Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Yapay ve Doğal Zeka;Aşk KOÇu, Peki Sonra?

Geçenlerde Madrid Cafe’de oturuyordum. Yan masada genç bir çocuk vardı, Rahmi. Telefonundan bir kızın fotoğrafını yapay zekaya yükledi. Ardından kendi fotoğrafını da gönderip sormaya başladı: “Bu güzellikle nasıl bir ilişkim olur?” Yapay zeka önüne konulan fotoğraflardan ve birkaç bilgiden hareketle, ilişkinin nasıl olabileceğine dair yorumlar yapıyordu. Bir süre dinledim. Dayanamadım, çocuğa döndüm: “ kulak misafiri oldum  bırak şu yapay zekâyı. Kadınlardan uzak dur, hayatını yaşa. Daha mutlu, daha keyifli bir hayat geçirirsin.” dedim. Güldük, biraz sohbet ettik.  Sonra ona, “Madem yapay zekâ bu kadar biliyor, bir de benim için sor bakayım” dedim. Ben Koç burcuyum. “Bir Koç hangi burçlarla güzel bir arkadaşlık ve evlilik yaşayabilir?” diye sorduk. Yapay zekâ hiç düşünmeden sıraladı: hadi buyrun! Koç için en iyi eşleşmeler Aslan: Tutku, özgüven ve hareket çok güçlüdür. İki taraf da birbirini desteklerse oldukça güçlü bir evlilik çıkabilir. Ancak “Kim yönetecek?” kavgasına dikkat. Yay: Bence Koç için en doğal eşleşmelerden biri. Özgürlük, macera, mizah ve hareket ortak noktadır. Birbirlerini boğmadan yaşayabilirler. İkizler: Koç’un enerjisine İkizler’in zekâsı ve sohbeti iyi gelir. İlişki kolay kolay sıkıcı olmaz. Ancak İkizler’in değişkenliği Koç’u zaman zaman yorabilir. Terazi:İlginç bir karşıtlık. Koç doğrudan ve hızlıdır, Terazi daha ölçülü ve diplomatik. Birbirlerini tamamlayabilirler. Fakat karar alma konusunda sürtüşme yaşanabilir. Fazla kıskançlık ilişkiyi zorlayabilir. Yengeç:Koç’un doğrudanlığı Yengeç’i kırabilir; Yengeç’in duygusal hassasiyeti de Koç’u yorabilir.  Oğlak:İki güçlü karakter. Uzun vadede çok başarılı bir ortaklık olabilir ama güç savaşı yaşanabilir. Akrep:Genellikle yüksek tutku ve güçlü fiziksel çekim  fakat koçun enerjisi ve özgüveni akrebin kendisini sokmasına sebep olur. Boğa:Koç hız ister, Boğa güven ve istikrar ister. Sabır gerekir. Burada özellikle Yengeç kısmında durduk. “Bu zaten denendi, olmadı!” dedim. Evet Rahmi’e teşekkür ediyorum keyifliydi. (Bu arada yapay zekayı yazmak onlarca kez uzun geldi bundan sonra YZ olarak yazacağım.) * O küçük sohbetten sonra aklımda başka bir soru kaldı. Biz yapay zekayı mı kullanacağız, yoksa bir süre sonra YZ mı bizi kullanmaya başlayacak? Bugün bu soru biraz mizahi görünebilir. Ama mesele aslında hiç de mizahi değil. Çünkü YZ artık yalnızca fotoğraf yorumlayan, yazı yazan, matematik problemi çözen veya sohbet eden bir teknoloji olmaktan çıktı. Ekonomiyi, siyaseti, eğitimi, savunmayı, sağlığı, finansı ve kamu yönetimini değiştirebilecek devasa bir güce dönüşüyor. Ve burada asıl sormamız gereken soru şu: YZ’i kim yönetecek? Çünkü tarihin değişmeyen bir kuralı var: Güç kimin elindeyse, geleceğin kurallarını da büyük ölçüde o belirler. Bugün  YZ nin bilgi işlem gücü, verisi, sermayesi ve teknolojik altyapısı giderek birkaç büyük şirketin elinde toplanıyor. İşte tam burada mesele teknoloji olmaktan çıkıyor. Mesele demokrasiye dönüşüyor. YZ nin merkezileştirilerek birkaç şirketin elinde toplanması yerine, tabana yayılması ve insanlara daha fazla özgürlük, üretkenlik ve fırsat kazandırması gerektiğini düşünüyorum. Bence önümüzdeki yılların en önemli tartışmalarından biri de bu olacak. YZ nin gücü birkaç teknoloji şirketinde toplanacak. Onlar veriyi kontrol edecek. Algoritmaları kontrol edecek. Teknolojinin yönünü belirleyecek. Ekonominin hangi alanlarının büyüyeceği, hangi işlerin ortadan kalkacağı ve hangi yatırımların öne çıkacağı konusunda giderek daha fazla söz sahibi olacaklar. Devleti daha şeffaf, daha verimli ve daha hesap verebilir hâle getirmek. Kamu kaynaklarının kullanımını veriye dayalı sistemlerle denetlemek. Teşvikleri, yatırımları ve kamu politikalarını daha objektif kriterlerle değerlendirmek. Ama bütün bunları yaparken son sözü algoritmaya değil, demokratik iradeye bırakmak. Benim “YZ-Hükümeti” derken kastettiğim de tam olarak bu. Robotların yönettiği bir devlet değil. YZ nın kamu yönetiminde güçlü bir denetim ve karar destek mekanizması olarak kullanıldığı yeni bir yönetim anlayışı. Ancak bunun çok önemli bir şartı var: YZ sistemleri şirketlerin, lobilerin veya siyasi iktidarların kapalı odalarında şekillenmemeli. Parlamento tarafından belirlenen şeffaf kurallara tabi olmalı. Siber güvenliği sağlanmalı. Bağımsız denetlenmeli. Farklı siyasi görüşlerden uzmanların, kamu kurumlarının, üniversitelerin ve toplumun denetimine açık olmalı. Çünkü yarının en büyük tehlikesi YZ nin hata yapması olmayabilir. Asıl tehlike, doğru çalışan bir yZ nin yanlış insanların elinde olmasıdır. Düşünün… Bir algoritma milyonlarca insanın hayatını etkileyebilecek kararlar verebiliyor. Kime teşvik verileceğini belirleyebiliyor. Hangi yatırımın öncelikli olduğunu hesaplayabiliyor. Vergi politikalarının sonuçlarını analiz edebiliyor. Kamu kaynaklarının nerede daha verimli kullanılacağını gösterebiliyor. Peki bu algoritmanın kriterlerini kim belirleyecek? Veriyi kim kontrol edecek? Sistemi kim denetleyecek? Ve en önemlisi: Kime hesap verecek? İşte geleceğin demokrasi tartışması tam burada başlayacak. Çünkü YZ dan korkup onu hayatımızın dışına itmek çözüm değil. Tam tersine, bu teknolojiyi toplumun tamamının yararına kullanmayı öğrenmek zorundayız. Rize’den bakınca bile bunun örneklerini görebiliriz. Çayın verimliliğinden turizme, ulaşım planlamasından sağlık hizmetlerine, kamu yatırımlarından eğitim politikalarına kadar pek çok alanda YZ kullanılabilir. Devlet, hangi bölgede hangi yatırımın daha fazla toplumsal fayda sağlayacağını çok daha güçlü veri modelleriyle analiz edebilir. Çay üreticisinin hangi desteğe ihtiyaç duyduğunu belirleyebilir. Turizm hareketlerini önceden öngörebilir. Ulaşım altyapısının gelecekteki ihtiyacını hesaplayabilir. Bütün bunlar mümkün. Ama burada kritik bir ayrım var: YZ kararın sahibi mi olacak, yoksa insanın daha doğru karar vermesine yardım eden bir araç mı? Ben ikinci yolu savunuyorum. Çünkü geleceğimizi algoritmalara teslim edemeyiz. Ama algoritmaları da geleceğimizden dışlayamayız. Önümüzdeki asıl mesele, YZ yı reddetmek değil; onu demokratikleştirmek. Teknoloji birkaç şirketin özel mülkü olabilir. Ama onun toplum üzerindeki etkisi kamusaldır. Dolayısıyla yapay zekanın geleceği konusunda son sözü yalnızca şirketlerin yönetim kurulları söylememeli. Parlamentolar, hükümetler, üniversiteler, bilim insanları ve en önemlisi toplum söz sahibi olmalı. Çünkü aksi hâlde bugün Madrid Cafe’de bir gencin bir kızla ilişkisini YZ ya sormasıyla başlayan hikâye, yarın çok daha büyük bir noktaya gelebilir. Bugün yapay zekâya: “Bu kızla nasıl bir ilişki yaşarım?” diye soruyoruz. Yarın belki: “Bu insan nasıl yönetilmeli?” diye sormaya başlayabiliriz. İşte o gün mesele artık teknoloji olmaktan çıkmış olacaktır. Özgürlüğümüzün meselesidir artık bu! Belki de bütün bu yazının sonunda Rahmi’ye yeniden sormak gerekir: “Rahmi, sence yapay zekayı kim yönetecek?” Muhtemelen telefonunu çıkarıp yine soracaktır. Cevap mı tabii ki “DOĞAL ZEKA”
Ekleme Tarihi: 22 Ağustos 2026 -Cumartesi

Yapay ve Doğal Zeka;Aşk KOÇu, Peki Sonra?

Geçenlerde Madrid Cafe’de oturuyordum. Yan masada genç bir çocuk vardı, Rahmi. Telefonundan bir kızın fotoğrafını yapay zekaya yükledi. Ardından kendi fotoğrafını da gönderip sormaya başladı:

“Bu güzellikle nasıl bir ilişkim olur?”
Yapay zeka önüne konulan fotoğraflardan ve birkaç bilgiden hareketle, ilişkinin nasıl olabileceğine dair yorumlar yapıyordu.

Bir süre dinledim.
Dayanamadım, çocuğa döndüm:
“ kulak misafiri oldum  bırak şu yapay zekâyı. Kadınlardan uzak dur, hayatını yaşa. Daha mutlu, daha keyifli bir hayat geçirirsin.” dedim.
Güldük, biraz sohbet ettik. 

Sonra ona, “Madem yapay zekâ bu kadar biliyor, bir de benim için sor bakayım” dedim.
Ben Koç burcuyum.
“Bir Koç hangi burçlarla güzel bir arkadaşlık ve evlilik yaşayabilir?” diye sorduk.

Yapay zekâ hiç düşünmeden sıraladı: hadi buyrun!
Koç için en iyi eşleşmeler

Aslan: Tutku, özgüven ve hareket çok güçlüdür. İki taraf da birbirini desteklerse oldukça güçlü bir evlilik çıkabilir. Ancak “Kim yönetecek?” kavgasına dikkat.

Yay: Bence Koç için en doğal eşleşmelerden biri. Özgürlük, macera, mizah ve hareket ortak noktadır. Birbirlerini boğmadan yaşayabilirler.

İkizler: Koç’un enerjisine İkizler’in zekâsı ve sohbeti iyi gelir. İlişki kolay kolay sıkıcı olmaz. Ancak İkizler’in değişkenliği Koç’u zaman zaman yorabilir.

Terazi:İlginç bir karşıtlık. Koç doğrudan ve hızlıdır, Terazi daha ölçülü ve diplomatik. Birbirlerini tamamlayabilirler. Fakat karar alma konusunda sürtüşme yaşanabilir.
Fazla kıskançlık ilişkiyi zorlayabilir.

Yengeç:Koç’un doğrudanlığı Yengeç’i kırabilir; Yengeç’in duygusal hassasiyeti de Koç’u yorabilir. 

Oğlak:İki güçlü karakter. Uzun vadede çok başarılı bir ortaklık olabilir ama güç savaşı yaşanabilir.

Akrep:Genellikle yüksek tutku ve güçlü fiziksel çekim  fakat koçun enerjisi ve özgüveni akrebin kendisini sokmasına sebep olur.

Boğa:Koç hız ister, Boğa güven ve istikrar ister. Sabır gerekir.

Burada özellikle Yengeç kısmında durduk.
“Bu zaten denendi, olmadı!” dedim.

Evet Rahmi’e teşekkür ediyorum keyifliydi.
(Bu arada yapay zekayı yazmak onlarca kez uzun geldi bundan sonra YZ olarak yazacağım.)
*
O küçük sohbetten sonra aklımda başka bir soru kaldı.

Biz yapay zekayı mı kullanacağız, yoksa bir süre sonra YZ mı bizi kullanmaya başlayacak?

Bugün bu soru biraz mizahi görünebilir.
Ama mesele aslında hiç de mizahi değil.
Çünkü YZ artık yalnızca fotoğraf yorumlayan, yazı yazan, matematik problemi çözen veya sohbet eden bir teknoloji olmaktan çıktı.

Ekonomiyi, siyaseti, eğitimi, savunmayı, sağlığı, finansı ve kamu yönetimini değiştirebilecek devasa bir güce dönüşüyor.

Ve burada asıl sormamız gereken soru şu:
YZ’i kim yönetecek?
Çünkü tarihin değişmeyen bir kuralı var:
Güç kimin elindeyse, geleceğin kurallarını da büyük ölçüde o belirler.

Bugün  YZ nin bilgi işlem gücü, verisi, sermayesi ve teknolojik altyapısı giderek birkaç büyük şirketin elinde toplanıyor.
İşte tam burada mesele teknoloji olmaktan çıkıyor.
Mesele demokrasiye dönüşüyor.

YZ nin merkezileştirilerek birkaç şirketin elinde toplanması yerine, tabana yayılması ve insanlara daha fazla özgürlük, üretkenlik ve fırsat kazandırması gerektiğini düşünüyorum.
Bence önümüzdeki yılların en önemli tartışmalarından biri de bu olacak.


YZ nin gücü birkaç teknoloji şirketinde toplanacak.
Onlar veriyi kontrol edecek.
Algoritmaları kontrol edecek.
Teknolojinin yönünü belirleyecek.

Ekonominin hangi alanlarının büyüyeceği, hangi işlerin ortadan kalkacağı ve hangi yatırımların öne çıkacağı konusunda giderek daha fazla söz sahibi olacaklar.

Devleti daha şeffaf, daha verimli ve daha hesap verebilir hâle getirmek.
Kamu kaynaklarının kullanımını veriye dayalı sistemlerle denetlemek.
Teşvikleri, yatırımları ve kamu politikalarını daha objektif kriterlerle değerlendirmek.

Ama bütün bunları yaparken son sözü algoritmaya değil, demokratik iradeye bırakmak.
Benim “YZ-Hükümeti” derken kastettiğim de tam olarak bu.

Robotların yönettiği bir devlet değil.
YZ nın kamu yönetiminde güçlü bir denetim ve karar destek mekanizması olarak kullanıldığı yeni bir yönetim anlayışı.

Ancak bunun çok önemli bir şartı var:
YZ sistemleri şirketlerin, lobilerin veya siyasi iktidarların kapalı odalarında şekillenmemeli.

Parlamento tarafından belirlenen şeffaf kurallara tabi olmalı.
Siber güvenliği sağlanmalı.
Bağımsız denetlenmeli.
Farklı siyasi görüşlerden uzmanların, kamu kurumlarının, üniversitelerin ve toplumun denetimine açık olmalı.
Çünkü yarının en büyük tehlikesi YZ nin hata yapması olmayabilir.

Asıl tehlike, doğru çalışan bir yZ nin yanlış insanların elinde olmasıdır.
Düşünün…
Bir algoritma milyonlarca insanın hayatını etkileyebilecek kararlar verebiliyor.
Kime teşvik verileceğini belirleyebiliyor.
Hangi yatırımın öncelikli olduğunu hesaplayabiliyor.
Vergi politikalarının sonuçlarını analiz edebiliyor.
Kamu kaynaklarının nerede daha verimli kullanılacağını gösterebiliyor.

Peki bu algoritmanın kriterlerini kim belirleyecek?
Veriyi kim kontrol edecek?
Sistemi kim denetleyecek?
Ve en önemlisi:
Kime hesap verecek?

İşte geleceğin demokrasi tartışması tam burada başlayacak.
Çünkü YZ dan korkup onu hayatımızın dışına itmek çözüm değil.
Tam tersine, bu teknolojiyi toplumun tamamının yararına kullanmayı öğrenmek zorundayız.

Rize’den bakınca bile bunun örneklerini görebiliriz.
Çayın verimliliğinden turizme, ulaşım planlamasından sağlık hizmetlerine, kamu yatırımlarından eğitim politikalarına kadar pek çok alanda YZ kullanılabilir.
Devlet, hangi bölgede hangi yatırımın daha fazla toplumsal fayda sağlayacağını çok daha güçlü veri modelleriyle analiz edebilir.
Çay üreticisinin hangi desteğe ihtiyaç duyduğunu belirleyebilir.

Turizm hareketlerini önceden öngörebilir.
Ulaşım altyapısının gelecekteki ihtiyacını hesaplayabilir.
Bütün bunlar mümkün.

Ama burada kritik bir ayrım var:
YZ kararın sahibi mi olacak, yoksa insanın daha doğru karar vermesine yardım eden bir araç mı?

Ben ikinci yolu savunuyorum.
Çünkü geleceğimizi algoritmalara teslim edemeyiz.
Ama algoritmaları da geleceğimizden dışlayamayız.
Önümüzdeki asıl mesele, YZ yı reddetmek değil; onu demokratikleştirmek.
Teknoloji birkaç şirketin özel mülkü olabilir.

Ama onun toplum üzerindeki etkisi kamusaldır.
Dolayısıyla yapay zekanın geleceği konusunda son sözü yalnızca şirketlerin yönetim kurulları söylememeli.

Parlamentolar, hükümetler, üniversiteler, bilim insanları ve en önemlisi toplum söz sahibi olmalı.
Çünkü aksi hâlde bugün Madrid Cafe’de bir gencin bir kızla ilişkisini YZ ya sormasıyla başlayan hikâye, yarın çok daha büyük bir noktaya gelebilir.

Bugün yapay zekâya:
“Bu kızla nasıl bir ilişki yaşarım?”
diye soruyoruz.
Yarın belki:
“Bu insan nasıl yönetilmeli?”
diye sormaya başlayabiliriz.
İşte o gün mesele artık teknoloji olmaktan çıkmış olacaktır.
Özgürlüğümüzün meselesidir artık bu!

Belki de bütün bu yazının sonunda Rahmi’ye yeniden sormak gerekir:


“Rahmi, sence yapay zekayı kim yönetecek?”

Muhtemelen telefonunu çıkarıp yine soracaktır.
Cevap mı tabii ki
“DOĞAL ZEKA”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.