı da Suriye veya Hatay üzerinde yakalanıp vuruldu? O parçalar gerçek mi yoksa başka bir görüntü mü? Amaç Türkiye’yi NATO yalanıyla savaşın içine mi çekmek? Baksanıza şimdi de Nahcivan’a İHA düşürüp Azerbaycan’ı sahaya çekmek istiyorlar. Ve her ikisi için de İran “biz yapmadık” diyor.  Bu arada Amerika’da halk “O uçak gemileri İsrail’i korumak için değil, bizi korumak için yapıldı. Neden İsrail sularındadır?” deyip hükümeti protesto ediyor. Trump, senatoda 47 oya karşılık sadece 6 oy farkla savaş için yetkileri ele aldı. Senatonun neredeyse yarısı ona karşı duruyor. Yani anlayacağınız bu savaş nasıl biter bilemeyiz ama savaş sonrasında sadece Ortadoğu’da değil, tüm dünyada dengeler değişecek. Zira önce Venezuela şimdi de İran’a yapılan bu operasyonların Çin’in enerji kaynaklarını kesmek için yapıldığını Çin çok iyi biliyor ve bunu bir yere not etmiş durumda. İran’a her türlü desteği sağlamak için belki de gün sayıyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, “İran istesin bir tek füzemizle İsrail’i yerle bir edelim” diyor. Son bir cümle ile bitirelim.  Belki 2030’da dünya ekonomisinin omurgasını Çin teşkil edecek. Baksanıza şimdiden dünya üretiminin yüzde 28’ine hâkim durumda.  Savaşsız bir dünya özlemiyle sağlık ve mutlulukla efendim!
Ekleme Tarihi: 05 Mart 2026 -Perşembe

SAVAŞ BİR HİLE MİDİR?

İsrail ve Amerika’nın birlikte İran’a saldırması konusunda yazmayı isterim tabii ama maşallah televizyonlarımız uzmandan geçilmiyor. Gerçi zaman zaman belki bir ipucu yakalarım diye ben de onları izlemek zorunda kalıyorum. Fakat itiraf edeyim ki gerçekten bağımsız bir haber kanalı bulmak zor. Kimi Amerika ve İsrail yanlısı, kimi de tam İran yanlısı yayın yapıyor. Yani bir gün Amerika-İsrail, bir gün İran karşı tarafı yerle bir etmiş oluyor. Bunu normal karşılamakla beraber, doğruyu bulup izlemeyi de özlüyorum.

Eskiden tarafsız savaş muhabirleri olurdu. Peter Arnett gibi… Körfez Savaşı sırasında Soros denilen zalim çıktı ortaya ve dünyadaki önemli kanalları ve muhabirleri parayla satın aldı ve Amerikan yanlısı yayınlar yaptırdı. Bu iş için ayırdığı 100 milyon dolardan 2 milyonu da Türkiye’deki muhabirlere gitmişti. Savaş başlayalı bir hafta oluyor; ilk gün, 32 yılımı verdiğim TRT Haber kanalında sabah kuşağında spiker Cemile Kınacı beni mest etti. Kadın, konusuna çok hâkimdi. Konuklarıyla konuşurken kendisi de mutlaka bildiklerini söylüyor ve bunu yaparken karşı tarafı ve dolayısıyla biz ekran başındakileri bıktıracak şeyler yapmıyordu. Ayrıca da ekrana yakıştırmıştım onu. (Diğerleri yakışmıyor anlamına söylemiyor tabii) Ancak ne olduysa o gün öğleden sonra ayrıldı ekrandan ve bir daha onu göremedik. Bu konuda da daha fazla söz söylemenin bir anlamı yok. Yine de ekranlarda savaşı izlemeye devam ediyorum. Sizler de benim gibi yapıp savaştan bilgiler edinebilirsiniz ama bunların ne kadarı gerçek, ne kadarı yalandır onu kolay bilemeyiz. Bunu boşuna söylemiyorum. 

Winston Churchill, “Savaş zamanında gerçek o kadar kıymetlidir ki, her zaman yalanlardan oluşan bir koruma ordusu tarafından korunmalıdır” der. Yani savaşta size yalanları gerçek diye yuttururlar. Savaşın bir hile, bir oyun olduğunu söyleyip bizzat gördüklerimi ve yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım. 

Efendim bendeniz Suriye’deki savaşı sınırdan ve sınırın biraz ötesinden izlemiş bir kişiyim. İzlemiş derken TRT kanallarında canlı bağlantılar ve haberler yapmıştım. Hem de en kızgın dönemlerinde, 2014 ve 2015 yıllarında bir süre o bölgede çalışmıştım. Bir Pazar günü Urfa Valisini canlı yayın için evinden çağırmıştık; durum o kadar vahimdi yani. Yine bir başka gün Suruç Kaymakamı ile konuşurken bana şöyle demişti: Kobani’de bizden üç kişi öldü, birinin cenazesini aldım, diğerlerinin ailelerinden haber bekliyoruz. Haber gelince onları da gidip alacağım. Ben şaşkınlıkla “nasıl yani” dedim. “Gideceğim zaman karşı tarafa telefon açıyorum ateşi kesiyorlar, ben de gidip cenazeyi alıp geliyorum sonra tekrar ateşe başlıyorlar” demişti. Gerçekten de bunu kamerayla ve dürbünle tespit etmiştik. 

Yine savaşla ilgili bazı sorularla kafanızı biraz karıştıracağım. Mesela İran, ağır silahlarını neden başta Ali Hamaney olmak üzere 48 üst düzey yöneticisini kaybettikten sonra kullanmaya başladı? Sahi İsrail Başbakanı Netanyahu adlı bebek katili hangi cehennemin dibindedir de onun yerine açıklamaları hep Savunma Bakanı Katz yapıyor? Türkiye’ye atıldığı söylenen balistik füze, gerçekten bizim topraklarımıza mı atılmıştı ve onu gerçekten NATO füzeleri mi etkisiz hâle getirdi? Yoksa füze Güney Kıbrıs’a mı atıldı da Suriye veya Hatay üzerinde yakalanıp vuruldu? O parçalar gerçek mi yoksa başka bir görüntü mü? Amaç Türkiye’yi NATO yalanıyla savaşın içine mi çekmek? Baksanıza şimdi de Nahcivan’a İHA düşürüp Azerbaycan’ı sahaya çekmek istiyorlar.

Ve her ikisi için de İran “biz yapmadık” diyor. 

Bu arada Amerika’da halk “O uçak gemileri İsrail’i korumak için değil, bizi korumak için yapıldı. Neden İsrail sularındadır?” deyip hükümeti protesto ediyor. Trump, senatoda 47 oya karşılık sadece 6 oy farkla savaş için yetkileri ele aldı. Senatonun neredeyse yarısı ona karşı duruyor. Yani anlayacağınız bu savaş nasıl biter bilemeyiz ama savaş sonrasında sadece Ortadoğu’da değil, tüm dünyada dengeler değişecek. Zira önce Venezuela şimdi de İran’a yapılan bu operasyonların Çin’in enerji kaynaklarını kesmek için yapıldığını Çin çok iyi biliyor ve bunu bir yere not etmiş durumda. İran’a her türlü desteği sağlamak için belki de gün sayıyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, “İran istesin bir tek füzemizle İsrail’i yerle bir edelim” diyor. Son bir cümle ile bitirelim. 
Belki 2030’da dünya ekonomisinin omurgasını Çin teşkil edecek. Baksanıza şimdiden dünya üretiminin yüzde 28’ine hâkim durumda. 

Savaşsız bir dünya özlemiyle sağlık ve mutlulukla efendim!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.