Tahir ORHAN
Köşe Yazarı
Tahir ORHAN
 

ŞÖHRET, DOĞRU ZAMANDA DOĞRU YERDE OLMAKLA MI YAKALANIR?

15 Temmuz gecesi Hande Fırat meslektaşımız, Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla canlı yayına aldıktan sonra, onun halkı sokağa davet etmesini de büyük bir teknik başarıyla televizyon ekranlarından vererek büyük bir başarıya imza attı. Meslektaşımız, bunu daha sonra da çok güzel kullandı. Zaten ortam buna müsaitti, o da bunu fırsata çevirmeyi bildi. Bazı olağanüstü zamanlar, yeni kahramanlar yaratır. Bu kez de öyle oldu. Bu hareket, belki de darbe girişimini önleyen bir eyleme döndü. Böyle olunca da Hande Fırat, önemli bir figür haline geldi.  Bu çıkışı, bu başarısı, uzun süre ekranlarda program sunmasını sağladı. Konuklarıyla haberleri yorumladı, zaman zaman sıra dışı sorularla gündemde kalmayı başardı. Bir ara ekranlardan çekildi. “Sizi neden ekranlarda göremiyoruz” diye soran bir takipçisine, “Bunu bana değil kanal yönetimine sormalısınız” diyerek olaya yeni bir boyut katınca, kanal yönetimi de isteniyor ve aranıyor diye ona tekrar ekranlarını açmak zorunda kaldı. Kadın hâlâ program sunmaya devam ediyor. Bence doğru da işler yapıyor. Gelelim Fulya Öztürk’e… O da meslektaşı gibi bir çıkış, bir şöhret yakalamanın derdine düştü. Bu kez darbe girişimi değil büyük bir deprem felaketiydi sahne. Kahramanmaraş merkezli depremlerde Fulya çok çalıştı, didindi. Yerine göre yakınlarını kaybetmiş bir çocukla oturup ağladı, yerine göre yaşlı bir teyzeyle sohbet etti, dertlerine ortak oldu. Bunları da ustaca ekranlara taşıdı. Çok güzel işler yaptı ve çok da takdir topladı ama bu Fulya’ya beklenen şöhreti getirmedi. Bunda, daha sonraları yaptığı yayınların etkisi vardır diye düşünüyorum. Hande Fırat gibi tarafsız kalıp (diyeceğim ama bazı okuyucularımız, kanalı yüzünden o tarafsız mı diyecek) usta manevralar yapamadı.  Şimdi Fulya’yı ekranlarda gören hemen uzaklaşıyor; çünkü çizginin ötesine geçemedi. Diyeceğim o ki, şöhret, doğru zamanda doğru yerde olmakla yakalanabilir. Bunda biraz da şansın etkisi olduğunu düşünüyorum. Fulya Öztürk başarısız bir gazeteci asla değil ancak biraz daha zamana ihtiyacı olacak galiba.  Tam bitirirken yine bir kadın cinayeti Türkiye’nin gündemine oturdu. Bu kez çok yakınımızda oldu olay. Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde 28 yaşındaki Sinem Topaloğlu, boşanma aşamasındaki eşinin silahlı saldırısıyla koptu hayattan. Üstelik uzaklaştırma almış bir kişi işliyor bu cinayeti, hem de kadın koruma istediği halde.  Ağır tahrik, iyi hal bilmem ne sebeple ceza indirimi alır, 10 – 20 yıl yatıp çıkarım düşüncesiyle işleniyor bu cinayetler. Bu tür olaylara daha caydırıcı ağır cezalar şart. Bilmem birileri anlar mı?  Muhabbetle efendim!
Ekleme Tarihi: 04 Ağustos 2025 -Pazartesi

ŞÖHRET, DOĞRU ZAMANDA DOĞRU YERDE OLMAKLA MI YAKALANIR?

15 Temmuz gecesi Hande Fırat meslektaşımız, Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla canlı yayına aldıktan sonra, onun halkı sokağa davet etmesini de büyük bir teknik başarıyla televizyon ekranlarından vererek büyük bir başarıya imza attı.

Meslektaşımız, bunu daha sonra da çok güzel kullandı. Zaten ortam buna müsaitti, o da bunu fırsata çevirmeyi bildi. Bazı olağanüstü zamanlar, yeni kahramanlar yaratır. Bu kez de öyle oldu. Bu hareket, belki de darbe girişimini önleyen bir eyleme döndü. Böyle olunca da Hande Fırat, önemli bir figür haline geldi. 

Bu çıkışı, bu başarısı, uzun süre ekranlarda program sunmasını sağladı. Konuklarıyla haberleri yorumladı, zaman zaman sıra dışı sorularla gündemde kalmayı başardı. Bir ara ekranlardan çekildi. “Sizi neden ekranlarda göremiyoruz” diye soran bir takipçisine, “Bunu bana değil kanal yönetimine sormalısınız” diyerek olaya yeni bir boyut katınca, kanal yönetimi de isteniyor ve aranıyor diye ona tekrar ekranlarını açmak zorunda kaldı. Kadın hâlâ program sunmaya devam ediyor. Bence doğru da işler yapıyor.

Gelelim Fulya Öztürk’e… O da meslektaşı gibi bir çıkış, bir şöhret yakalamanın derdine düştü. Bu kez darbe girişimi değil büyük bir deprem felaketiydi sahne. Kahramanmaraş merkezli depremlerde Fulya çok çalıştı, didindi. Yerine göre yakınlarını kaybetmiş bir çocukla oturup ağladı, yerine göre yaşlı bir teyzeyle sohbet etti, dertlerine ortak oldu. Bunları da ustaca ekranlara taşıdı. Çok güzel işler yaptı ve çok da takdir topladı ama bu Fulya’ya beklenen şöhreti getirmedi. Bunda, daha sonraları yaptığı yayınların etkisi vardır diye düşünüyorum. Hande Fırat gibi tarafsız kalıp (diyeceğim ama bazı okuyucularımız, kanalı yüzünden o tarafsız mı diyecek) usta manevralar yapamadı. 

Şimdi Fulya’yı ekranlarda gören hemen uzaklaşıyor; çünkü çizginin ötesine geçemedi. Diyeceğim o ki, şöhret, doğru zamanda doğru yerde olmakla yakalanabilir. Bunda biraz da şansın etkisi olduğunu düşünüyorum. Fulya Öztürk başarısız bir gazeteci asla değil ancak biraz daha zamana ihtiyacı olacak galiba. 

Tam bitirirken yine bir kadın cinayeti Türkiye’nin gündemine oturdu. Bu kez çok yakınımızda oldu olay. Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde 28 yaşındaki Sinem Topaloğlu, boşanma aşamasındaki eşinin silahlı saldırısıyla koptu hayattan. Üstelik uzaklaştırma almış bir kişi işliyor bu cinayeti, hem de kadın koruma istediği halde. 

Ağır tahrik, iyi hal bilmem ne sebeple ceza indirimi alır, 10 – 20 yıl yatıp çıkarım düşüncesiyle işleniyor bu cinayetler. Bu tür olaylara daha caydırıcı ağır cezalar şart. Bilmem birileri anlar mı? 

Muhabbetle efendim!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.