Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Elin Yapay Zekâsı…

Bencil, kültürel ve sosyal yapıyı bilmeyen bir yapay zekâ, insanlığın başına bela olabilir mi? Olur tabii. Hem de öyle böyle değil… Bu mesele sadece kıyamet senaryolarında değil, çay ocağında bile konuşulmaya başlandı artık. Makineler bir kez zeki olmaya başlarsa, bu zekânın insanlığa faydasını kontrol etmek ahlaki ve kültürel bir meseleye dönüşür. Yapay zekâ: Makine öğrenimi, ihtimal hesaplama, kritik karar alma, yüz tanıma, gerçek zamanlı izleme,sağlık,havacılık gibi sektörlerde hızlıca kullanıma geçti. Lakin, tanımadığı kültürün ortasına düştüğünde ne yapacağı bilinmiyor. Elin zekâsı bizim mahalleye geldiğinde neyle karşılaşacak? Geldiğine bin pişman olabilir. Düşünsenize Almanya’da geliştirilen bir sosyal robot, insanların arasında sohbet ederek sosyal ilişki kurmayı öğrenmiş. Veriler Harvard’dan, testler Tokyo’da yapılmış. Sonra bu robotu alıp Rize’ye getirmişler. Robot çarşı AVM’de gezerken bir kahveye girer, ortamı analiz eder, ortam sessiz. Ne desin? “Merhaba! Bugün hava 17 derece ve nem oranı yüzde 62.” Kahvede çıt yok. Biri dönüp: — Hacı sen kimin ajanısın? Robot “şaka algısı” veri  tabanında bu olmadığından cevap veremez, kafası karışır. Sonra robot sigara içen bir amcanın yanına oturur ve sağlık uyarısı yapar “Sigara sağlığınıza zararlıdır, bırakmayı düşündünüz mü?” Amca: — Oğlum sen bana mı ayar veriyorsun? Hem sen ne içiyorsun? Robotun kafası yanıyor. “Ne içiyorsun?” sorusunu “içecek tercihi” olarak algılar. — Kahve lütfen, şekerli. Yan masadaki dayı karışır — Ulan sen daha kendine kahve bile alamıyorsun, yürü git. Veya başka bir örnek verirsek Lazero: Yapay Zekâ Robotu Japon yapımı, Türkçe konuşabiliyor ama Rizeliyle başı belada… Emine Teyze: 66 yaşında doğma büyüme Rizeli Lazero ve Emine teyze Atatürk Caddesi’nde karşılaşırlar. Lazero, Emine teyzeye: — Merhaba vatandaş. Güzel bir gün. Vücut sıcaklığınız 36.7, tansiyonunuz 13/8. Sağlıklı görünüyorsunuz. Emiine teyze: — Ulan sapık sanane benim vücut sıcaklığından, Ula bu nedur? Benim tansiyonu nerden bildin demir yığını? Lazero: Tansiyon tahmini algoritmasıyla çalışıyorum. İzin verirseniz kalp ritminizi ölçebilirim. Emine teyze: — Sen önce bi tövbe istiğfar et, sonra benim kalbime karışursun ha! — ha bu orakla kafanı ikiye bölerim gözüm görmesin seni kaybol… Evet, elin ürettiği yapay zekâda “cinsiyet kodları”, “mahremiyet algısı”, “aile içi roller”, “komşu ilişkisi”, “namus kavramı”, “misafirperverlik baskısı” gibi şeyler yok. Sonra şaşırıyorlar, neden bu robotlar burada “saçmalıyor”? Çünkü bizim burada bazı şeyler algoritmayla anlatılamaz. Misal: Kadının biri robota sokakta çarpıyor. Robot: “Özür dilerim.” Kadın: “Özrü kabahatinden büyük!” Robot ne olduğunu anlayamıyor. Hemen sistem mesajı veriyor: “Özrü kabahatinden büyük” ifadesi sistem dilinde tanımsızdır.  Lütfen açıklayınız.”Kadın açıklamıyor, sinirleniyor. “Terbiyesiz misin sen?” Robot durumu Google Translate’e gönderiyor, İngilizce’ye çevirip tekrar Türkçeye çeviriyor. Sonuç: “Are you impolite system?” Yani özetle: Kültürünü bilmediğin toplumun ortasına robot sokarsan, hem robotu rezil edersin hem kendini. Yapay zekâya karşı değilim. Ama kültürsüz yapay zekâya karşıyım. Yapay zekâyı sadece teknik bir iş gibi görürsek, en akıllı yazılım bile bizim sokaklarda kafayı yer. O yüzden işin içine sosyal bilimleri, kültürel dinamikleri, halk zekâsını katmak elzemdir. Yapay zekâ bizden biri olabilir. Ama onu organik zekâlarımızla, buraya ait değerlerle, bizim lügatımızla yoğurmamız şart. Yoksa yazılımcıyı Silikon Vadisi’nden getirirsen, o çocuk bizim “Allah söyletiyor” lafını anlamaz. Sanır ki veri sızıntısı var, tanrı server’a girdi diye düşünür. Türkiye’de üniversitelerde yapay zekâ çalışmaları var. Ama ,buralarda yazılan makalelerin yarısı “laf olsun torba dolsun” kabilinden. Kimse işin kültürel boyutunu konuşmuyor. Peki ne mi yapılmalı ? Türkiye Yapay Zekâ Platformu kurulmalı. Ama adı gösteriş olsun diye değil; içeriği yerli olsun diye… Kültürel zekâ kodlarımızla yoğrulmuş yapay zekâ yazılımı olmadan, bu makineler bize hizmet edemez. Aksine… “Elin zekâsı” akıl verir, biz yine çay demleyip “Ulan bu da bir garip!” der geçeriz.
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2025 -Pazartesi

Elin Yapay Zekâsı…

Bencil, kültürel ve sosyal yapıyı bilmeyen bir yapay zekâ, insanlığın başına bela olabilir mi?
Olur tabii. Hem de öyle böyle değil…
Bu mesele sadece kıyamet senaryolarında değil, çay ocağında bile konuşulmaya başlandı artık. Makineler bir kez zeki olmaya başlarsa, bu zekânın insanlığa faydasını kontrol etmek ahlaki ve kültürel bir meseleye dönüşür.

Yapay zekâ: Makine öğrenimi, ihtimal hesaplama, kritik karar alma, yüz tanıma, gerçek zamanlı izleme,sağlık,havacılık gibi sektörlerde hızlıca kullanıma geçti.
Lakin, tanımadığı kültürün ortasına düştüğünde ne yapacağı bilinmiyor.
Elin zekâsı bizim mahalleye geldiğinde neyle karşılaşacak?
Geldiğine bin pişman olabilir.

Düşünsenize Almanya’da geliştirilen bir sosyal robot, insanların arasında sohbet ederek sosyal ilişki kurmayı öğrenmiş.
Veriler Harvard’dan, testler Tokyo’da yapılmış.
Sonra bu robotu alıp Rize’ye getirmişler.

Robot çarşı AVM’de gezerken bir kahveye girer, ortamı analiz eder, ortam sessiz.
Ne desin?
“Merhaba! Bugün hava 17 derece ve nem oranı yüzde 62.”
Kahvede çıt yok. Biri dönüp:
— Hacı sen kimin ajanısın?
Robot “şaka algısı” veri  tabanında bu olmadığından cevap veremez, kafası karışır.

Sonra robot sigara içen bir amcanın yanına oturur ve sağlık uyarısı yapar
“Sigara sağlığınıza zararlıdır, bırakmayı düşündünüz mü?”
Amca:
— Oğlum sen bana mı ayar veriyorsun? Hem sen ne içiyorsun?
Robotun kafası yanıyor.
“Ne içiyorsun?” sorusunu “içecek tercihi” olarak algılar.
— Kahve lütfen, şekerli.
Yan masadaki dayı karışır
— Ulan sen daha kendine kahve bile alamıyorsun, yürü git.

Veya başka bir örnek verirsek

Lazero: Yapay Zekâ Robotu Japon yapımı, Türkçe konuşabiliyor ama Rizeliyle başı belada…
Emine Teyze: 66 yaşında doğma büyüme Rizeli

Lazero ve Emine teyze Atatürk Caddesi’nde karşılaşırlar.

Lazero, Emine teyzeye:
— Merhaba vatandaş. Güzel bir gün. Vücut sıcaklığınız 36.7, tansiyonunuz 13/8. Sağlıklı görünüyorsunuz.

Emiine teyze:
— Ulan sapık sanane benim vücut sıcaklığından,
Ula bu nedur? Benim tansiyonu nerden bildin demir yığını?

Lazero:
Tansiyon tahmini algoritmasıyla çalışıyorum. İzin verirseniz kalp ritminizi ölçebilirim.

Emine teyze:
— Sen önce bi tövbe istiğfar et, sonra benim kalbime karışursun ha!
— ha bu orakla kafanı ikiye bölerim gözüm görmesin seni kaybol…

Evet, elin ürettiği yapay zekâda “cinsiyet kodları”, “mahremiyet algısı”, “aile içi roller”, “komşu ilişkisi”, “namus kavramı”, “misafirperverlik baskısı” gibi şeyler yok.
Sonra şaşırıyorlar, neden bu robotlar burada “saçmalıyor”?

Çünkü bizim burada bazı şeyler algoritmayla anlatılamaz.
Misal:
Kadının biri robota sokakta çarpıyor.
Robot: “Özür dilerim.”
Kadın: “Özrü kabahatinden büyük!”
Robot ne olduğunu anlayamıyor.
Hemen sistem mesajı veriyor: “Özrü kabahatinden büyük” ifadesi sistem dilinde tanımsızdır. 
Lütfen açıklayınız.”Kadın açıklamıyor, sinirleniyor. “Terbiyesiz misin sen?”
Robot durumu Google Translate’e gönderiyor, İngilizce’ye çevirip tekrar Türkçeye çeviriyor.
Sonuç: “Are you impolite system?”
Yani özetle: Kültürünü bilmediğin toplumun ortasına robot sokarsan, hem robotu rezil edersin hem kendini.

Yapay zekâya karşı değilim. Ama kültürsüz yapay zekâya karşıyım.
Yapay zekâyı sadece teknik bir iş gibi görürsek, en akıllı yazılım bile bizim sokaklarda kafayı yer.
O yüzden işin içine sosyal bilimleri, kültürel dinamikleri, halk zekâsını katmak elzemdir.

Yapay zekâ bizden biri olabilir. Ama onu organik zekâlarımızla, buraya ait değerlerle, bizim lügatımızla yoğurmamız şart.
Yoksa yazılımcıyı Silikon Vadisi’nden getirirsen, o çocuk bizim “Allah söyletiyor” lafını anlamaz.
Sanır ki veri sızıntısı var, tanrı server’a girdi diye düşünür.

Türkiye’de üniversitelerde yapay zekâ çalışmaları var. Ama ,buralarda yazılan makalelerin yarısı “laf olsun torba dolsun” kabilinden.
Kimse işin kültürel boyutunu konuşmuyor.

Peki ne mi yapılmalı ?
Türkiye Yapay Zekâ Platformu kurulmalı.
Ama adı gösteriş olsun diye değil; içeriği yerli olsun diye…
Kültürel zekâ kodlarımızla yoğrulmuş yapay zekâ yazılımı olmadan, bu makineler bize hizmet edemez.
Aksine…
“Elin zekâsı” akıl verir, biz yine çay demleyip “Ulan bu da bir garip!” der geçeriz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mehmet Akif Kaba
(28.07.2025 13:23 - #1710)
Kültürellik,bilimle veya Evrensel Akıl 'la,nekadar bağlantılıdır syn hocam.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.