ABD Kongresi, federal bütçeyi onaylayamadı.
Partiler birbirine girdi, fon akışı durdu, hükümet “resmen” işlevsiz hale geldi.
Federal daireler kapandı, maaşlar askıya alındı, kamu hizmetleri yavaşladı.
Dünyaya demokrasi dersi veren Amerika, şimdi kendi devletini yönetemiyor.
Kongre binası hâlâ ayakta, ama içindeki sistem çökmüş durumda.
Bu artık bir ekonomik kriz değil; bir yönetim iflasıdır.
Dünyaya doların üzerinden nizam veren Amerika, bugün 30 centin hesabını yapıyor.
Uçuşlar iptal, asker yardım kuyruğunda, markette bozuk para yok.
Süper güç…
Bir zamanlar dünyanın finans kalbini yöneten Amerika Birleşik Devletleri, bugün kendi kalp atışlarını dinlemekte zorlanıyor.
Ekonomik krizin sessiz yankısı artık borsa grafiğinde değil, market kasasında, havaalanı ekranında ve bir askerin midesinde duyuluyor.
Federal bütçe krizinin ardından yaşanan “kısmi hükümet kapanması”, Amerika’da ilk önce gökyüzüne vurdu.
Uçuşlar yüzde 10 oranında azaltıldı.
Hava trafik kontrolörleri maaşını alamıyor, vardiyalar aksıyor.
New York, Atlanta, Los Angeles gibi dev merkezlerde binlerce uçuş iptal edildi.
ABD gökleri, bir zamanlar özgürlüğün simgesiydi.
ABD Hazinesi, 1 cent’lik madeni parayı üretmeyi durdurdu.
Nedeni basit ama çarpıcı: Bir cent basmak, bir centten pahalı hale geldi.
Yani “para” artık kendi değerini karşılamıyor.
Sonuçta, marketlerde bozuk para sıkıntısı başladı.
Kasiyer “üzerini sonra veririm” diyor, müşteriler bozuk getirene küçük indirim alıyor.
Dünyaya para basan ülke, şimdi kendi bozuk parasını üretemiyor.
İroni burada:
Kağıt dolar güçlü kalabilir ama bozuk güven hiçbir değere sahip değildir.
Bir süredir ABD ordusunun Almanya’daki üslerinde tuhaf bir liste dolaşıyor.
Askerlere, maaş ödemeleri gecikirse başvurabilecekleri “gıda yardımı” kurumlarının listesi gönderilmiş.
Birkaç gün sonra liste kaldırılmış ama dünya çoktan görmüş.
Trilyon dolarlık savunma bütçesiyle övünen ülke, askerine “yardım kuruluşundan yemek alabilirsin” diyor.
Bu bir ekonomik sorun değil artık, bu bir onur sorunu.
Çünkü bir devletin itibarı, tankla, füze ile değil; askerine verdiği sıcak yemekle ölçülür.
Tüm bu olaylar, birbirinden kopuk gibi görünse de aynı hikâyeyi anlatıyor.
Uçuş kısıtlamaları, bozuk para eksikliği, maaş ödemesi geciken askerler…
Her biri, dev bir sistemin içten içe çözülüşünü temsil ediyor.
Bir sentin basılmaması, bir uçağın kalkmaması, bir askerin aç kalması…
Küçük detaylar gibi görünür ama güveni sarsar.
Ve bir devletin en büyük serveti, halkının ona duyduğu güvendir. Bu kayboldu mu, hiçbir merkez bankası o değeri geri basamaz.
Bu tablo, yalnızca Amerika’nın değil, hepimizin aynası aslında.
Devletin büyüklüğü kasasındaki parayla değil, vatandaşa olan vefasıyla ölçülür.
Bir ülkenin halkı, “devletim bana maaşımı ödeyebilir mi?” diye düşünmeye başlamışsa, kriz çoktan başlamıştır.
Bir zamanlar “dolar imparatorluğu” denilen o düzen, şimdi bozuk para imparatorluğuna dönmek üzere.
Yakın zamanda bizim sarışın Trump işe çıkar: yani bir Orta Doğu gezisi şart… top tüfek uçak satmalı,bir yerlerde savaş çıkartmalı…
Amerika’da bütün bunlar yaşanırken bir yandan da; New York Belediye Başkanlığına Müslüman politikacı Zohran Mamdani seçiliyor.
Evet, o göçmen bir ailenin oğlu, adalet ve eşitlik için mücadele eden bir isim.
Amerika’nın içten çöktüğü gün, içinden bir Müslüman yükseliyor.
Dünya değişiyor, dengeler sarsılıyor.
Ve tarih bir kez daha fısıldıyor:
Kibirle kurulan her düzen, adaletle yıkılır.
Kutlu olsun Mamdani’nin zaferi.
