Nedense bu fahiş fiyatla mal satanlara, halkı aldatanlara, paragöz tüccarlara, üçkâğıtçılara bir türlü kalbim doğrulmuyor.
Başta büyük salgında (pandemi diyorlar) ne kadar çürük çarık malınız varsa bize itelediniz. Evden çıkamadığımız için ekmeği bile eve getirtiyorduk. O güzelim Trabzon ekmeğini bile birkaç kuruş daha fazla kazanma uğruna bozdunuz ve bize öyle sattınız. Daha önce seçerek alışveriş yaptığımız en tanınmış marketler bile, ne kadar satılmayan ürünleri varsa, paketleyip bize satmaya kalktı. O zaman boykot ettiğim bir markete hâlâ ayağım beni çekmiyor. Hani salgın sırasında en çok lazım olan kolonyaydı; onu bile üç misli fiyata sattınız. Daha neler ettiniz neler? Maskeyi önce çok pahalıya sattınız, talep olunca arz da arttı. Ürettikçe ürettiniz; sonra da elinizde kaldılar. İlk zamanlarda yüz-yüz elli liralara satılan maskeler, otuz liralara kadar düştü. Halen marketler maske dolu.
Her şey berbat gidiyor derken Yüce Allah imdada yetişti. Verdikçe verdi, verdikçe verdi… Balığı, daha doğrusu hamsiyi diyorum, hamsi çok boldu bu yıl. Çok da ucuza satıldı. İstanbullu 250 liraya ucuz derken biz hamsiyi 50 liraya yedik. Diğer balıklar da hakeza…
Malum bugün enflasyon açıklandı. Bu yüzden enflasyonla ilgili de bir iki kelam etmek farz oldu. ENAG, İTO gibi kuruluşların her daim yüksek rakamlar açıklamalarını geçtim. TÜİK’in verilerinde bile bir şey dikkat çekiyor. Her nedense memur, işçi, emekli, dar gelirli, dul ve yetim, her kimse onlara zam yapılacağı zamanlardan önceki aylarda enflasyon periyodik olarak düşüyor, bu rakama göre zam açıklandıktan sonraki ay birden yükseliyor. Örneklendirmek gerekirse, 2023’ün Haziranında 3,92 olan enflasyon bir sonraki ay 9,49’a yükseliyor. Vay hain vay! Yine 2023’ün Aralık ayında 2,93, 2024’ün Ocak ayında 6,70… Anladınız siz onu. Şimdi Kasım ayı açıklandı. 0,87. 2,55’ten düştü. İnşallah başı yarılmamıştır. 2026’nın Ocak’ında yine yükselir; merak etmeyin. 2005’ten 2015’lere kadarki 1 veya 1’in altındaki enflasyonlu yılları arıyoruz.
Diyecekler ki enflasyonu esnaf yükseltiyor. O zaman biz de deriz ki, sizin elleriniz armut mu topluyor, neden yakalarına yapışmıyorsunuz? Fahiş fiyatla mal satanın çanına ot tıkayın. Bir de vergi kaçakçılığı var; diz boyu… Eskiden bir alışveriş bir fiş vardı. Şimdi fiş yok, fiş yoksa vergi de yok. Adil bir vergilendirme sistemiyle devletin derhal vergi toplamaya başlaması lazım. Bizim gibi üretimi olmayan ülkeler vergisiz ayakta duramaz. Biz Arabistan değiliz, ayağımızı yer vurduğumuzda petrol fışkırmıyor. Devlete vergisini kuruşu kuruşuna verenleri, fakire fukaraya, garibe, gurebaya yardım edenleri, zekâtını verenleri tenzih ederiz. Onlar teşekkürü hak ediyor. Ve bunlar azımsanmayacak kadar çoktur; buluyoruz.
Son sözümüz şu olsun: Ey fırsatçılar, ey gözü doymazlar, ey vicdansızlar, ey ahlaksızlar sizi asla unutmayacağız. Bizi kandırırken hiç mi içiniz sızlamadı? Nerede kazandıklarınız, nerede diktiğiniz apartmanlar?
Muhabbetle efendim!
