Reklamı Geç
YAZARLAR
NASIL BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ? ALGILAR VE LOZAN BAĞIMSIZLIK BELGESİ!
Hatice TOPÇU
01 Ağustos 2019 - Perşembe 08:46

İnsanlık için kaygı duyduğumuz zamanlarda “Nasıl bir Dünyada Yaşıyoruz?” sorusunu sorarız kendimize… 


Gerçekten de hiç eşit ve adil koşulları olmayan bir dünyada yaşıyoruz.  


“Bütün dünya çok büyük bir ızdırap iççinde. 3000 yılda 5000 savaş!” (Osho, 2011, s.16: Güç, Politika ve Değişim). Hiç iç açıcı olmayan bu veri, savaşların hiç bitmediğinin göstergesi… 


Dünya’yı şekillendirenlerden birkaç alıntı ile devam edelim. 


David Rockefeller: “Dünyada 200 olan devlet sayısı 1000’e çıkacaktır.” 


Henry Kissinger: “ABD ya da Avrupa’ya dayanan çok uluslu şirketler, küreselleşmeyi yöneten lokomotifler olarak ortaya çıkmaktadır. ABD ve Avrupa’nın çok uluslu şirketleri, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerini yutacaktır.” 


Rahmi Koç’un önemli tespiti: “Dünya’da yeni global sistem oluşmuştur. Dünyanın en büyük beş ekonomisi devletler değil, şirketlerdir. 


Sonuç; dünyanın en büyükleri dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek istiyor. Bir başka deyişle dünya nüfusunun  yüzde  1’i, nüfusun yüzde  99’unu yönetmek istiyor. 


Peki, bunu yapma yöntemleri nelerdir? 


Aklınıza gelebilecek her şey! Algıların yönetimi, sivil askerler, savaşlar, kimyasallar vb. 


Algıların yönetilmesinde her türlü yalan ve iftira geçerli hatta tarihin çarpıtılması bile! 


Bir gerçek daha! Sınırlara bölünmüş dünyamızda ki devletlerin perde arkasında neler yaptıklarını, hangi anlaşmalara imza attıklarını bilmiyoruz. Ancak bu anlaşmaların hiçbirinde kurucu ülke olmadığımız kesin. 


Nükleer silah teknolojisinin başka ülkelere satıldığını biliyor musunuz? Bir haber: ABD nükleer teknolojisini satmak için Suudi Arabistan ile gizli bir anlaşma yaptığı (Euronews, 28.03.2019).    


Nükleer silah teknolojisi eğer başka bir ülkeye satılıyor ise o teknolojinin üzerine daha güçlü bir teknoloji üretilmiş demektir. Aksi güç ve iktidar savaşlarının olduğu bir dünyada hiçbir ülke en gelişmiş teknolojisini bir başka ülkeye satmaz.  


Önemli bir nokta daha, caydırıcılık! Bu kadar keskin ve acımasız bir dünyada var olmak için devletlerin caydırıcı güçlerinin olması önemli! Örneğin Rusya’nın doğal gazı, gelişmiş ekonomilerin yaptırım güçleri gibi.  İşte dünyada yapılan gizli anlaşmaların hiçbirinde kurucu olmadığımızı söylememin arkasında yatan gerçeklerden biri bu… 


Bir üstünlüğünüz olmalı! Aksi, radar sistemi elinizde olmayan bir savunma aracını satın almanız hiçbir anlam ifade etmez... 


Kimin elinde ne var bilmiyoruz.  Bildiğimiz dünyada birçok ülkenin nükleer silahının olduğu. Yaklaşık dünyada 15.000 nükleer silah olduğu kayıtlara geçmiş. Yine kayıtlarda nükleer silaha sahip dokuz ülke sayılıyor. Ancak, bunun daha çok olduğu şüpheleri derin.  


Peki, nereye gidiyoruz? 


Rekabet halindeki ülkeler sende nükleer silah var, ancak ben de de var diyerek birbirlerine güç gösterisinde bulunuyorlar. Üretim ve bölüşüm ilişkilerinin böyle devam etmesi halinde nükleer silahların kullanılması mümkün.  


Böyle bir durumda ne olur? Nüfusun üçte ikisi ölür, kalanların da yüzde 75”i sakat kalır. Ya da nükleer silah teknolojisinin bilmediğimiz daha vahim sonuçları yaşanır… 


Bu bir distopya, olmaz öyle şey diyenleriniz olabilir. Eğer öyle olsaydı birileri ayın karanlık yüzünü izleme ihtiyacı duymazdı veya başka gezegenlerde hayat olup olmadığını araştırma ihtiyacı duymazdı. Özetle dünya doymak bilmeyenlere yetmiyor… 


Ne demiştik! 


Algıların yönetilmesinde her türlü yalan ve iftira geçerli hatta tarihin çarpıtılması bile! 


Her 24 Temmuzda Lozan’ın hezimet olduğu söyleniyor ve yazılıyor! 


Lozan’ı hezimet olarak nitelendirilenler açıp Berlin Anlaşmasına baksınlar. Osmanlı topraklarının beşte ikisinin nasıl kaybedildiğini anlayacaklardır.  


Örneğin devletler hukukunda görülmemiş bir anlaşma olan Kıbrıs’ın İngiltere’ye 1 Temmuz 1878’de yılda 22 bin 936 kese altın karşılığında terk edilişine baksınlar (Meydan, S, 01.07.2019: Abdülhamit Siyasetinin İlk Kurbanı Kıbrıs). 


1912-1922 on yıl boyunca savaşmış bir devlet. Yanmış, yıkılmış. Her aile savaştan nasibini almış, kimi eşini, evladını kaybetmiş, kimi salgın hastalıklar sonucu çocuklarını toprağa vermiş ve açlık sefalet içinde bir millet. Lozan çok derin bir konu ve bir başka yazının konusu. Ancak şu kadarını söylemek istiyorum; Lozan bir bağımsızlık belgesidir.   


Satırlarımı büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir…”  sözüyle bitirmek istiyor, hepinize sağlık ve mutluluklar diliyorum. 

Adınız
Yorumunuz
Süleyman Yılmaz - 01 Ağustos 2019  
O LOZAN I İMZALAYANLARDAN HANGİ İVAZLARI (KARŞILIK) ALDIKLARINI DA SÖYLESEYDİNİZ. GERÇİ SÖYLEMENİZE GEREK YOK- ÇÜNKÜ ANLAŞMADAN SONRAKİ 10!15 YILDA TÜRKİYE DE YAPILAN KANUNLAR VE KALDIRILAN DEĞERLERİMİZDEN APAÇIK ANLAŞILIYOR. GERÇİ SİZ BİLMEYEBİLİRSİNİZ...

İlyas Ülkü TUĞCU - 01 Ağustos 2019  
Emperyalistlerin birincil sömürüsü böl ve yönettir.Yönettiğinin kanını emer.Yönetemediğini yok eder.Toprakları kaynak-insanlarını karınca gibi görürler.Kalemine sağlık kardeşim.

Mustafa aker - 01 Ağustos 2019  
Hocam mükemmel yazı kalemine sağlık.Aynen öyle Tarih yazmak Tarih yazmak kadar önemlidir.Çünkü tarih yazılacak ki tarih de yapılsın.Selam ve saygılar sunarım

Memet GÜRBÜZ - 01 Ağustos 2019  
Lozan Barış Antlaşması;Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının kalıcı teminatı ve Türk milletinin varlığının ve var olma iradesinin dost ve düşmana kabul ettirildiği ve vatanımızın tapusunun alındığının belgesidir. Dünya yönetenlerin büyük şirketler olduğu bir gerçek. Teşekkürler Hatice Hanım...

Mustafa aker - 01 Ağustos 2019  
Lozan Antlaşması- birçok konuyu çözmesine karşılık- bazı konular çözüme kavuşturulamamıştır. Bu pürüzler- Türkiye için problemlere yol açmıştır. En büyük amaç Misak!ı Milli’yi gerçekleştirmek olduğu halde Türkiye – Irak sınırı kesinlik kazanmadı. Uluslararası bir konferans yerine Türk ve İngiliz devletlerinin görüşmelerine bırakıldı. Lozan Barış Konferansı Maddeleri Lozan Barış Konferansı Maddeleri Boğazların yönetimi de Boğazlar Komisyonu’na bırakıldı. Bu durum milli egemenliğimizi sınırlayan bir faktördü. Lozan Antlaşması’nda Ankara Antlaşması aynen kabul edildi. Böylece Hatay’da özel bir yönetim kuruluyordu. Ard arda girilen savaşların olumsuz etkisinden dolayı Rum Patrikhanesi İstanbul’dan çıkarılamadığı gibi- Batı Trakya ve Ege adaları da elde edilemedi. Lozan Antlaşması’ndan geriye kalan pürüzlerden Boğazlar ve Hatay meselesi istediğimiz şekilde çözümlenirken Musul meselesi- Türkiye’nin aleyhine sonuçlanmıştır.

Hasan Akgül - 01 Ağustos 2019  
Tarihi bilgi ile günümüze ışık tuttuğunuz için teşekkürler

KerimanTUĞCU - 02 Ağustos 2019  
Güzel bir konuyu değerlendirdin.Gönlüne-kalemine sağlık arkadaşım.Başarılar dilerim.

Ahmet YILMAZ - 02 Ağustos 2019  
Lozan- Türkiyenin ruh ve maneviyat cephesinden vuruluşunun belgesidir" Lozan ın tüm meddeleri ve alınan sözler- inşallah bir gün ortaya çıkacak" Ve o sözleri verip o anlaşmayı imzalayanların içyüzü bütün çıplaklığıyla ortaya dökülecektir"

Fatih Orman - 03 Ağustos 2019  
Lozan- savaşlarda yenemedikleri Türkiye’yi masabaşında mağlup etme anlaşmasıdır. Lozan Anlaşmasının Türkiyeye verdiği zararın boyutlarını hesap etmek mümkün değil...

Zafer - 05 Ağustos 2019  
Sayın Hocam- ülkemizin tapusunun ardında gizem- öküz arayanlar akıllarını keşke biraz da altını çizdiğiniz küresel ve emperyal sermayenin bin parçaya ayırıp yutma açık planını boşa çılarmanın çözümüne yorsalar diyorum başka da bir şey demiyorum

Ayşe Çakır - 05 Ağustos 2019  
Lozanla herşeyden önce osmanlı bütçesinin üçte ikisini alıp götüren duyunu umumiye ve kapitülasyonlar kaldırılarak ekonomik açıdan da bağımsız bir türkiye oluşturulmuştur o şartlar için en iyisi olmuştur teşekkürler sayın hocam

muammer küçükkazdal - 08 Ağustos 2019  
Hatice hocam çok güzel yazı ve bilgilendirme elinize ve aklınıza sağlık.çok tşk ler.

Sarabi ibrahim - 08 Ağustos 2019  
Harıkasın. Arkadaşım. Emeğine. Sağlık

Pehlivan Uzun - 08 Ağustos 2019  
Sen benim güzel bir kardeşimsin. Yine yazının en güzelini yazdın. Sana yazılan bazı haksız eleştirilere de baktım. Kıymeti yok onların. Kalemin her daim güçlü olsun. Sevgiyle kal.

Yusuf Gökay - 08 Ağustos 2019  
Çok güzel

Orhan Topçu - 09 Ağustos 2019  
Bazı yorumcular hala yunan uydurması masalların etkisinde.Yazık.

Yakup Şap - 10 Ağustos 2019  
Lozan ı anlamak için özgür bir beyne sahip olmak ve o günün şartlarını da iyi bilmek gerekir..ellerine kalemine sağlık

Besim Acar - 16 Ağustos 2019  
Yazınızı okudum.aynı gazetenin bir başka köşe yazarını da okudum.Tamamen zıt görüşler.O günün koşullarını bilmeyen. daha çoğunu isteyen-daha doğrusu Lozanı yetersiz görenler 16 adayı sessiz sedasız teslime ne tepki verdiler.Musul Kerkükü hatta Selanik i isteyenler bugün olup bitenleri kuzu kuzu seyrediyor. Kalemine sağlık yazmaya devam arkadaşım.

İnci Topçu Ada - 17 Ağustos 2019  
Lozan bu ülkenin sigortası 21 yüzyılda halan bunu anlamıyla lar var ne yazık. Kalemine sağlık çok güzel yazmışsın. Herkes öğrenecek bir gün Lozana ve Cumhuriyete saygı duymayı.


Diğer Yazıları

İNSAN DÜNYAYA SIĞMIYOR
BODRUM
NEFESSİZ KALAN DÜNYA
BU ÖYLE BİR BELA Kİ!
COVİD-19’DA TARAMA VE KARANTİNA
ÇÜRÜMEK
Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik Ve Sosyal Bir Hukuk Devletidir
ÇÖZÜM KURULUŞTADIR VE NUTUK STRATEJİK BİR BELGEDİR
FARKLILIKLAR, DEMOKRASİ VE İNSAN
100.YIL
Değişim ve Biz.
Tarih Affetmez
Saymak
Seçimin Kaybedenleri ve Kazananları