Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Ateşi Yakanlar, Küllerinde Boğulur

Ortadoğu, tarihinin en kritik virajlarından birini yaşıyor. İran’da milyonlarca Azerbaycan Türkü’nün geleceği, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ni ilgilendiriyor. Sınırlarımızda veya yakın coğrafyamızda yapılacak her askeri ve siyasi müdahalede Türkiye’nin söz hakkı tartışılmaz bir gerçek. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve MİT Başkanımızın Ortadoğu’ya dair ortaya koyduğu vizyon, tüm Türk dünyasına güven aşılıyor; bu perspektif, kardeş coğrafyaların geleceğini koruma iradesinin en somut ifadesi. Lakin bölgeye yönelik tehditler, artık gizli saklı değil. ABD, İngiltere ve NATO’nun Ürdün ile Kıbrıs üzerinden yığınak yapması, 2025 Haziran’ında revize edildiği belirtilen genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) yeni bir aşaması olarak görülüyor.  Armageddon senaryosu, farklı bir evreye taşınıyor.  Hedef yalnızca İran’la sınırlı değil; bölge ülkelerinin haritası baştan çizilmek isteniyor.  İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bu büyük kurgunun yalnızca görünen yüzü. Asıl amaç, Türkiye’den Hindistan’a, Kızıldeniz’den Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyayı aynı anda kaos, kriz ve savaşa sürüklemek. Amaç İran'ı terör, mülteci akınları, kaçakçılık ve ayrılıkçı hareketlerin kol gezdiği, kalıcı bir istikrarsızlık bataklığına dönüştürerek devletin tamamen çökmesini sağlamaktır. Böylece bölgedeki diğer potansiyel rakiplerin: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan… önümüzdeki on yıl boyunca, hatta daha uzun süre bu kaosla meşgul edilmesi hedefleniyor. Ama yemezler. Adımlar sistematik ve bilinçli ilerliyor: Önce Pakistan-Hindistan hattı ateşlendi, ardından ABD desteğiyle İsrail İran’ı vurdu. İran’ın misillemesi Körfez’deki ABD üslerini hedef aldı. Somaliland’a yerleşen İsrail’le birlikte Yemen, Aden Körfezi ve Kızıldeniz hattı yeni bir savaş alanına dönüştü. Patlamalar Tel Aviv’den Riyad’a, Dubai’den Amman’a, Katar’dan Bahreyn’e yayılıyor.  İran’ın net mesajı şu: “Ben batarsam, hepiniz yanarsınız.” Bu tehlikeli denge, nükleer silahların devreye girebileceği bir felakete kapı aralıyor. Bu, sınırlı bir İran meselesi değil; bütün bölgeyi etkileyecek kazananı olmayan bir küresel savaş senaryosu. Türkiye için tablo son derece kritik: Güneyde İsrail varlığı, doğuda İran üzerinden yeni bir kuşatma ihtimali, Türkiye-Orta Asya hattının kesilmesi ve Afrika’dan İslam dünyasına uzanan stratejik bağların hedef alınması söz konusu. Bu nedenle devletimiz olağanüstü bir diplomasi trafiği yürütüyor; amaç, yangını büyümeden söndürmek. ABD ordusundan emekli Albay Douglas Macgregor’un  afkurması da bu resmi tamamlıyor.  Bölgeyi kana bulayan bu emperyalist kurgu, yıkım ve istikrarsızlıktan başka bir şey üretmiyor. Eğer ortak akıl ve cesur diplomasiyle durdurulmazsa, bedelini hep birlikte ödeyeceğiz. Türk milletinin iradesine, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve devletimizin bekasına uzanan her el, yalnızca bize değil, bütün Türk dünyasına savaş açmış demektir. Türk Devletleri Teşkilatı barışın, istikrarın ve kardeşliğin tarafındadır. Ancak şunu herkes iyi bilsin: Bize yönelik en ufak tehdit, en kirli oyun karşısında ortak irademiz çelik gibi duracak, ortak gücümüz tek yumruk olacak ve uzanan her el kırılacaktır. Ne pahasına olursa olsun. Gönlümüz ve duamız, bu katliamcılara karşı mazlum Müslümanların yanında. İran’ın toprak bütünlüğü bizim için de kıymetli. Allah yar ve yardımcıları olsun. Bu fırtınada dimdik duracak olan, Türk milletinin azmi ve birliğidir.  
Ekleme Tarihi: 01 Mart 2026 -Pazar

Ateşi Yakanlar, Küllerinde Boğulur

Ortadoğu, tarihinin en kritik virajlarından birini yaşıyor. İran’da milyonlarca Azerbaycan Türkü’nün geleceği, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ni ilgilendiriyor. Sınırlarımızda veya yakın coğrafyamızda yapılacak her askeri ve siyasi müdahalede Türkiye’nin söz hakkı tartışılmaz bir gerçek.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve MİT Başkanımızın Ortadoğu’ya dair ortaya koyduğu vizyon, tüm Türk dünyasına güven aşılıyor; bu perspektif, kardeş coğrafyaların geleceğini koruma iradesinin en somut ifadesi.

Lakin bölgeye yönelik tehditler, artık gizli saklı değil. ABD, İngiltere ve NATO’nun Ürdün ile Kıbrıs üzerinden yığınak yapması, 2025 Haziran’ında revize edildiği belirtilen genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) yeni bir aşaması olarak görülüyor. 
Armageddon senaryosu, farklı bir evreye taşınıyor. 

Hedef yalnızca İran’la sınırlı değil; bölge ülkelerinin haritası baştan çizilmek isteniyor. 

İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bu büyük kurgunun yalnızca görünen yüzü. Asıl amaç, Türkiye’den Hindistan’a, Kızıldeniz’den Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyayı aynı anda kaos, kriz ve savaşa sürüklemek.

Amaç İran'ı terör, mülteci akınları, kaçakçılık ve ayrılıkçı hareketlerin kol gezdiği, kalıcı bir istikrarsızlık bataklığına dönüştürerek devletin tamamen çökmesini sağlamaktır.

Böylece bölgedeki diğer potansiyel rakiplerin: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan… önümüzdeki on yıl boyunca, hatta daha uzun süre bu kaosla meşgul edilmesi hedefleniyor. Ama yemezler.


Adımlar sistematik ve bilinçli ilerliyor: Önce Pakistan-Hindistan hattı ateşlendi, ardından ABD desteğiyle İsrail İran’ı vurdu. İran’ın misillemesi Körfez’deki ABD üslerini hedef aldı. Somaliland’a yerleşen İsrail’le birlikte Yemen, Aden Körfezi ve Kızıldeniz hattı yeni bir savaş alanına dönüştü. Patlamalar Tel Aviv’den Riyad’a, Dubai’den Amman’a, Katar’dan Bahreyn’e yayılıyor. 

İran’ın net mesajı şu: “Ben batarsam, hepiniz yanarsınız.” Bu tehlikeli denge, nükleer silahların devreye girebileceği bir felakete kapı aralıyor. Bu, sınırlı bir İran meselesi değil; bütün bölgeyi etkileyecek kazananı olmayan bir küresel savaş senaryosu.
Türkiye için tablo son derece kritik: Güneyde İsrail varlığı, doğuda İran üzerinden yeni bir kuşatma ihtimali, Türkiye-Orta Asya hattının kesilmesi ve Afrika’dan İslam dünyasına uzanan stratejik bağların hedef alınması söz konusu. Bu nedenle devletimiz olağanüstü bir diplomasi trafiği yürütüyor; amaç, yangını büyümeden söndürmek.

ABD ordusundan emekli Albay Douglas Macgregor’un  afkurması da bu resmi tamamlıyor. 

Bölgeyi kana bulayan bu emperyalist kurgu, yıkım ve istikrarsızlıktan başka bir şey üretmiyor. Eğer ortak akıl ve cesur diplomasiyle durdurulmazsa, bedelini hep birlikte ödeyeceğiz.

Türk milletinin iradesine, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve devletimizin bekasına uzanan her el, yalnızca bize değil, bütün Türk dünyasına savaş açmış demektir. Türk Devletleri Teşkilatı barışın, istikrarın ve kardeşliğin tarafındadır. Ancak şunu herkes iyi bilsin: Bize yönelik en ufak tehdit, en kirli oyun karşısında ortak irademiz çelik gibi duracak, ortak gücümüz tek yumruk olacak ve uzanan her el kırılacaktır. Ne pahasına olursa olsun.

Gönlümüz ve duamız, bu katliamcılara karşı mazlum Müslümanların yanında. İran’ın toprak bütünlüğü bizim için de kıymetli. Allah yar ve yardımcıları olsun. Bu fırtınada dimdik duracak olan, Türk milletinin azmi ve birliğidir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.