Dünya delilerin elinde kıyamete doğru gidiyor!
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası saldırıları, nükleer silah kullanımı ihtimaliyle küresel bir felaket endişesini artırıyor, bütün dünyayı tehdit ediyor.
Bu mesele sadece sarışın deli dana Trump ve katil Netanyahu meselesi değil. Her ne kadar bu iki isim, kişisel olarak karşı karşıya oldukları kayıpların akıl almaz derecede büyük olması nedeniyle, öngörülemez ve çılgınca kararlar alabilecek durumda olsalar da mesele bundan ibaret değil. Çünkü kaybedecek hiçbir şeyleri kalmadığını düşündüklerinde her şeyi yapabilirler.
Trump köşeye sıkışmış, yorgun ve başarısızlığa mahküm olmuş yaşlı bir siyasetçi. Kendi hayal edip kurduğu kartondan dünyanın gözlerinin önünde yıkılmasını izlerken adeta aklını kaybediyor. Şimdi kendisini güçlü, sert ve erkekçe gösterecek büyük bir hamleye ihtiyaç duyuyor. İran'da nükleer silah kullanılmasını istiyor.
Böyle bir adım, nükleer silahların herkes tarafından kullanılmasının önünü açacak bir Pandora'nın Kutusu'nu açar. Bundan sonra diğer ülkeleri kendi nükleer silahlarını kullanmaktan kim alıkoyabilir?
Örneğin Rusya'yı Ukrayna'da nükleer silah kullanmaktan kim vazgeçirebilir?
Üstelik Orta Doğu'da yaşanacak can kayıpları ve radyoaktif kirlenme, bölgede intikam duygusuyla hareket edecek çok sayıda insanın ortaya çıkmasına ve ülkelerde de her türlü yıkıcı saldırıların yaşanmasına zemin hazırlayabilir.
İsrail Başbakanı katil Netanyahu’nun, Trump yönetimine İran’a yönelik bir nükleer saldırı konusunda baskı yaptığı ileri sürülüyor. İddialara göre hedef, İran’ın orta kesimlerindeki Pickax Dağı. İsrail istihbaratı, İran’ın burada nükleer zenginleştirme faaliyetlerini yeniden başlattığını savunuyor. Yer altında, yüzlerce metre derinlikte olduğu belirtilen tünellerin konvansiyonel silahlarla imha edilemeyeceği, bu nedenle nükleer silah seçeneğinin masaya getirildiği söyleniyor.
Bir düşünün, bir ülkenin lideri başka bir ülkenin topraklarına nükleer bomba atılması için dünyanın en büyük askerîi gücünü ikna etmeye çalışıyor. Üstelik bunun bedelini sadece İran halkının değil, bütün dünyanın ödeyeceğini bile bile…
İşin bir de İsrail’in iç siyaseti var. Netanyahu’nun siyasi geleceği ciddi bir baskı altında. İktidarını koruyabilmek, hakkında gündeme gelebilecek soruşturmalardan ve siyasi hesaplaşmalardan uzak kalabilmek için Trump’ın desteğine her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğu konuşuluyor. Savaşın devam etmesi, Netanyahu açısından yalnızca askerî bir mesele değil, aynı zamanda siyasi bir çıkış yolu olabilir.
Yani bir tarafta koltuğunu kaybetmek istemeyen bir başbakan, diğer tarafta dünyanın kaderini etkileyecek kararları verebilecek bir Amerikan başkanı var.
İşin daha vahim tarafı, Netanyahu’nun Washington’da da kendisine destek bulduğu yönündeki iddialar. Savunma Bakanı Pete Hegseth’ten CENTCOM Komutanı Brad Cooper’a, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan CIA Direktörü John Ratcliffe’e kadar birçok ismin savaş seçeneğine sıcak baktığı öne sürülüyor.
Buna karşılık Başkan Yardımcısı JD Vance ve Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un diplomatik çözümden yana olduğu belirtiliyor.
İnsan ister istemez soruyor: Bu kadar büyük bir tehlike karşısında aklıselim davranmak neden bu kadar zor?
Üstelik mesele sadece İran ve İsrail arasındaki bir hesaplaşma da değil. Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak büyük bir kriz, Körfez ülkelerinin ekonomisini, petrol sevkiyatını, enerji fiyatlarını, gübre piyasasını ve dolayısıyla dünyanın gıda güvenliğini doğrudan etkileyecek. Bir bölgede çıkacak savaşın faturası, kilometrelerce uzaktaki ülkelerin mutfağına kadar girecek.
Ama nükleer silah kullanılması ihtimali bütün bu ekonomik hesapların da ötesinde.
Pickax Dağı’na yapılacak bir nükleer saldırının radyoaktif sonuçlarının Basra Körfezi’ne ve bölgedeki su kaynaklarına ulaşabileceği ileri sürülüyor. Böyle bir felaketin sonuçlarını kim, nasıl kontrol edecek? İran’da yaşayan milyonlarca insanın, Körfez ülkelerinin ve gelecek nesillerin başına gelecekleri kim üstlenecek?
Bugüne kadar nükleer silahı savaşta kullanan tek ülke ABD. Şimdi yeniden böyle bir yola başvurulması, yalnızca İran’a atılmış bir bomba olarak kalmaz. Dünyanın bütün nükleer güçlerine tehlikeli bir mesaj verir. Rusya, Pakistan, Hindistan, Kuzey Kore, İRAN… Her ülke kendi güvenliğini ve çıkarını gerekçe göstererek benzer bir kapıyı aralamaya kalkarsa bunun önüne kim geçebilir?
Nükleer silahın bir kez meşrulaştırıldığı dünyada artık hiçbir ülke kendisini güvende hissedemez.
Elbette İran’ı da sütten çıkmış ak kaşık gibi gösterecek değiliz. Bölgedeki politikaları, nükleer programı ve diğer ülkelerle yaşadığı gerilimler ortada. Ancak bir ülkenin politikalarını eleştirmek başka, o ülkenin halkını nükleer felaketin içine atmak bambaşka bir şeydir.
Diplomasi bunun için var. Masaya oturmak, anlaşmak, taviz vermek, gerektiğinde geri adım atmak devlet yönetmenin bir parçasıdır. Savaşmak kolay, barışı korumak zordur. Asıl liderlik de burada belli olur.
Bugün Trump’ın önünde iki yol var. Netanyahu’nun siyasi hesaplarının peşinden giderek savaşı büyütmek ya da ABD’nin gücünü yeni bir felaketi önlemek için kullanmak.
Benim asıl merak ettiğim, dünya liderlerinin bu kadar büyük bir tehlike karşısında neden sessiz kaldığı. Milyonlarca insanın hayatını ilgilendiren bir kararı birkaç kişinin siyasi hırsına, öfkesine ve hesaplarına bırakmak kabul edilebilir mi?
Dünya zaten yeterince yangın yeri. Bir de bunun üzerine nükleer ateş yakmaya kalkışmanın akılla, vicdanla, insanlıkla açıklanabilecek hiçbir tarafı yok.
Netanyahu koltuğunu koruyacak diye dünya yanmak zorunda mı?
Trump’ın önünde tarihî bir sorumluluk var. Bu sorumluluk Netanyahu’yu memnun etmek değil, insanlığı büyük bir felaketten korumaktır.
Çünkü nükleer savaşın kazananı olmaz. Ne İsrail, ne Amerika, ne İran…
Kaybeden bütün insanlık olur.
Ve korkarım ki bugün dünyayı yönetenlerin bir kısmı, yarın çocuklarımızın yaşayacağı bir dünya kalıp kalmayacağını düşünemeyecek kadar kendi hesaplarına gömülmüş durumda.
Dünya delilerin elinde kıyamete doğru gidiyor. Allah aklımızı başımıza almayı nasip etsin.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Son Yazıları
- ALİYEV’İN TERCİHİ, BAKÜ’DE PUSULA ŞAŞTI,
- Türkiye'de Sandık Gelmeden İktidar Değiştirenler!
- DURUŞUN FİYATI YOK!
- ELEKTRİKLİ ARAÇLAR: YENİ NESİL CASUSLUK MU?
- Bu Ülkede Devletin Parasına Dokunan Hesap Vermeli
- BU BALON NASIL BU KADAR ŞİŞTİ?
- BORSADA BOTOKSUN DA HESABI SORULSUN!
- Dünya yeniden büyük bir hesaplaşmanın eşiğinde.
- Yapay ve Doğal Zeka;Aşk KOÇu, Peki Sonra?
- Yan Yana Ama Yalnız
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
ALİYEV’İN TERCİHİ, BAKÜ’DE PUSULA ŞAŞTI,