Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Kokuşmuş Düzenin Aynası

Dünya uzun süredir bir çürümenin kokusunu alıyor. Ama kimse açık açık “burada bir şeyler yanlış” demeye cesaret edemiyor. Kuralsızlığın en büyük savunucuları, kürsülerden “kurallara dayalı düzen” nutukları atıyor. Friedrich Merz, Münih Güvenlik Konferansı’nda “Haklara ve kurallara dayalı düzen sarsılıyor, özgürlüğümüz tehlikede” diyor. Peki soralım: Hangi özgürlük? Kimin hakkı? Gazze’de siviller hayatını kaybederken Avrupa’nın suskunluğu hangi düzenin parçası? Donald Trump’ın hoyrat dili, Benjamin Netanyahu’nun sert politikaları karşısında “medeniyet” diyenlerin edilgenliği dünyayı şirazesinden çıkarmadı mı? Batı’nın demokrasi söylemi ile sahadaki gerçekliği arasındaki makas artık gizlenemiyor. Bir başka cephede ise karanlık dosyalar açılıyor. Jeffrey Epstein dosyaları yeniden gündemde. Kamuoyuna yansıyan belgelerde farklı alanlardan pek çok yüksek profilli ismin adının geçtiği iddia ediliyor. Ancak şunu ayırmak gerekiyor: Bir ismin bir dosyada geçmesi, o kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. İddia ile hüküm arasındaki çizgi, hukuk devletinin en temel çizgisidir. Mesele yalnızca bireyler değil. Mesele, güç ağlarının birbirine nasıl temas ettiği. Thorbjørn Jagland hakkında ortaya atılan iddialar sonrası Nobel Committee arşivlerinin inceleneceği haberleri de bu tartışmayı büyüttü. Bir dönem Barack Obama’ya daha başkanlığının ilk yılında Nobel Barış Ödülü verilmesi de o günlerde “fazla erken değil mi?” sorusunu beraberinde getirmişti. Nobel bir ödül müydü, yoksa küresel siyasetin sembolik bir hamlesi mi? Batı’nın özgürlük söylemi, insan hakları retoriği ve modernlik iddiası; Eğer seçici bir hassasiyete dayanıyorsa, Eğer bazı ölümler görünmez, bazı skandallar ertelenebilir kabul ediliyorsa, O zaman mesele sadece bireysel suçlar değil, sistemsel bir çürümedir. Bugün dünya çifte standartlar yüzünden savruluyor. Belki de asıl tehlikede olan özgürlük değil, İnandırıcılıktır. Ve inandırıcılık kaybolduğunda, Medeniyet dediğiniz şey sadece bir vitrin süsü olarak kalır. Bu akşam ilk sahura kalkacağız. Yarın ilk orucu tutacağız. Belki de tam da böyle zamanlarda, Dünyanın adaletsizliğini konuşurken, Kendi iç adaletimizi inşa etme ayı başlıyor. Ramazan; Sadece aç kalmak değildir Hakkı tutmak, Zulme karşı kalbi diri tutmak, Nefsi terbiye ederken vicdanı büyütmektir. Dilerim ki bu Ramazan; Kalplerimize merhamet, Sözlerimize hikmet, Dünyaya adalet nasip etsin. Hayırlı Ramazanlar…
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba

Kokuşmuş Düzenin Aynası

Dünya uzun süredir bir çürümenin kokusunu alıyor.
Ama kimse açık açık “burada bir şeyler yanlış” demeye cesaret edemiyor.

Kuralsızlığın en büyük savunucuları, kürsülerden “kurallara dayalı düzen” nutukları atıyor.

Friedrich Merz, Münih Güvenlik Konferansı’nda “Haklara ve kurallara dayalı düzen sarsılıyor, özgürlüğümüz tehlikede” diyor.
Peki soralım: Hangi özgürlük? Kimin hakkı?

Gazze’de siviller hayatını kaybederken Avrupa’nın suskunluğu hangi düzenin parçası?
Donald Trump’ın hoyrat dili,
Benjamin Netanyahu’nun sert politikaları karşısında “medeniyet” diyenlerin edilgenliği dünyayı şirazesinden çıkarmadı mı?

Batı’nın demokrasi söylemi ile sahadaki gerçekliği arasındaki makas artık gizlenemiyor.

Bir başka cephede ise karanlık dosyalar açılıyor.

Jeffrey Epstein dosyaları yeniden gündemde. Kamuoyuna yansıyan belgelerde farklı alanlardan pek çok yüksek profilli ismin adının geçtiği iddia ediliyor.

Ancak şunu ayırmak gerekiyor:
Bir ismin bir dosyada geçmesi, o kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.
İddia ile hüküm arasındaki çizgi, hukuk devletinin en temel çizgisidir.

Mesele yalnızca bireyler değil.
Mesele, güç ağlarının birbirine nasıl temas ettiği.

Thorbjørn Jagland hakkında ortaya atılan iddialar sonrası
Nobel Committee arşivlerinin inceleneceği haberleri de bu tartışmayı büyüttü.

Bir dönem
Barack Obama’ya daha başkanlığının ilk yılında Nobel Barış Ödülü verilmesi de o günlerde “fazla erken değil mi?” sorusunu beraberinde getirmişti.

Nobel bir ödül müydü, yoksa küresel siyasetin sembolik bir hamlesi mi?

Batı’nın özgürlük söylemi, insan hakları retoriği ve modernlik iddiası;
Eğer seçici bir hassasiyete dayanıyorsa,
Eğer bazı ölümler görünmez, bazı skandallar ertelenebilir kabul ediliyorsa,
O zaman mesele sadece bireysel suçlar değil, sistemsel bir çürümedir.

Bugün dünya çifte standartlar yüzünden savruluyor.
Belki de asıl tehlikede olan özgürlük değil,
İnandırıcılıktır.

Ve inandırıcılık kaybolduğunda,
Medeniyet dediğiniz şey sadece bir vitrin süsü olarak kalır.

Bu akşam ilk sahura kalkacağız.
Yarın ilk orucu tutacağız.

Belki de tam da böyle zamanlarda,
Dünyanın adaletsizliğini konuşurken,
Kendi iç adaletimizi inşa etme ayı başlıyor.
Ramazan;
Sadece aç kalmak değildir
Hakkı tutmak,
Zulme karşı kalbi diri tutmak,
Nefsi terbiye ederken vicdanı büyütmektir.

Dilerim ki bu Ramazan;
Kalplerimize merhamet,
Sözlerimize hikmet,
Dünyaya adalet nasip etsin.

Hayırlı Ramazanlar…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.