Reklamı Geç
YAZARLAR
ŞUŞA… KARABAĞ’IN KALBİ ŞUŞA AZAD OLUPDUR
Tahir ORHAN
09 Kasım 2020 - Pazartesi 07:59

1993 yılının bu aylarıydı. 32 yıl gururla çalıştığım TRT, beni Azerbaycan’daki gelişmeleri izlemek üzere yaklaşık 3 haftalığına bu ülkede görevlendirmişti. İkinci yurt dışı görevim olacaktı. Çok heyecanlıydım. Bir yıl önce de yine Orta Asya’nın ta ortasına, Kırgızistan’a gitmiştim. Can kardeşlerimizi yurtlarında görmek, beni çok mutlu ediyordu. Her anını, her adımını kaydediyor, hafızama mıh gibi kazıyordum.


Azerbaycan’da asıl bulunma sebebimiz, cephedeki gelişmeleri izlemekti. Bu yüzden hiç boş durmuyor, sürekli cephe haberleri veriyorduk. Bakü’nün kenar mahallelerinde yurtlarından olmuş kaçkınlarla konuşuyor, haberler yapıyorduk. Nihayet Müdafiye Nazırlığından (Savunma Bakanlığı) izin kopardık. Bize geçici bir kimlik kartı verdiler ve gideceğimiz yerlerde görüşmemiz gereken makamları tembihlediler. Bütün hazırlıklarımızı yaptık, taktikleri gözden geçirdik. İrfan Sapmaz ve ağabeyi Rıdvan’la orada tanışmış, sıkı bir dostluk kurmuştuk. Planlama yaparken tanıştığımız bir kızcağız, bizimle gelmeyi teklif ediyor, hatta çok da ısrar ediyordu. Ona, bunu niye bu kadar çok istediğini sorduğumda, Karabağ’daki çatışmalarda nişanlısının şehit düştüğünü söyledi ve ardından “Belki onun intikamını alırım” diyordu. Biz, bu yolculuğun çok tehlikeli olabileceğini söyleyerek onu alamayacağımızı belirttik. Nasıl üzüldüğünü anlatamam. Çünkü artık kaybedecek bir şeyi yoktu.


Her konuştuğumuz kişi Karabağ diyor, Bakü sokaklarında, Karabağ’dan başka bir şey konuşulmuyordu. O kıza, “Karabağ neden bu kadar önemli” diye sorduğumda, bana orasının dünyanın cenneti olduğunu söylemesi, beni biraz daha heyecanlandırmıştı. O sabah gelip çattı. Kiraladığımız bir araçla cepheye doğru yola çıkacaktık. Sabahın seherinde, onlar öyle diyorlar diye bunları kullanıyorum. Bir de tabi Şuşa’nın bugün itibarıyla kurtarılmış olması hasebiyle de çok dolu olduğum için zaman zaman o lehçe ile konuşmamı affedin. Açıklamalarını da yaparak sizi merakta da bırakmayacağım. Otelin kabağında (önünde) taksici ile buluştuk. TRT’den Veysi Kayıran ve Azerbaycan Türk Ajansı (ATA) sahiplerinden Rıdvan Sapmaz’la birlikte yola çıktık. Bize tembihlenen yerlere uğruyor, kimliklerimizi göstererek ve araç değiştirerek cephenin derinliklerine doğru yol alıyorduk. Nihayet, dördüncü ve en son aracımızla, kısmen dağ yollarından, kısmen çimenliklerden son noktaya vardık. Karabağ’ın göbeğine girememiştik ama yakın köylere kadar gidebilmiştik. Gerçekten cennetti buralar. Bunları uzun uzun anlatacak değilim. Cephede askerlerle sohbetler ettik, onların karavanasından yedik. Çekimler yapıyor ama gizliliğe de azami dikkat ediyorduk. Biz bu cephede bütün bir günümüzü geçirdik. Her şeyi görmüş, aklımıza yazmıştık. Bizim gidişimizden sadece bir yıl önce işgal edilen ve 28 yıldır esareti yaşayan Şuşa, kurtuldu. Ermeniler panikte. Şuşa düşerse Karabağ düşer diye düşünürlerken, korktukları başlarına geldi. Kahraman Türk askerleri Şuşa’yı esaretten kurtardı. Şimdi sıra Karabağ’da…


Azerbaycan’la ilgili yazdıklarımızda hep şunu vurguladık: Hiçbir zaman ateşkes kandırmacalarına pabuç bırakmamalı, kurtuluşa kadar savaşmalı. Şimdiye kadar 3 kez ilan edilip her seferinde Ermenilerce ihlal edilen ateşkesin, Azerilere de yaradığını da unutmamalı. Şimdilik hangi sebeple olduğuna anlam veremediğimiz Rusya’nın Ermenistan’a ilgisizliği de, göz boyamadan ibarettir. Bu ülke, Ermenistan’a çeşitli yollarla silah yardımı yapmaktadır. Bunların en alçakçası da, Rusya’daki zengin Ermeni asıllıların, bu silahları kendi paralarıyla alıp Ermenistan’a göndermesidir. Bu da bir aldatmacadır. Dediğimiz gibi, Karabağ kurtarılana, Azerbaycan’ın son karış toprağı azat olana kadar savaşmaya devam edilmelidir. Bunları bir daha bu kadar zayıf yakalayamayız. İlham Aliyev’i kararlı görüyoruz.


Şuşa’nın kurtuluşu kutlu olsun. Azerbaycan’da bayram varsa Türkiye’de de bayram vardır.


Mutlu haberi alır almaz öylesine karaladığım bu satırlarda sürçülisan etmişsek affola


Muhabbetle efendim!

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

BOĞAZİÇİ DİRENİYOR!
SİYASETİN DİLİ VE HADDEDEN SÜZÜLMÜŞ NEZAKET!
ŞİMDİ DE KADİR GECESİ İYİ Mİ?
RAMAZAN ARTIK ZENGİN AYI MI OLDU?
HAFIZÂ-İ BEŞER NİSYÂN İLE MALÛLDÜR
ZENGİNLİKTE YARIŞMAK MI HAYIRDA YARIŞMAK MI?
BİZİM İNSANIMIZIN CEHENNEMİ
ON GÜNLÜK YASAK YETERLİ Mİ?
CAVİT ÇAĞLAR BU HATAYA DÜŞMEMELİYDİ
NE ÇOK BİLENİMİZ VAR
ARINÇ KENDİ İRADESİYLE KONUŞMUŞ OLAMAZ MI?
KIBRIS VE ON YILLARA DAYANAN KIBRIS DAVAMIZ
BİR OKURUMUZ, İÇİMİZDEKİ ERMENİLERE DİKKAT ÇEKMEMİZİ İSTİYOR
KARABAĞ’A KADAR…
O ÖVGÜYÜ ÇOK HAK EDİYOR
HER YERE ATATÜRK İSMİ VERİLİNCE…
40’INCI YILINDA 12 EYLÜL DARBESİ
BEL ALTI YAZILARI
TERS ÇABA KURALI
SUBLİMİNAL MESAJ VE BİLİNÇALTIMIZ
BİR MÜZMİN MUHALİFİ YAZMAK DÜŞTÜ HİSSEMİZE
ÇOCUKLAR BELKİ BU İŞİ BAŞARABİLİR
İŞİ EHLİNE VERMEK BU KADAR MI ZOR
AYASOFYA-LOZAN-ATATÜRK
ŞOV İŞİNDE AMMA DA PARA VARMIŞ!
MEĞER NE ZENGİNMİŞİZ
EŞEĞİN AKLINA KAPRPUZ KABUĞU DÜŞÜRMEK
BEN BENDEN ÖNCEKİ PADİŞAHLARA BENZEMEM
BUNU HAYVANLAR YAPMIYOR
GAZETECİLİĞİN RUHUNA EL-FATİHA
SAHTE AŞKLAR VE SAHTE ÇAYLAR
GAZETECİLİK NASIL YAPILIR?
MÜSLÜMANLIK BU MUDUR?
60’INCI YILINDA 27 MAYIS İHTİLÂLİ
BAYRAM GÜZELLEMESİ
ÖMER DÖNGELOĞLU VE SEVGİ DİLİ
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
LGBT - DİYANET İŞLERİ – ANKARA BAROSU
UEFA SAYI SAYMAYI BİLMİYOR GALİBA
EVDE KAL TÜRKİYE, OKU TÜRKİYE, YAZ TÜRKİYE…
CORONA GÜNLERİNDE TERÖR KALLEŞLİĞİ
YASAK BÜYÜK COŞKUYLA KARŞILANDI
BU DA GEÇECEK MUTLAKA