Şemsi ŞAHSİ / Eğitimci
Köşe Yazarı
Şemsi ŞAHSİ / Eğitimci
.
 

LİDERLİK, MAKAM HIRSI DEĞİL; SORUMLULUK OLGUNLUĞUDUR

Her kurumun bir düzeni, her düzenin de bir lideri vardır. Eğitim kurumları yalnızca mevzuatla değil; güven, örneklik ve kurumsal kültürle ayakta kalır. Bu nedenle eğitim kurumlarında yöneticilik, makam sahibi olmaktan önce bulunduğu kuruma, kurum kültürüne ve ekip ruhuna sadakat göstermeyi gerektirir. Bu açıdan bakıldığında, eğitim kurumlarında görev yapan yöneticiler için asıl hedef, bulunduğu görevin hakkını vermek ve yöneticiliği tecrübeyle öğrenmektir. Çünkü iyi yönetici, oturduğu makamdan emir vererek değil; görev alanında gözlem yaparak, sorumluluk alarak, yük paylaşarak ve zaman içinde olgunlaşarak yetişir. Ne var ki bazı kişiler, henüz yöneticilik olgunluğuna erişmeden, bulundukları makamı bir hizmet alanı değil, daha üst makamlara ulaşmanın basamağı olarak görmektedir. Böyle bir anlayışta amaç kuruma katkı sunmak değil; öne çıkmak, görünür olmak ve gerektiğinde amirinin eksiklerinden ya da hatalarından kendisine avantaj sağlamaktır. Özellikle ilk kez müdür veya müdür yardımcısı olarak göreve başlayacak yöneticiler açısından bu durum son derece önem taşır. Çünkü yöneticilikte en büyük tehlikelerden biri, görev tanımları ile makam hırsının birbirine karışmasıdır. Tecrübesiz bir müdür, yanında görev yapan yardımcısının iyi niyetini doğru yönetemezse yetki karmaşası yaşar. Aynı şekilde müdür yardımcısı da bilgi ve tecrübe eksikliği bulunan bir müdürle çalışırken, kurumu koruma amacıyla inisiyatif alırken bile son derece dikkatli davranmalıdır. Kurumun işleyişine katkı sunarken amirinin yetki ve sorumluluk alanına saygıyı elden bırakmamalı; onun önüne geçmeye, onu gölgede bırakmaya veya yetkisini fiilen devralmaya yeltenmemelidir. Bu denge, adeta tereyağından kıl çekercesine bir hassasiyet ister. Çünkü iyi niyetle yapılan bir davranış bile yanlış yöntemle sergilendiğinde hem kurumsal düzeni hem de çalışma huzurunu zedeler. Oysa gerçek yöneticilik, amirinin hata yapmasını beklemek değil; hata oluşmasını önlemek için çaba göstermektir. Amirinin ayağının kaymasını fırsat olarak gören anlayış, kısa vadede kişiyi görünür kılabilir; ancak uzun vadede güvenilirliğini ve saygınlığını kaybettirir. Çünkü çalışanlar, kimin içtenlikle kurumu düşündüğünü, kimin ise kişisel hesabının peşinde olduğunu zamanla mutlaka görür. Aynı şekilde müdürlerin de ekiplerini doğru tanımaları, görev paylaşımını adaletle yapmaları, yetki devri ile otorite boşluğunu birbirine karıştırmamaları gerekir. Yardımcılarına güvenmeli; ancak kurumun yönetim sorumluluğunu da daima kendi uhdesinde tutmalıdır. Sağlıklı bir yönetim anlayışı, ne müdürün her şeyi tek başına yapmaya çalışmasıyla ne de müdür yardımcısının sınırlarını aşmasıyla mümkündür. Başarı; görev, yetki ve sorumluluk dengesinin korunmasıyla sağlanır. Eğitim yönetiminde başarı; rekabetle değil iş birliğiyle, kişisel hırslarla değil ortak hedeflerle sağlanır. Yardımcı yöneticinin en büyük başarısı, amirinin alternatifi olmaya çalışması değil; onun en güvenilir çalışma arkadaşı olabilmesidir. Kurumun başarısını kendi başarısının önünde tutabilenler, günü geldiğinde makam arayarak değil, liyakatleriyle o makamlara davet edilirler. Unutulmamalıdır ki yöneticilik bir güç yarışı değildir. Gerçek liderlik; bulunduğu görevi en iyi şekilde yapabilmek, sorumluluğunu eksiksiz yerine getirmek ve kurumun başarısını kişisel hırsların üzerinde tutabilmektir. Makamlar gelip geçer; fakat güven, karakter ve kuruma gösterilen sadakat daima hatırlanır.
Ekleme Tarihi: 29 Temmuz 2026 -Çarşamba

LİDERLİK, MAKAM HIRSI DEĞİL; SORUMLULUK OLGUNLUĞUDUR

Her kurumun bir düzeni, her düzenin de bir lideri vardır. Eğitim kurumları yalnızca mevzuatla değil; güven, örneklik ve kurumsal kültürle ayakta kalır. Bu nedenle eğitim kurumlarında yöneticilik, makam sahibi olmaktan önce bulunduğu kuruma, kurum kültürüne ve ekip ruhuna sadakat göstermeyi gerektirir.

Bu açıdan bakıldığında, eğitim kurumlarında görev yapan yöneticiler için asıl hedef, bulunduğu görevin hakkını vermek ve yöneticiliği tecrübeyle öğrenmektir. Çünkü iyi yönetici, oturduğu makamdan emir vererek değil; görev alanında gözlem yaparak, sorumluluk alarak, yük paylaşarak ve zaman içinde olgunlaşarak yetişir.

Ne var ki bazı kişiler, henüz yöneticilik olgunluğuna erişmeden, bulundukları makamı bir hizmet alanı değil, daha üst makamlara ulaşmanın basamağı olarak görmektedir. Böyle bir anlayışta amaç kuruma katkı sunmak değil; öne çıkmak, görünür olmak ve gerektiğinde amirinin eksiklerinden ya da hatalarından kendisine avantaj sağlamaktır.

Özellikle ilk kez müdür veya müdür yardımcısı olarak göreve başlayacak yöneticiler açısından bu durum son derece önem taşır. Çünkü yöneticilikte en büyük tehlikelerden biri, görev tanımları ile makam hırsının birbirine karışmasıdır. Tecrübesiz bir müdür, yanında görev yapan yardımcısının iyi niyetini doğru yönetemezse yetki karmaşası yaşar. Aynı şekilde müdür yardımcısı da bilgi ve tecrübe eksikliği bulunan bir müdürle çalışırken, kurumu koruma amacıyla inisiyatif alırken bile son derece dikkatli davranmalıdır. Kurumun işleyişine katkı sunarken amirinin yetki ve sorumluluk alanına saygıyı elden bırakmamalı; onun önüne geçmeye, onu gölgede bırakmaya veya yetkisini fiilen devralmaya yeltenmemelidir. Bu denge, adeta tereyağından kıl çekercesine bir hassasiyet ister. Çünkü iyi niyetle yapılan bir davranış bile yanlış yöntemle sergilendiğinde hem kurumsal düzeni hem de çalışma huzurunu zedeler.

Oysa gerçek yöneticilik, amirinin hata yapmasını beklemek değil; hata oluşmasını önlemek için çaba göstermektir. Amirinin ayağının kaymasını fırsat olarak gören anlayış, kısa vadede kişiyi görünür kılabilir; ancak uzun vadede güvenilirliğini ve saygınlığını kaybettirir. Çünkü çalışanlar, kimin içtenlikle kurumu düşündüğünü, kimin ise kişisel hesabının peşinde olduğunu zamanla mutlaka görür.

Aynı şekilde müdürlerin de ekiplerini doğru tanımaları, görev paylaşımını adaletle yapmaları, yetki devri ile otorite boşluğunu birbirine karıştırmamaları gerekir. Yardımcılarına güvenmeli; ancak kurumun yönetim sorumluluğunu da daima kendi uhdesinde tutmalıdır. Sağlıklı bir yönetim anlayışı, ne müdürün her şeyi tek başına yapmaya çalışmasıyla ne de müdür yardımcısının sınırlarını aşmasıyla mümkündür. Başarı; görev, yetki ve sorumluluk dengesinin korunmasıyla sağlanır.

Eğitim yönetiminde başarı; rekabetle değil iş birliğiyle, kişisel hırslarla değil ortak hedeflerle sağlanır. Yardımcı yöneticinin en büyük başarısı, amirinin alternatifi olmaya çalışması değil; onun en güvenilir çalışma arkadaşı olabilmesidir. Kurumun başarısını kendi başarısının önünde tutabilenler, günü geldiğinde makam arayarak değil, liyakatleriyle o makamlara davet edilirler.

Unutulmamalıdır ki yöneticilik bir güç yarışı değildir. Gerçek liderlik; bulunduğu görevi en iyi şekilde yapabilmek, sorumluluğunu eksiksiz yerine getirmek ve kurumun başarısını kişisel hırsların üzerinde tutabilmektir. Makamlar gelip geçer; fakat güven, karakter ve kuruma gösterilen sadakat daima hatırlanır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.