Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Yüksek Hızda Teslimiyet

5G’ye geçtik diye övünenler var ya… Aslında farkında olmadan siber işgal ordularının yolunu asfaltlıyorlar. Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar ama neye koştuğunun farkında değiller. 2021’de The Economist dergisinin kapağında sarı bir el, bir tabanca tutuyordu. Ama bu silah mermi değil, sinyal atıyordu. Namlu ucundan çıkan kurşun değil, Wi-Fi dalgalarıydı. Kapağın üstünde de koca harflerle  “Broadbandits” yazıyordu. Casuslar ve siber suçluların yükselen tehdidi. O zaman kimse dönüp bakmadı o kapağa. Belki “ne alaka” dediler. Ama bugün geldiğimiz noktada, görünmeyen ağların insan hayatını çevrelediği, hatta yuttuğu bir dünyadayız. Artık mermiye gerek yok. Sinyal var. Dalga var. Veri var. Ve , “bağlanıyorum” derken aslında “teslim oluyorum” diyor insanlar! Bugün sosyal medyada beğendiğin fotoğraf, Google’da aradığın kelime, Sokakta attığın adım bile artık bir dijital mermi. Her sinyal, her bağlantı, her dokunuş, seni haritalayan bir izleme aracı. O kapak bir kehanetti belki de. “Silah artık metalden değil, dalgalardan yapılacak” diyordu. Ve o dalgalar, insanın yalnızca bilgisini değil, doğasını da dönüştürecek. Şimdi soruyorum: Telefonun mu seni kullanıyor, sen mi telefonu? Ve buradan siyasilere sesleniyorum: Ülkeyi savunmak artık sadece sınır bekçisiyle olmaz. Artık cephe fiber kabloların içindedir. Toprak işgalini radar görür, Ama “sinyal işgalini” kim görecek? Siyasetçilerimiz hala “hızlı internet getirdik” diye övünüyor. Ama kimse sormuyor: “Peki o hız kime hizmet ediyor?” Teknolojiye düşmanlık değil bu. Ama sorgusuz teslimiyet, dijital köleliktir. Görünmeyen zincirler, görünür olanlardan çok daha tehlikelidir. Bugün grafen oksit, nanoteknoloji, frekanslar gibi kavramları “komplo” diye geçiştirenler, Yarın aynı frekansın altında kendi iradelerinin nasıl değiştiğini anlamayacaklar bile. O yüzden ben diyorum ki: “Vatandaş uyan!” Sinyal güzel şeydir, ama fazlası seni sessizleştirir. Fazlası zarar! (kadın-erkek ilişkilerinde de bunlara dikkat etmek gerekir Velilerin birçoğu bu durumdan oldukça muzdarip. Bir yandan çocuklarına her türlü teknolojik aleti alıp evlerinde interneti sınırsızca kullanmalarına izin veriyorlar, diğer yandan ise çocuklarının bilgisayar, internet ve sosyal medya bağımlısı olmalarından şikâyet ediyorlar. Sonuç mu? Her tuş, her dokunuş, her “paylaş” aslında bir imza. Kimin adına attığını biliyor musun? Ekran ışığı yüzünü aydınlatıyor sanıyorsun ama belki de seni görünür kılan o ışık, içini yavaşça karartıyor. Gerçek özgürlük, fişi çektiğin anda başlar. Çünkü bazen kurtuluş, bağlantıyı kesmektir.
Ekleme Tarihi: 22 Ekim 2025 -Çarşamba

Yüksek Hızda Teslimiyet

5G’ye geçtik diye övünenler var ya…
Aslında farkında olmadan siber işgal ordularının yolunu asfaltlıyorlar.
Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar ama neye koştuğunun farkında değiller.

2021’de The Economist dergisinin kapağında sarı bir el, bir tabanca tutuyordu.
Ama bu silah mermi değil, sinyal atıyordu.
Namlu ucundan çıkan kurşun değil, Wi-Fi dalgalarıydı.
Kapağın üstünde de koca harflerle 
“Broadbandits” yazıyordu.
Casuslar ve siber suçluların yükselen tehdidi.
O zaman kimse dönüp bakmadı o kapağa.
Belki “ne alaka” dediler.
Ama bugün geldiğimiz noktada, görünmeyen ağların insan hayatını çevrelediği, hatta yuttuğu bir dünyadayız.
Artık mermiye gerek yok.
Sinyal var.
Dalga var.
Veri var.
Ve , “bağlanıyorum” derken aslında “teslim oluyorum” diyor insanlar!
Bugün sosyal medyada beğendiğin fotoğraf,
Google’da aradığın kelime,
Sokakta attığın adım bile artık bir dijital mermi.
Her sinyal, her bağlantı, her dokunuş, seni haritalayan bir izleme aracı.
O kapak bir kehanetti belki de.
“Silah artık metalden değil, dalgalardan yapılacak” diyordu.
Ve o dalgalar, insanın yalnızca bilgisini değil, doğasını da dönüştürecek.
Şimdi soruyorum:
Telefonun mu seni kullanıyor, sen mi telefonu?
Ve buradan siyasilere sesleniyorum:
Ülkeyi savunmak artık sadece sınır bekçisiyle olmaz.
Artık cephe fiber kabloların içindedir.
Toprak işgalini radar görür,
Ama “sinyal işgalini” kim görecek?
Siyasetçilerimiz hala “hızlı internet getirdik” diye övünüyor.
Ama kimse sormuyor:
“Peki o hız kime hizmet ediyor?”
Teknolojiye düşmanlık değil bu.
Ama sorgusuz teslimiyet, dijital köleliktir.
Görünmeyen zincirler, görünür olanlardan çok daha tehlikelidir.
Bugün grafen oksit, nanoteknoloji, frekanslar gibi kavramları “komplo” diye geçiştirenler,
Yarın aynı frekansın altında kendi iradelerinin nasıl değiştiğini anlamayacaklar bile.
O yüzden ben diyorum ki:
“Vatandaş uyan!”
Sinyal güzel şeydir, ama fazlası seni sessizleştirir. Fazlası zarar!
(kadın-erkek ilişkilerinde de bunlara dikkat etmek gerekir

Velilerin birçoğu bu durumdan oldukça muzdarip. Bir yandan çocuklarına her türlü teknolojik aleti alıp evlerinde interneti sınırsızca kullanmalarına izin veriyorlar, diğer yandan ise çocuklarının bilgisayar, internet ve sosyal medya bağımlısı olmalarından şikâyet ediyorlar.

Sonuç mu?
Her tuş, her dokunuş, her “paylaş” aslında bir imza.
Kimin adına attığını biliyor musun?
Ekran ışığı yüzünü aydınlatıyor sanıyorsun ama belki de seni görünür kılan o ışık, içini yavaşça karartıyor.
Gerçek özgürlük, fişi çektiğin anda başlar.
Çünkü bazen kurtuluş, bağlantıyı kesmektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.