Tahir ORHAN
Köşe Yazarı
Tahir ORHAN
 

TEMİZ KALABİLENLERE NE MUTLU!

Türkiye, hatta dünya bir uçurumun kenarındadır. Binalar yükselirken, eskileri güçlendirilirken maalesef insan ve insanlık çürüyor. Bazılarımız günümüzden beş bin yıl kadar önce yaşamış Sümerlerde de bazı bozulmaların kayıt altına alındığını bahane ederek, “iyi dayandık” diyebilir ama yine de durum korkunç…  Ülkemizde gün geçmiyor ki uyuşturucu, yasaklı madde, fuhuş ve benzeri bir kokuşmuşluk ortaya çıkmasın. Her gün ekranlarda izlediklerimizin birer birer bataklığın içinden çıkarıldığını görünce, tehlikenin boyutları büyüyor. Bağımlılık arttıkça sağlık çöküyor, irade kayboluyor, aileler dağılıyor. İnsanlar toplumdan dışlanıp yalnızlaşıyor. Bu işten kârlı çıkanlar ise, bu işin ticaretini yapanlar oluyor. Yani insanların zaaflarını kâra çeviriyorlar. Baronlar servetlerine servet katarken birileri çıldırmak üzeredir ve anti-depresanlarla ayakta durmaya çabalıyor. Ne yazık ki bu tür ilaçları şeker gibi tükettikleri halde yine de olumlu bir sonuç alamıyorlar. Daha ağır anti-depresanlar ise insanları intihara sürüklüyor. Yoksulluk, travma, dışlanmışlık, yalnızlık, tatmin olamama sebebiyle bu tür zararlı alışkanlıklara itilenleri her zaman kötü olarak değerlendirmez modern yaklaşımlar. Buna göre bu insanlar suçlu değil hasta olarak addediliyor. Asıl kötüler ve asıl suçlular, bağımlılığı sürdüren ve yöneten mafya, çeteler ve uluslararası suç ağları gibi yapılardır. Fuhuş ise başlı başına insan bedeninin meta haline getirilmesi anlamındadır ve doğrudan insan onuruna karşı işlenen bir suçtur. Yukarıda da değinmiştik; bunlar yoksulluğu kullanır, umutsuzluğu, yalnızlığı, dışlanmışlığı pazar haline getirir. İnsanlar onlar için sadece bir araçtır.  Uyuşturucu ve fuhuş, bireysel ahlaksızlıktan çok, örgütlü ve yapısal kötülüğün ürünüdür.  Çare nedir? Çare, sadece yasaklamak değil, önlemek, tedavi etmek ve kurtarabildiğini kurtarmaktır. Bağımlıyı cezalandırmak değil, iyileştirmektir. Fuhşa sürüklenen kişiyi damgalamak değil, korumak ve bataklıktan çekip çıkarmaktır. Suçun tepesindeki yapıları dağıtmaktır. Ama bu cesaret ister, kararlılık ister, yiğitlik ister. Umarız çıkar böyle cesurlar.  Burada şunu da unutmamak gerekir; kötü taraf, yani baronlar daha çevik, daha özgür ve daha kuralsız hareket ederken karşı taraf, yani devlet hantal ve ağır hareket ediyor. Çünkü ellerini kollarını bağlayan kurallar var ve bunlara uymak zorundalar. Bu da işi zorlaştırıyor.  Anlaşılan bundan sonra bataklıkta debelenenleri değil, suça karışmayanları, bunca pisliğin içinde temiz kalabilenleri anacağız. Onlara selam olsun! Sağlık ve afiyetle…
Ekleme Tarihi: 12 Şubat 2026 -Perşembe

TEMİZ KALABİLENLERE NE MUTLU!

Türkiye, hatta dünya bir uçurumun kenarındadır. Binalar yükselirken, eskileri güçlendirilirken maalesef insan ve insanlık çürüyor. Bazılarımız günümüzden beş bin yıl kadar önce yaşamış Sümerlerde de bazı bozulmaların kayıt altına alındığını bahane ederek, “iyi dayandık” diyebilir ama yine de durum korkunç… 

Ülkemizde gün geçmiyor ki uyuşturucu, yasaklı madde, fuhuş ve benzeri bir kokuşmuşluk ortaya çıkmasın. Her gün ekranlarda izlediklerimizin birer birer bataklığın içinden çıkarıldığını görünce, tehlikenin boyutları büyüyor. Bağımlılık arttıkça sağlık çöküyor, irade kayboluyor, aileler dağılıyor. İnsanlar toplumdan dışlanıp yalnızlaşıyor. Bu işten kârlı çıkanlar ise, bu işin ticaretini yapanlar oluyor. Yani insanların zaaflarını kâra çeviriyorlar. Baronlar servetlerine servet katarken birileri çıldırmak üzeredir ve anti-depresanlarla ayakta durmaya çabalıyor. Ne yazık ki bu tür ilaçları şeker gibi tükettikleri halde yine de olumlu bir sonuç alamıyorlar. Daha ağır anti-depresanlar ise insanları intihara sürüklüyor. Yoksulluk, travma, dışlanmışlık, yalnızlık, tatmin olamama sebebiyle bu tür zararlı alışkanlıklara itilenleri her zaman kötü olarak değerlendirmez modern yaklaşımlar. Buna göre bu insanlar suçlu değil hasta olarak addediliyor. Asıl kötüler ve asıl suçlular, bağımlılığı sürdüren ve yöneten mafya, çeteler ve uluslararası suç ağları gibi yapılardır.

Fuhuş ise başlı başına insan bedeninin meta haline getirilmesi anlamındadır ve doğrudan insan onuruna karşı işlenen bir suçtur. Yukarıda da değinmiştik; bunlar yoksulluğu kullanır, umutsuzluğu, yalnızlığı, dışlanmışlığı pazar haline getirir. İnsanlar onlar için sadece bir araçtır. 

Uyuşturucu ve fuhuş, bireysel ahlaksızlıktan çok, örgütlü ve yapısal kötülüğün ürünüdür. 

Çare nedir?

Çare, sadece yasaklamak değil, önlemek, tedavi etmek ve kurtarabildiğini kurtarmaktır. Bağımlıyı cezalandırmak değil, iyileştirmektir. Fuhşa sürüklenen kişiyi damgalamak değil, korumak ve bataklıktan çekip çıkarmaktır. Suçun tepesindeki yapıları dağıtmaktır. Ama bu cesaret ister, kararlılık ister, yiğitlik ister. Umarız çıkar böyle cesurlar. 

Burada şunu da unutmamak gerekir; kötü taraf, yani baronlar daha çevik, daha özgür ve daha kuralsız hareket ederken karşı taraf, yani devlet hantal ve ağır hareket ediyor. Çünkü ellerini kollarını bağlayan kurallar var ve bunlara uymak zorundalar. Bu da işi zorlaştırıyor. 

Anlaşılan bundan sonra bataklıkta debelenenleri değil, suça karışmayanları, bunca pisliğin içinde temiz kalabilenleri anacağız. Onlara selam olsun!

Sağlık ve afiyetle…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.