Adı Necla. 36 yaşında. Üç üniversite bitirdi, iki nişan attıı, bir anneye, beş akrabasına ve erkek arkadaşına yaranamadı. Güzel olduğu kadar kararlı da olabilse keşke. Biraz çocuksu tatlı biraz da ürkek!
Bir sabah camdan dışarı bakarken şunu düşündü:
“Ben neden bu kadar usluyum ya?”
Hayat boyu temkinliydi. Fikrini soran olmadı, o da kendine sormadı.
Yüreğinin dediğini hiç duymadı çünkü sürekli başka sesler üstünü bastırdı:
— “Aman ha, öyle giyinme.”
— “Yalnız gidilmez canım, ayıp olur.”
— “Ne gereği var şimdi…”
Ve o da biniverdi karar verdi kendi yolunu çizmeye,
Yollar sıkış tıkıştı. Herkes bir taraftan bir şeyler söylüyor yazıyordu.
Bu yolda çok kolay değildi.
Dedi ki:
— “Herhalde herkes böyle yaşıyor.”
Ta ki bir gün; sabah her gün yaptığı gibi asansörde ayna karşısında resim çekip Instagram‘da paylaştığına kadar!
Üzerinde kahve bir bluz ve bej bir pantolon dudaklarında yarım bir tebessüm.
Gözlerinin içi ise onu suçladı aynada,
“Kendi derdine bile uğramadın. Tek bir savaşa bile girmedin. Halt ettin.” diye aklından geçirdi.
*
Uyanma Anı
O sabah radyoda bir şarkı çıktı:“Uyudun uyudun da büyüdün mü?
Bari uyan şimdi.
Ve sanki her dizesi tokat gibi suratına çarptı. Minik serçe söylüyordu.
“Ekmeğini egona ban şimdi.”
“Bir daha da ne panik yapacaksın.”
“En kötü kış, kışlanacaksın, üstüne göbecik atacaksın!”
İşte o an, Necla “uyumak” ile “yaşamak” arasındaki farkı fark etti.
O gün saçını fönletmedi, rimel sürmedi. Desem tabii ki mümkün değil bu! Çünkü her zaman bakımlı her zaman güzel her zaman alımlı olmayı hisse geldiğinde ona yakışırdı.
Sokakta yürürken kafasını eğmedi.
Kendi kahvesini kendi aldı.Ve durakta beklerken küçük bir kız çocuğuna gülümsedi.
Kız “Nanik!” yaptı.Necla ise yıllar sonra ilk defa kahkaha attı.
*
Artık Nanik Vakti
O günün akşamı, evde müziği açtı.
Ayaklarını yere vurdu.
Karnının tam ortasında bir kıpırtı başladı.
Bir göbek dansı gibi değil…
Bir özgürlük dansı gibi.
“Na na na na na nanik yapacaksın.”
Kime?
Kendi korkularına, başkalarının dayatmalarına, toplumun “kadın olacaksan uslu olacaksın” kurallarına.
*
Son Söz:
Hayat kısa,
İçinde birikmiş tüm bastırılmışlıklar, bir gün şarkı olup karşına çıkabilir.
O yüzden ne yap biliyor musun?
Şu an neredeysen, kimseden onay beklemeden kendi fikrini bir dinle.
Sonra o fikri kafanın içinden çıkar, kalbinin önüne koy.
Ve olmazsa en kötü ihtimalle…
Kış, kışlanırsın. Ama üstüne göbecik atmayı unutma!
