Mesleki ömrümü tamamlamak üzereyim. Eskilerin deyimiyle tekaüt vaktimiz geldi çattı yani. Geriye dönüp baktığımda çok şey yaşadığımı görüyorum. Ama mesleki yeterlik açısından kendimden çok da memnun olduğumu söyleyemem. Her ne yaptıysam daha iyisini yapabilirmişim aslında. Bu süreçte bir öz değerlendirme yapacak olursam belki geçer not veririm kendime ama; öyle üst düzey bir performans sergilemiş olduğumu da söyleyemem.
Artık bu saatten sonra kendimi değiştirme, geliştirme imkân ve zamanım da yok. Yapı kemikleşti, hatalar, uygulamalar, olaylara bakış kronikleşti. Doğru olarak bildiklerimizin eğitimlerle, seminerlerle filan değiştirilmesi, düzeltilmesi kendi adıma söyleyeyim maalesef çok zor. Mental yorgunluk olsa gerek bu durum.
Bu tespit benim için çok üzücü. Çünkü artık yeniliğe, değişime ve dönüşüme adeta kapalı olduğumu itiraf etmiş oluyorum. Bu itiraf, verimsizleşmeye başladığımın milâdı olarak kabul edilebilir.
Bulunduğum her ortamda olaylara, olgulara, uygulamalara, eğitim politikalarını belirleyen kişi ve kurumlara hep eleştirel bakmayı öğrenmiş bir “eğitimci kişilik” olarak, kendimi de eleştirmeden bu dünyadan göçüp gitmem başkalarına karşı adaletsizlik olurdu.
Şimdi yine eleştirmiş olacağım ama; kendime yaptığım bu eleştiriyi keşke 32 yıldır mensubu bulunduğum kurumum bana yapmış olsaydı. Ama iş başa düştü, sağlık olsun.
Şimdi neden bu noktaya gelmiş olduğumu bana sormayın lütfen. Bunu anlatmaya başlarsam, yine politika belirleyicileri; etki ve yetki sahibi olanları eleştirmeye başlarım. O yüzden ne siz sorun; ne de ben anlatayım.
Buraya kadarmış, bu kadar olabiliyormuş ya da kapasitem buymuş, bu kadar yapabiliyormuşum. Ama, her şeye rağmen Rabbime; yüreğime çocuk sevgisi yerleştirdiği için, beni bu mesleğin sevdalısı yaptığı için, diklenmeden dik durma kudreti verdiği için, 32 yıl yüz akıyla, sağlıkla, keyifle, istekle hizmet etme fırsatını verdiği için ve nice güzel vatan evladının yetişmesine vesile olma fırsatı verdiği için şükürler ediyorum.
Artık bundan sonraki süreçte benden bir atraksiyon beklenmemeli. Sınırları zorlamanın ve rutinin dışına çıkmaya çalışmanın sakıncalarını iyice öğrendim! O nedenle, artık daha stabil, daha durağan bir eğitim neferi olarak görevimi sürdürmeyi planlamaktayım.
Bu vesileyle, burada kaleme aldığım duygu ve düşüncelerimden sonra kafalarda oluşan soruyu da cevaplamış oldum; emekli olmadım, devam ediyorum. Lakin, kendimde gerileme olduğunu fark ettiğimde, kuruma faydadan çok zarar verdiğimi anladığımda, etki ve sinerji oluşturamadığımı gördüğümde elbette son noktayı koyarım.
Cenab-ı Allah herkese kendini bilme feraseti versin, bana da tabii.
Hasılı, hayat düşünüldüğü kadar uzun değil. Bu kısa hayata haddinden fazla mana yüklemek, hep bu dünyada kalacakmışız gibi beklentiler içerisinde olmak yanlış olsa gerek.
Kalın sağlıcakla…
