Reklamı Geç
YAZARLAR
KORONAYA KARŞI TAVRIMIZ NASIL OLMALI!
Mehmet Emin TOPRAK
09 Eylül 2020 - Çarşamba 18:15
Koronanın ilk günlerinde işin ciddiyetini doğrusu kendi adıma söyleyeyim anlamamıştık!

Bir süre sonra sokağa çıkma yasağı kalkınca, psikolojik olarak da rahatladık ve virüse karşı dikkatsiz olmaya başladık!

O dikkatsizlik şimdilerde meyvelerini veriyor ve yayılma hızı gittikçe artıyor maalesef!

Şimdi de devlet  haklı olarak biz vatandaşları gerçekten sıkıntıya sokacak tedbirler almaya başladı!

Bu nokta da, kendimiz ettik kendimiz bulduk diyeceğiz artık!

Gelelim kendi vazifemize!

Yani virüse karşı nasıl davranmalı? Nasıl hareket etmeliyiz?

Öncelikle şuna inanacağız ki, hiçkimse eceli gelmeden ölmez! Yani biz bilmiyoruz, fakat bizleri Yaratan Allah nerede, ne zaman, nasıl öleceğimizi belirlemiş ve biliyor! O an, bir dakika ne ileri ne de geri gelmez!

Buna bu şekilde inandıktan sonra yapacağımız şey, üzerimize düşen tedbirleri normal bir şekilde almaktır! Normal kelimesinin altını özellikle çiziyoruz!

Yani ne aşırı tedirgin olup yapmamız gereken bazı işleri yapmayıp geri çekilmeli, ne de olayı umursamayıp, aynı eski hal üzere devam etmeli!

Bu iki tarz hareket de doğru değildir!

Çünkü her şey O'nun elindedir, biz işimize yoğunlaşacağız!

"Tedbir takdiri değiştirmez" diye doğru bir söz vardır!

O halde madem tedbir takdiri değiştirmez, neden tedbir alıyoruz diyemeyiz! Çünkü, tedbir almak bizim vazifemizdir, takdiri belirlemek Allah'ın işidir!

Bu noktada da teslimiyet öne çıkıyor!

İcabında tedbir alırsın hastalığa yakalanırsın, almazsın yakalanmazsın!

Onun için biz kendi işimize bakacağız ve psikolojik olarak da rahat olacağız!

Bu şekilde inanıp işimizi yaptık mı, tedirginlikten eser kalmaz!

"Tevekkeltü alellah" deyip bu dünyanın dağlar büyüklüğündeki, dalgaları arasında, tâ Sahil-i selamete kadar yolculuğumuza devam ederiz!

Çünkü kâinatın Sultanına dayananın kimden ne pervası olabilir!

Sonuç olarak ölüm, hepimiz için mukadderdir! Bizim asıl hazırlığımız, muhakkak başımıza gelecek olan ölüme karşı olmalıdır!

Ölen insanlar sadece Koronadan ölmüyor ki, Koronadan ölenlerin oranı belki de ellide bir...

Yani her gün dünyada Koronanın dışında ölenlerin sayısı 200.000 civarında iken, Koronadan ölenlerin sayısı ise 3-5 bini geçmez zannediyorum!

Onun için normal tedbirimizi aldıktan sonra, asıl vazifemiz olan bu dünyaya nereden geldik? Burada işimiz nedir?

Burdan nereye gideceğiz? Sorularına cevap aramamızdır!

Cenab-ı Hak hiç kimseyi asıl vazifesinden uzaklaştırıp şaşırtmasın!

Saygılarımla...
Adınız
Yorumunuz
a.a - 10 Eylül 2020  
Bence korona ile mücadelenin en etkili yolu Said;i Nursi nin Lem a larını okuyup X ağlamaktan geçer. Sonra cemaat toplantılarında meşveret edilerek bu işin üstesinden gelinir"""

M.Emin Toprak - 10 Eylül 2020  
Sayın a.a- kaynağı çok doğru tespit etmişsiniz- 25. Lem a bu illete karşı çok önemli bir deva- fakat nedense herkesi güldüren bu kaynak sizleri ağlatıyor. neden olduğını merak ediyorum doğrusu. Beni tanıyorsanız bu kaynağı beraber okuyalım isterseniz. Selamlar...

a.a - 11 Eylül 2020  
Sayın Toprak Sizi tanımam ;mutlaka saygıdeğer birisisiniz.Ama bu sizi eleştiriden muaf kılmaz. Said –i Nursi’nin Lemalarının herkesi güldürüp beni ağlattığını söylüyorsunuz.Haklısınız.Ayrıca Lemanın deva olduğunu da eklemişsiniz.Güzel. Onu da inceleyelim. Önce neden ağladığımı anlatayım; Siz ve sizin gibi skolastik ortaçağ cemaat yapılanmalarının günümüz dünyasında ve özelde ülkemizde hala yer bulabildiğine ;bu akıl dışı eski kilise anlayışının zihinlerde hala yer bulabildiğine ağlıyorum. 19. yy Aguste Comte öncülüğünde oluşan Pozitivizmin sarsıcı etkisine duyulan komplekse karşı oluşturulan ;materyalist düşünce paradigmasından ;materyalizmi çürütme gibi akıl bağlamından kopuk bir külliyatın kutsanmasına ve bunun kurtuluş olarak görülmesine ağlamayayım da ne edeyim? Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bu çerçevede örgütlenip devlet yapılanmalarında bir ur gibi yapışıp büyümenize ağlamayayım da güleyim mi? Evet Sayın Toprak bunlar beni ağlatıyor..belki de siz kahkahalarla gülüyorsunuzdur. Gelelim şu 25. Lema nın coronaya nasıl deva olacağına. Toplumumuzun okuma kültürünün az oluşundan dolayı Külliyatı bir sır perdesinin arkasında herşeyin çaresi olarak ;büyük aydınlanmanın bir aracı olarak pazarlamanıza birşey diyemem. Oldukça da başarılısınız. Ama biz okuyoruz.25. lema yı da okuduk. Ne var Allah aşkına bunda coronaya deva olabilecek.Özetle’’Kaderinize teslim olun şikayet etmeyin’’ den başka ne diyor.Nefes alamayan bir kovid hastasının karşısına deva olarak bu hurafelerle mi çıkacaksınız?. Karşınıza çıkan problemlere karşı mücadele yerine’ tevekkül’ etmeyi mi öneriyorsunuz? Bu mudur sizin devanız? O zaman aşı bulma- ilaç bulma çabaları beyhude. Neyse ;umarım kalbinizi kırmamışımdır.

M.Emin TOPRAK - 14 Eylül 2020  
Sayın a.a. Siz değil 25.Lem’ayı benim yazdığım şu yazıyı bile okumamışsınız. Okudunuzsa bile anlamamışsınız. Önce Tevekkül’ün ne olduğunu öğrenin sonra konuşalım. Olur mu kardeşim...

a.a - 14 Eylül 2020  
Sayın Toprak 25. Lema’yı ve yazınızı anlamadığımı söylüyorsunuz.Bu kibirli yaklaşımınızı bir kenara bırakıp haklı olduğunuzu varsayarak bir kez daha okudum.Şimdi tekrar soruyorum:25. Lema da 25 maddede hangi somut bir şey varda ben anlayamadım. Lütfen siz izah eder misiniz? Birbirinin tekrarı olan ve sadece ‘’Tevekkül etmeyi ‘’ önermekten başka ne var? Söyleyin somut olarak deva olabilecek ne var? Siz ve sizin gibilerin düşünce ikliminde bulunanlar hastalıkla ilgili işe yarar somut çabaların neresinde varsınız ki beni ‘’tevekkül’’ ü anlamamakla itham ediyorsunuz. Aşımı geliştirdiniz?Yeni bir ilaç mı buldunuz da biz görmedik. Siz lemalara derin manalar yükleyip hayatın sırrını orda bulabilirsiniz.Ama bunlar covid için boş laflardır. Hasta bir insanın rahat bir nefes almasına katkınız var mı;bunun için bişeyler yapabiliyor musunuz?Hayır… O zaman ‘’Ya susun;ya da susmaktan iyi şeyler söyleyin’’

rüzgar - 14 Eylül 2020  
Mevlana nin her gün ziyaretçileri vardır. Ramazan ayında evinde 40 üzerinde ziyaretçi var.. İftar için akşam ezani yaklaşmaktadır. Mevlana nın hanımı; efendi iftar yaklaşmakta; iftar yapacak sudan başka birşeyimiz yok.. Mevlana derki; hanım demek ki;evimiz oldu peygamber evi gibi..Bugün 2-;3 çeşit en az nimet bulanlar neden beş çeşit değil? Bakınız Yunus EMRE; ilim öğrendiği mekana sırtında 40 yıl odun taşır. Odunlarda hiç eğri odun bulunmaz. Yunus;bu ormanlarda eğri odun bulunmaz mı? Koca Yunuz derki; bu kapıya eğrilik yakızmaz. Güç ve kuvvet sahibi Yüce Allah ;c.c; bizi koruyacak olan sensin..Bizi koru. Merhamet sahibi ve bağışlayan sensin.. Bütün salgın hastalıklardan bizi koru.. Amin...

M.Emin TOPRAK - 14 Eylül 2020  
Sayın a.a. (Kim olduğu belli olmayan kişi) aslında sizinle muhatap olmam hataydı. Çünkü kişi- kiminle konuştuğunu bilmeli. Eminim vicdanınız da böyle bir durumu kabul etmiyordur. Beni tanımadığınızı söylüyorsunuz- telefonum: 0532.6722517’dir. Bir zahmet telefon açarsanız beni tanır ve yüzyüze görüşme imkânına kavuşuruz. Yok şayet ne telefon açıp ne de adresinizi yazmaz iseniz- bu anlayıştaki birisi ile neden muhatap oldum diye kendimi suçlayacağım" Fakat yine de iyi niyetimi muhafaza etmek istiyor ve heyecanla telefonunuzu bekliyorum" Bu açık konuşmam üzerine artık perde arkasından konuşmazsınız herhalde. Hem de Bediüzzaman Hazretlerinin Lem’alar adlı eserinin- 25. Lem’anın 25 devasını beraberce aşk ve şevkle bir daha okuruz- olmaz mı? Selamlar...

Tevfik Ağansoy - 15 Eylül 2020  
Adamın kim olmadığı belli fakat çok yönlü ve entellektüel bir olduğu Türkçe sinden anlaşılıyor. Bence kimliğinden ziyade verdiği mesaja odaklansanız daha iyi olur. Sizin söylemleriniz ile cinci hocaların söylemleri özünde aynı; bunun farkında mısınız?

M.Emin TOPRAK - 16 Eylül 2020  
Tevfik bey- sizin böyle delil göstermeden itham etmeniz yakışmadı size- daha doğrusu sizi bilmem ama ben size yakıştıramadım. Sizin fikrinizde olanlara normal gelebilir ona bir şey diyemem" Tevfik bey- siz şayet o a.a değilseniz konuşmak isterim sizinle. Şayet a.a iseniz de olur. Bu derece iftiraya nasıl diliniz varıyor hayretler içindeyim. Demek ki kişi başkasını kendi aynasında görür. Ama yine de her şeye rağmen bekliyorum sizi. Fakat sizde a.a gibi yaparsanız bu son sözlerim olur.Selamlar...

a.a - 16 Eylül 2020  
Sayın Toprak Kamuya açık bir yazınıza karşı düşüncelerimi aktardım.Kimliğimin ne önemi var. Tevfik Bey haklı önemli olan düşüncelerimiz.Sizinle özel olarak görüşmenin bir anlamı yok.Gelecek yazılarınızı merakla bekliyorum: Sevgi v saygılarımla..

Tevfik Ağansoy - 17 Eylül 2020  
Keşke çaresizliğimize tevekkül etmek zorunda olmasaydık. Keşke; lema ya şua ya vs. kafa yormak yerine pozitif bilime ve mantığa kafa yorsaydık. Bugün kafir dediğimiz; gavur dediğimiz; dinsiz dediğimiz; cehennemlik dediğimiz insanların dört gözle ilaç yapmasını beklemezdik. İslam alemi kendini bu ortacağ karanlığından kurtarmak zorundadır. Yoksa pespayelikten kurtulamayız. Bu arada "a.a" ben değilim. Değerli hocam; senin yaklaşımın ile cinci hoca yaklaşımındaki benzerlik şudur. Onlar dua; muska ve yazma ile hastalığı düzeltir. Psikolojik etkisi vardır. Sende tevekkül ve teslimiyet öneriyorsun; psikolojik etkisi vardır. İkinizde hastalığı sebebini araştırmak ve onu ortadan kaldıracak maddeyi geliştirecek;keşfedecek yaklaşımdan fersah fersah uzaktasınız. Sağlıcakla kalın...


Diğer Yazıları

KURBANI ANLAMAYA ÇALIŞMAK!
KALBİMİZDE KAÇ TANE KAPAK OLDUĞUNU BİLİYOR MUYUZ?
ALLAH İNANCI, HEM KOLAY HEM DE ZORDUR!
HORTUM OLUŞMAZ, YARATILIR!
KADIN-ERKEK EŞİT Mİ?
DOĞA’NIN GÜCÜ VAR MI?
KÂBUS VEYA ÇİLE Mİ? YOKSA RAHMET Mİ?
YERKÜREYE Mİ? YOKSA SAHİBİNE Mİ SAYGI?
AMAN SÖZLERİMİZE DİKKAT EDELİM!
YAĞMUR DUASININ ANLAMI NE?
KORONA VE ÖLÜM KORKUSU(!)
ÖĞRETMENLİKTEN ANLADIĞIM!
AHİR ZAMAN ve KIYAMET…
ŞEYTANIN İKİ TUZAĞI, İFRAT VE TEFRİT…
İNSAN İLE HAYVANIN FARKI!
TEVEKKÜL NEDİR? NE DEĞİLDİR?
AŞKALE - RİZE HAYIRLI OLSUN!
RİZE – MARDİN SEVGİ YOLU MÜJDESİ!
REKLAM MI? MÜSTEHCENLİK Mİ?
YANLIŞI YAPAN DA, DÜZELTEN DE, DEVLETİMİZ!
RAMAZAN İLE KORONA’YI TOKALAŞTIRMAK
CORONA’NIN HATIRLATTIĞI NİMETLER!
KORONAVİRÜS’ÜN ANLATMAK İSTEDİKLERİ!!!
GÜNCELDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
BİRİ SÜNNET İSE DİĞERİ FARZDIR
ARTIK SAMSUN-SARP MÜJDESİNİ BEKLİYORUZ…
RİZE HAVALİMANINDA APRON MUTLAKA BÜYÜTÜLMELİ!!!
“OLUŞMAK” MI “YARATMAK” MI?