Tahir ORHAN
Köşe Yazarı
Tahir ORHAN
 

SUÇ İŞLEYEBİLİYORSA CEZA DA ÇEKEBİLMELİ…

Daha önce de yazmıştım, tekrar olacak ama konu çok önemli… Gün geçmiyor ki bir çocuğun öldürüldüğü veya bir çocuğun birini öldürdüğü haberiyle sarsılmayalım. Narin’in, Leyla’nın, Irmak’ın, Minguizi’nin, Ufuk’un ve Eylül’ün acıları hâlâ tazeyken şimdi de 17 yaşındaki Atlas’ı 15 yaşındaki bir cani çocuk göğsünden bıçaklayarak öldürdü. Sebebini duysanız gülersiniz; yan bakma imiş iyi mi? Daha birkaç gün Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 15 yaşındaki Fatih Acacı yine 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Sosyolojide buna akran zorbalığı, akran cinayeti deniyor. Adına ne derse desinler, bu iş kötüye gidiyor. Yine olay dönüp dolaşıyor yasalardaki yetersizliğe gelip dayanıyor. 18 yaşın altındakiler çocuk sayılıyor ve yasalar karşısında bazı avantajları oluyor. Bu da, çocuk suçluların sayısını artırıyor ne yazık ki… Onların sayısı artarken, nice gençlerin hayat hakkı ellerinden alınıyor.  Akran zorbalığı üzerinde biraz daha kafa yoralım. Özellikle aynı okulda, aynı sınıfta okuyanların veya aynı mahallede oturanların arasında cereyan ediyor akran zorbalığı. Sonu da çoğu zaman yaralamalara, cinayetlere kadar varıyor. Bunda medyanın da büyük payı var, alkol ve uyuşturucu kullanımının da. Ayrıca bıçak, silah gibi kesici ve öldürücü aletlere kolay ulaşım ve mafyavari yapılanmalara duyulan özenti de bir başka neden oluyor. Bunların tamamı, her zaman söylediğimiz gibi caydırıcı cezalarla ancak önlenebilir. Yoksa bu eğitim, ıslah ve koruma işini çoktan aştı. 15 yaşındaki bir çocuk cinayet işleyebiliyorsa cezasını çekmeyi de kabullenmelidir ve çekmelidir. Buna rağmen yine de aileler çocukların kendini ifade etmelerine imkân sağlamalı, onlarla şiddetsiz bir iletişim kurmalı ve sınır koymalı. Okulların yapması gerekenler ise rehberlik servislerinin güçlendirilmesi, zorbalıkla mücadele programlarına önem vermesi, riskli durumları fark edecek bir yapı oluşturması…   Kontrolsüz öfke ve bazen de güç gösterisi sonucu ortaya çıkan bu tür olayların içine giren çocuklarda daha sonra yoğun pişmanlık, travma ve suçluluk hissi oluşuyor ama bu ceza indirimi anlamına gelmemelidir. Çünkü cezalarımızda hâlâ iyi hal indirimi diye bir garabet var. Yargılamaya takım elbiseli, kravatlı çıkan suçluda olduğu gibi… Bu insanlar bunu bildiği için böyle yapıyor ve daha kısa sürede dört duvar arasından kurtuluyor. En son cinayeti işleyen D.G. de, ne kadar ceza alabileceğini internette uzun uzun araştırmış.  Çocuk yaştakilerin öldürülmesi olayına yeniden dönersek, bunun bir tesadüf değil, sosyal bir alarm olduğunu söylüyor Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın… “Bu çocuklar suçun merkezinde yetişmiş çocuklar değil. Aksine hayata tutunmaya çalışan, umut taşıyan çocuklar. Bu durum, sokakların ne kadar güvensiz hale geldiğini açıkça gösteriyor. Kaybettiğimiz her çocuk, toplumun geleceğinden kopan bir parçadır” diyen Aydın, çocukları korumanın sadece onlara acımak olmadığını da ekliyor.  Bu konuyu önemli bulduğum için yeniden ele almak istedim. Şiddet ortamında büyüyen çocukların ruh sağlığı kalıcı bir şekilde zarar görüyor. Onları tekrar kazanabilmek için, ev, okul ve sokak, ortak hareket etmeli, çocuklarımızı, gençlerimizi zararlı madde ve teknoloji bağımlılığından bir an önce kurtarıp topluma yararlı hale getirmeliyiz. Çünkü en önemli yatırım insana yapılan yatırımdır.  Muhabbetle efendim!
Ekleme Tarihi: 30 Ocak 2026 -Cuma

SUÇ İŞLEYEBİLİYORSA CEZA DA ÇEKEBİLMELİ…

Daha önce de yazmıştım, tekrar olacak ama konu çok önemli…

Gün geçmiyor ki bir çocuğun öldürüldüğü veya bir çocuğun birini öldürdüğü haberiyle sarsılmayalım. Narin’in, Leyla’nın, Irmak’ın, Minguizi’nin, Ufuk’un ve Eylül’ün acıları hâlâ tazeyken şimdi de 17 yaşındaki Atlas’ı 15 yaşındaki bir cani çocuk göğsünden bıçaklayarak öldürdü. Sebebini duysanız gülersiniz; yan bakma imiş iyi mi? Daha birkaç gün Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 15 yaşındaki Fatih Acacı yine 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Sosyolojide buna akran zorbalığı, akran cinayeti deniyor. Adına ne derse desinler, bu iş kötüye gidiyor. Yine olay dönüp dolaşıyor yasalardaki yetersizliğe gelip dayanıyor. 18 yaşın altındakiler çocuk sayılıyor ve yasalar karşısında bazı avantajları oluyor. Bu da, çocuk suçluların sayısını artırıyor ne yazık ki… Onların sayısı artarken, nice gençlerin hayat hakkı ellerinden alınıyor. 

Akran zorbalığı üzerinde biraz daha kafa yoralım. Özellikle aynı okulda, aynı sınıfta okuyanların veya aynı mahallede oturanların arasında cereyan ediyor akran zorbalığı. Sonu da çoğu zaman yaralamalara, cinayetlere kadar varıyor. Bunda medyanın da büyük payı var, alkol ve uyuşturucu kullanımının da. Ayrıca bıçak, silah gibi kesici ve öldürücü aletlere kolay ulaşım ve mafyavari yapılanmalara duyulan özenti de bir başka neden oluyor. Bunların tamamı, her zaman söylediğimiz gibi caydırıcı cezalarla ancak önlenebilir. Yoksa bu eğitim, ıslah ve koruma işini çoktan aştı. 15 yaşındaki bir çocuk cinayet işleyebiliyorsa cezasını çekmeyi de kabullenmelidir ve çekmelidir. Buna rağmen yine de aileler çocukların kendini ifade etmelerine imkân sağlamalı, onlarla şiddetsiz bir iletişim kurmalı ve sınır koymalı. Okulların yapması gerekenler ise rehberlik servislerinin güçlendirilmesi, zorbalıkla mücadele programlarına önem vermesi, riskli durumları fark edecek bir yapı oluşturması…

  Kontrolsüz öfke ve bazen de güç gösterisi sonucu ortaya çıkan bu tür olayların içine giren çocuklarda daha sonra yoğun pişmanlık, travma ve suçluluk hissi oluşuyor ama bu ceza indirimi anlamına gelmemelidir. Çünkü cezalarımızda hâlâ iyi hal indirimi diye bir garabet var. Yargılamaya takım elbiseli, kravatlı çıkan suçluda olduğu gibi… Bu insanlar bunu bildiği için böyle yapıyor ve daha kısa sürede dört duvar arasından kurtuluyor. En son cinayeti işleyen D.G. de, ne kadar ceza alabileceğini internette uzun uzun araştırmış. 

Çocuk yaştakilerin öldürülmesi olayına yeniden dönersek, bunun bir tesadüf değil, sosyal bir alarm olduğunu söylüyor Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın… “Bu çocuklar suçun merkezinde yetişmiş çocuklar değil. Aksine hayata tutunmaya çalışan, umut taşıyan çocuklar. Bu durum, sokakların ne kadar güvensiz hale geldiğini açıkça gösteriyor. Kaybettiğimiz her çocuk, toplumun geleceğinden kopan bir parçadır” diyen Aydın, çocukları korumanın sadece onlara acımak olmadığını da ekliyor. 

Bu konuyu önemli bulduğum için yeniden ele almak istedim. Şiddet ortamında büyüyen çocukların ruh sağlığı kalıcı bir şekilde zarar görüyor. Onları tekrar kazanabilmek için, ev, okul ve sokak, ortak hareket etmeli, çocuklarımızı, gençlerimizi zararlı madde ve teknoloji bağımlılığından bir an önce kurtarıp topluma yararlı hale getirmeliyiz. Çünkü en önemli yatırım insana yapılan yatırımdır. 

Muhabbetle efendim!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.