Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Ah bu çağın ilişkileri…

Nasılsa bir gün döner dedik, bekledik. Uyandığımız her sabah başka bir mucize…, ama olmadı. Rüyaları bile bölüştük zamanla. Ah diyemedik, çünkü ‘online ama meşgul’ olmak, artık yeni iletişim biçimi. Yazacak çok şey vardı da, WhatsApp’ta son görülmesi kapalı biri için susmak daha romantik geldi.  * Neyse… Geçen gün Çarşı AVM’de Arif’in çay ocağında oturuyorum. Yan masada biri telefona bağırıyor: “Sen bana ‘kısmetse yarın’ dedin, iki senedir pazartesi gelmiyor!” O an fark ettim… Hepimiz biraz “yarıncı” olmuşuz. Yarın diyete başlayacağız, yarın onu arayacağız, yarın cesaret edip “seni seviyorum” diyeceğiz. Ama o yarın, Google takvimde hep ertelenmiş görev gibi. Bir türlü bugüne düşmüyor. Sonra kahve içmeye bir arkadaşla oturduk. Daha ilk yudumu almadan başladı: “Barış… Sen hâlâ o kızla konuşuyor musun?” Dedim ki: “Konuşmamızda sessize alındım sanırım. En son profilinde ‘Hayat size güzel’ yazıyordu.” Tam bu esnada yan masadan sesleri yükseldi. Meğer onun da profilinde “Sadece izliyorum” yazan biri, onu sessize almış. Ah bu çağın ilişkileri… Eskiden ayrılıklar mektupla olurdu, zarfa iki damla gözyaşı düşerdi. Şimdi biri sizi “görmezden geliyor” diye görmezden geliyoruz. En büyük aşk bile Instagram hikâyesinde sessize alınmakla sona erebiliyor. Eskiden evlenme teklifi vardı. Şimdi “arkadaşlıktan çıkarma bildirimi.” Hem resmî, hem ani. Modern çağın en büyük yalanı mı? “İlişkimiz bitti ama saygımız baki.” Hayır efendim. O saygı dediğiniz şey, sadece birbirimizin story’sine bakıp iç geçirme süreci. Kimse kimseye saygıyla değil, merakla bakıyor. Sonra sordum Teoman adlı arkadaşıma: “Aşk dediğiniz şey nedir?” Cevap manidar tam bugünleri anlatıyor aslında: “Online olan ama yazmayan kişidir.” Mehmet ekledi: “Ya da seni görüp görmediğini anlamaya çalıştığın kişi. Çünkü hâlâ hikâyeni görüyor ama kalbini görmezden geliyor.”  Kahkahalar eşliğinde kahveleri yudumladık, Ama içimizdeki boşluk espresso fincanı gibi dolu. Bir de şu moda var ya… Kahveyle fal bakmak yerine, fincanı direkt story’ye koyuyorlar: “Yoruma göre geleceğimi yazın.” Biz böyle mi büyüdük? Bizim zamanımızda falda çıkan yılan, gerçek hayatta da olurdu. Şimdi yılanlar mesajla geliyor, emojiyle gülümsüyor. Ama kahve hâlâ güzel. Ama artık kırk yıl hatırı yok, dört saniye bekletilen mavi tik var. Yine de her şeye rağmen gülmeye devam. Çünkü bazen en derin duygular, hiç gönderilmeyen mesajların içinde saklıdır. Ve biz o mesajları kendimize gönderip, kendi iç sesimizle “görülmüştür” sayarız. O zaman sevgili okurlar Bir kahvenin kırk yıl hatırı yoksa da, bu yazının sizden küçük bir tebessüm hatırı olsun. Tamam mı? Kısmetse yarın… Ama gerçekten yarın. Görüşmek dileğiyle.
Ekleme Tarihi: 17 Temmuz 2025 -Perşembe

Ah bu çağın ilişkileri…

Nasılsa bir gün döner dedik, bekledik.
Uyandığımız her sabah başka bir mucize…, ama olmadı.
Rüyaları bile bölüştük zamanla.
Ah diyemedik, çünkü ‘online ama meşgul’ olmak, artık yeni iletişim biçimi.
Yazacak çok şey vardı da, WhatsApp’ta son görülmesi kapalı biri için susmak daha romantik geldi. 
*
Neyse…
Geçen gün Çarşı AVM’de Arif’in çay ocağında oturuyorum. Yan masada biri telefona bağırıyor:
“Sen bana ‘kısmetse yarın’ dedin, iki senedir pazartesi gelmiyor!”

O an fark ettim…
Hepimiz biraz “yarıncı” olmuşuz.
Yarın diyete başlayacağız, yarın onu arayacağız, yarın cesaret edip “seni seviyorum” diyeceğiz.
Ama o yarın, Google takvimde hep ertelenmiş görev gibi.
Bir türlü bugüne düşmüyor.

Sonra kahve içmeye bir arkadaşla oturduk. Daha ilk yudumu almadan başladı:
“Barış… Sen hâlâ o kızla konuşuyor musun?”

Dedim ki:
“Konuşmamızda sessize alındım sanırım. En son profilinde ‘Hayat size güzel’ yazıyordu.”

Tam bu esnada yan masadan sesleri yükseldi.
Meğer onun da profilinde “Sadece izliyorum” yazan biri, onu sessize almış.

Ah bu çağın ilişkileri…

Eskiden ayrılıklar mektupla olurdu, zarfa iki damla gözyaşı düşerdi.
Şimdi biri sizi “görmezden geliyor” diye görmezden geliyoruz.
En büyük aşk bile Instagram hikâyesinde sessize alınmakla sona erebiliyor.

Eskiden evlenme teklifi vardı.
Şimdi “arkadaşlıktan çıkarma bildirimi.” Hem resmî, hem ani.

Modern çağın en büyük yalanı mı?
“İlişkimiz bitti ama saygımız baki.”
Hayır efendim. O saygı dediğiniz şey, sadece birbirimizin story’sine bakıp iç geçirme süreci.
Kimse kimseye saygıyla değil, merakla bakıyor.

Sonra sordum Teoman adlı arkadaşıma:
“Aşk dediğiniz şey nedir?”
Cevap manidar tam bugünleri anlatıyor aslında:
“Online olan ama yazmayan kişidir.”
Mehmet ekledi:
“Ya da seni görüp görmediğini anlamaya çalıştığın kişi.
Çünkü hâlâ hikâyeni görüyor ama kalbini görmezden geliyor.” 

Kahkahalar eşliğinde kahveleri yudumladık,
Ama içimizdeki boşluk espresso fincanı gibi dolu.

Bir de şu moda var ya…
Kahveyle fal bakmak yerine, fincanı direkt story’ye koyuyorlar:
“Yoruma göre geleceğimi yazın.”

Biz böyle mi büyüdük?
Bizim zamanımızda falda çıkan yılan, gerçek hayatta da olurdu.
Şimdi yılanlar mesajla geliyor, emojiyle gülümsüyor.

Ama kahve hâlâ güzel.
Ama artık kırk yıl hatırı yok, dört saniye bekletilen mavi tik var.
Yine de her şeye rağmen gülmeye devam.
Çünkü bazen en derin duygular, hiç gönderilmeyen mesajların içinde saklıdır.
Ve biz o mesajları kendimize gönderip, kendi iç sesimizle “görülmüştür” sayarız.

O zaman sevgili okurlar
Bir kahvenin kırk yıl hatırı yoksa da, bu yazının sizden küçük bir tebessüm hatırı olsun. Tamam mı?

Kısmetse yarın… Ama gerçekten yarın.
Görüşmek dileğiyle.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.