Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Nobel’e Oynayan Sarışın Trump, ve Katil Netanyahu

Sarışın Trump ve KATİL Netanyahu’nun planının özeti: Filistin diye bir devlet olmayacak, Hamas tasfiye edilecek.. Kabul eden Filistinliler İsrail baskısı altında yaşayacak, istemeyenler Filistin'i terk edecek. İsrail'i Filistinlilerden korumak için Arap ülkelerden bir inzibat gücü oluşturulacak. Gazze'nin temizliği ve imarının faturası Müslüman Arap ülkelere ödetilecek Soykırımın mimarı İsrail hiç bir bedel ödemeyecek.. Gazze İsrail ve ABD ablukasını daha şiddetli yaşayacak.. Gazzelilerin topraklarını terk etmesi için İsrail baskısı şiddetlenecek.. Abraham Anlaşması ile İsrail bölgenin yavşak abisi yapılacak.. Ortadoğu’da her yeni ateşkes çağrısı, aslında bir tiyatro sahnesi. Masaya konan 21 maddelik anlaşmalar, gözlemci heyetler, “BARIŞ” süsü verilmiş belgeler… Ama gerçekte olan biten, insanların gözlerinin içine baka baka yapılan bir aldatmacadan ibaret. Sorulması gereken basit: Batı gerçekten barış mı istiyor?  Yoksa sadece Hamas’ı köşeye sıkıştırıp, İsrail’in elini serbest bırakacak bir senaryonun figüranlığını mı yapıyor?  “Revize edelim” diyerek sahte bir diplomasi yürütmek başka, kökten çözüm iradesi ortaya koymak başka şeydir. Bugün gördüğümüz, sadece zaman kazanma oyunu. Sarışın Trump sahneye yeniden çıkıyor, kendini “barışı getiren lider” olarak pazarlamaya çalışıyor.  Bir yandan sekizinci savaşı bitirdiğini ilan ediyor, diğer yandan Nobel’in peşinde koşuyor. Ama bu tavır, diplomasi değil; popülizmin ta kendisi.  Kudüs’ün tarihini bilmeyen yok: 52 kez savaş nedeni oldu, 44 kez el değiştirdi. Eğer bu tabloya rağmen hâlâ iki devletli çözümden bahsetmiyorsanız, siz barışı değil, savaşı sürdürülebilir kılmaya çalışıyorsunuz demektir. Rakamlar kanıt: Resmî verilere göre on binlerce ölü, yüzbinlerce yaralı, binlerce bina enkaza dönüştü. Birleşmiş Milletler temsilcilerinin bile netleştiremediği yüzbinlerce kayıp var. Ve hâlâ birileri çıkıp buna “çatışma” diyor. Hayır, bu bir soykırım. Ve bu soykırımı görmezden gelenler de en az failler kadar suç ortağıdır. Batının politikaları iki yüzlü. İsrail’e “meşru müdafaa” hakkı veriliyor, ama aynı nefeste “insani yardım” tiyatrosu oynanıyor. İslam dünyası ise hâlâ ortak bir ses çıkaramıyor.  Hamas ikna olmazsa ne olacak? İsrail yeniden saldırırsa kim dur diyecek?  Yoksa herkes sarışın Trump’ın dediği gibi“benden günah gitti” diyerek işin içinden mi çıkacak? Bu tabloda asıl kaybeden sadece Filistin değil, küresel vicdanın kendisi. Tarih, bugün yaşananları satır satır yazacak. Ve yazarken, kimlerin gerçekten barış için çabaladığını, kimlerin riyakârca sahne aldığını da kaydedecek. Gazze halkı haklı davaları için, iki yıldır kanlarıyla canlarıyla gösterdikleri onurlu ve haklı direniş ile tüm insanlığı feth etmişken, elde ettikleri kazanımları bir avuç zorbanın ,katılın, hainnin entikalariyla masada kaybetmemelidir. Devletler bu “tasfiye ve teslimiyet” anlaşmasını beğenmiş olabilir ama milletler asla beğenmedi. Hiç bir Filistinli de  bu anlaşmaya imza atmak istemez. Şimdi onları imza için zorluyorlar. Fakat tüm bunların sonunda dünya başka bir yere doğru gidecek. Çünkü dünya milletlerini hiç bu kadar öfkeli ve cesur görmedim. Yozlaşmış ve çürümüş tüm rejimlerin sonu yakındır…
Ekleme Tarihi: 30 Eylül 2025 -Salı

Nobel’e Oynayan Sarışın Trump, ve Katil Netanyahu

Sarışın Trump ve KATİL Netanyahu’nun planının özeti:
Filistin diye bir devlet olmayacak,
Hamas tasfiye edilecek..
Kabul eden Filistinliler İsrail baskısı altında yaşayacak, istemeyenler Filistin'i terk edecek.
İsrail'i Filistinlilerden korumak için Arap ülkelerden bir inzibat gücü oluşturulacak.
Gazze'nin temizliği ve imarının faturası Müslüman Arap ülkelere ödetilecek
Soykırımın mimarı İsrail hiç bir bedel ödemeyecek..
Gazze İsrail ve ABD ablukasını daha şiddetli yaşayacak..
Gazzelilerin topraklarını terk etmesi için İsrail baskısı şiddetlenecek..
Abraham Anlaşması ile İsrail bölgenin yavşak abisi yapılacak..

Ortadoğu’da her yeni ateşkes çağrısı, aslında bir tiyatro sahnesi. Masaya konan 21 maddelik anlaşmalar, gözlemci heyetler, “BARIŞ” süsü verilmiş belgeler… Ama gerçekte olan biten, insanların gözlerinin içine baka baka yapılan bir aldatmacadan ibaret.

Sorulması gereken basit: Batı gerçekten barış mı istiyor? 
Yoksa sadece Hamas’ı köşeye sıkıştırıp, İsrail’in elini serbest bırakacak bir senaryonun figüranlığını mı yapıyor?
 “Revize edelim” diyerek sahte bir diplomasi yürütmek başka, kökten çözüm iradesi ortaya koymak başka şeydir. Bugün gördüğümüz, sadece zaman kazanma oyunu.

Sarışın Trump sahneye yeniden çıkıyor, kendini “barışı getiren lider” olarak pazarlamaya çalışıyor. 
Bir yandan sekizinci savaşı bitirdiğini ilan ediyor, diğer yandan Nobel’in peşinde koşuyor. Ama bu tavır, diplomasi değil; popülizmin ta kendisi. 

Kudüs’ün tarihini bilmeyen yok: 52 kez savaş nedeni oldu, 44 kez el değiştirdi. Eğer bu tabloya rağmen hâlâ iki devletli çözümden bahsetmiyorsanız, siz barışı değil, savaşı sürdürülebilir kılmaya çalışıyorsunuz demektir.

Rakamlar kanıt: Resmî verilere göre on binlerce ölü, yüzbinlerce yaralı, binlerce bina enkaza dönüştü. Birleşmiş Milletler temsilcilerinin bile netleştiremediği yüzbinlerce kayıp var. Ve hâlâ birileri çıkıp buna “çatışma” diyor. Hayır, bu bir soykırım. Ve bu soykırımı görmezden gelenler de en az failler kadar suç ortağıdır.

Batının politikaları iki yüzlü. İsrail’e “meşru müdafaa” hakkı veriliyor, ama aynı nefeste “insani yardım” tiyatrosu oynanıyor. İslam dünyası ise hâlâ ortak bir ses çıkaramıyor. 

Hamas ikna olmazsa ne olacak?
İsrail yeniden saldırırsa kim dur diyecek? 
Yoksa herkes sarışın Trump’ın dediği gibi“benden günah gitti” diyerek işin içinden mi çıkacak?

Bu tabloda asıl kaybeden sadece Filistin değil, küresel vicdanın kendisi. Tarih, bugün yaşananları satır satır yazacak. Ve yazarken, kimlerin gerçekten barış için çabaladığını, kimlerin riyakârca sahne aldığını da kaydedecek.

Gazze halkı haklı davaları için, iki yıldır kanlarıyla canlarıyla gösterdikleri onurlu ve haklı direniş ile tüm insanlığı feth etmişken, elde ettikleri kazanımları bir avuç zorbanın ,katılın, hainnin entikalariyla masada kaybetmemelidir.

Devletler bu “tasfiye ve teslimiyet” anlaşmasını beğenmiş olabilir ama milletler asla beğenmedi.
Hiç bir Filistinli de  bu anlaşmaya imza atmak istemez.
Şimdi onları imza için zorluyorlar.
Fakat tüm bunların sonunda dünya başka bir yere doğru gidecek.
Çünkü dünya milletlerini hiç bu kadar öfkeli ve cesur görmedim.
Yozlaşmış ve çürümüş tüm rejimlerin sonu yakındır…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.