İnsan hayatında öyle anlar vardır ki… Ne para satın alır, ne mevki…
Sadece çayın buharı, ekmeğin çıtırtısı, muhlamanın ip gibi uzayan giden peyniri ve sohbetin samimiyetiyle yaşanır.
Güneysu’daki köy evimizde, Elif’im ve yeğenim Sena’nın hazırladığı kahvaltı sofrasının etrafında toplanınca, işte tam da o anlardan birini yaşadım.
Bizim ailenin erkeleri bile mutfağa girer…
Babam, eniştem… Yumurtayı kırar, domatesi doğrar.
Niye mi?
Çünkü bizde kahvaltı sadece midenin değil, yüreğin de doyduğu bir vakittir.
Kahvaltı, iyi aile olmanın şifresidir.
Çatal bıçağın tıkırtısıyla değil, muhabbetin sıcaklığıyla kurulur bizde sofra.
Pazar sabahı masası dedin mi, başka bir şey olur.
Ne okul var, ne iş.
Herkes evde.
Çaydanlık fokurdaya fokurdaya kaynar, dışarıda kuşlar öter, içeride kahkaha…
Civardan kim varsa gelir. Misafir başımızın tacıdır.
Sofranın üstü doludur ama esas zenginlik, masa değil, etrafındaki insanlardadır.
⸻
Bu sabah Elif tuttu,
“Baba,” dedi, “Dedenin kaşığını kullanabilir miyim?”
Bir anda masada ses kesildi.
Reşit’in Mustafa… Yani dedem… Güneysu’nun eski nahiye müdürüdür, rahmetli.
O kaşık dışında başka kaşık kullanmazdı.
Ve aradan yaklaşık 50 yıl geçmesine rağmen, o kaşığı özenle saklıyoruz.
Bazen ben, bazen babam, onun da çok sevdiği yoğurt tiftisini yapar, sadece o kaşıkla yeriz.
Ve onu anarız.
Elif kaşığa baktı, sonra bize…
Biz de sustuk. Hani konuşsan ağlayacaksın… Sustuk.
Ama sonra Sena dayanamayıp araya girdi:
— Muhlama yiyen diye!
İşte aile böyle bir şey…
Eksilirsin ama eksik kalmazsın.
Çünkü sevgiyle doldurulur her boşluk.
⸻
Bir Masa, Bir Mucize
Dostlar…
Pazar sabahlarını ziyan etmeyin.
Dışarılarda sabaha kadar gezersiniz, okey…
Ama pazar sabahı uyanın.
Kahvaltı sadece kahvaltı değildir.
O, bir masanın etrafında yeniden “biz” olabilmenin fırsatıdır.
Telefonu bir kenara koyun.
Instagram’a değil; annenizin, eşinizin, sevgilinizin, çocuklarınızın gözlerine bakın.
TikTok videosu yerine babanızın anlattığı o eski hikâyeyi dinleyin.
Bir gün anlarsınız… O masa, dünyanın en kıymetli yeriymiş.
Teşekkürler Elif’im…
Teşekkürler Sena’m…
Teşekkürler DEDE’m… Senin kaşığın hâlâ burada.
Ve teşekkürler kahvaltı…
Bizi biz ettiğin için.
Ve sonrasında…
“Kahveler benden!” deyip kahveyi yudumlamayı da unutmayın!
