BARIŞın Adresi Neden Türkiye?
Bir savaşın kazananı olur mu? Kağıt üzerinde belki, ama gerçekte yoktur. Hele Rusya–Ukrayna savaşı gibi bir trajedinin… Üç yıl geçti, Ukrayna’nın topraklarının neredeyse dörtte biri işgal altında, bir milyon insan hayatını kaybetti, on iki milyon insan yerinden edildi. Milyonlarca aile artık eski yaşamlarına asla dönemeyecek.
Bu tablonun neresi “kazanan”?
Ama işin ironisi burada: Büyük kaybeden Ukrayna iken, büyük kazanan Amerika Birleşik Devletleri.
Washington tam istediğini aldı: NATO’ya ruh üfledi, İsveç ve Finlandiya’yı ittifaka kattı, Almanya ve Fransa’yı yeniden hizaya soktu. Kısacası “ben olmadan Avrupa’da hiçbir güvenlik düzeni kurulamaz” mesajını perçinledi.
Peki ya Türkiye?
Türkiye, bu savaşın en başından beri farklı bir yol izledi. Ne irrasyonel yaptırımlar zincirine katıldı, ne de öfkeyle hareket etti. Tolstoy’u yasaklamadı :), Rus sporcuları sahalardan kovmadı, üniversitelerimizde okuyan Rus öğrencilere kapıyı göstermedi. Ama aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü de kararlılıkla savundu. Kırım’ın Türk yurdu olduğunu vurguladı. Yani dengeli, soğukkanlı ve tutarlı bir duruş sergiledi.
Unutmayalım: Çatışmaların başlamasından yalnızca bir ay sonra, Türkiye tarafları İstanbul’da bir araya getirmişti. Samimi bir plan masadaydı. Zelenskiy imzaya yaklaşmıştı. Ama o anda devreye giren İngiltere Başbakanı Boris Johnson, tüm süreci sabote etti. Ve barışın kıyısına gelmiş bir halk, yeniden ateşe atıldı.
Bugün geldiğimiz noktada Türkiye hâlâ aynı çağrıyı yapıyor:
“Gelin, barışa giden yol burada yazılsın. Ankara’da, İstanbul’da, Antalya’da…”
Fakat işin bir başka boyutu daha var: Rekabet.
Batı dünyası, barışın Türkiye üzerinden gelmesini istemiyor. Çünkü bu, Türkiye’nin doğal liderliğini gözler önüne serecek. Fransa “neden öncülük bizde değil” diye kıvranıyor. Amerika “bir Nobel adayı daha mı çıkacak” kaygısıyla kıpırdanıyor.
Oysa gerçek şu: Bu coğrafyada, tarih de, kültür de, jeopolitik de Türkiye’yi işaret ediyor. Bizim liderliğimiz öyle sahte, öyle sonradan edinilmiş değil. Doğal.
Evet, Avusturya ya da İsviçre alternatif adres olarak konuşulabilir. Ama bunlar günü kurtarır. Kalıcı çözüm? Ancak Türkiye’nin garantörlüğünde, Türkiye’nin arabuluculuğunda mümkün.
Şunu unutmayalım:
Bir savaş başladığında, aslında başka bir yerde çoktan pazarlıklar başlamıştır. Şimdi görüyoruz ki Ukrayna’ya büyük baskılar yapılıyor, Rusya’ya bazı topraklar bırakılacak, Zelenskiy zorla masaya oturtulacak.
Türkiye’nin önemi işte tam da burada ortaya çıkıyor. Samimiyetsiz “barış” söylemlerinin ötesinde, gerçekçi ve dengeli bir yol haritası sunabiliyor.
Ve eğer bir gün barışın kapısı aralanacaksa, emin olun o kapının anahtarı Ankara’da, İstanbul’da, Antalya’da olacak.
