Bazı insanlar gözünüzün içine baka baka yalan söylerler.
Yalanı öyle güzel ambalajlarlar ki, gerçeğe en yakın haliyle sunarlar size.
Aslında ne söyledikleri değil, ne sakladıklarıdır asıl tehlike.
Rakamsız hesaplar yaparlar; iyi niyetinizi sermaye gibi kullanmaktan çekinmezler.
Uğruna emek verdiğiniz her şey, birilerinin küçük çıkar oyununda ziyan olur.
Nihayetinde anlarsınız; bazı insanlar hayatınıza, hak ettiğinden fazla yer kaplayarak girer.
Öyle ustaca yaparlar ki, neredeyse siz kendinizden şüphe edersiniz.
Kelimeleri özenle seçer, mimiklerini kontrol eder, “inandırmak” için ne gerekiyorsa onu yaparlar.
Oysa çok iyi bilirsiniz; söylediklerinin hiçbiri doğru değildir.
Çünkü siz gerçekleri bir şekilde öğrenmişsinizdir.
Ve daha da kötüsü, onların da sizin bildiğinizi bildiğini bilirsiniz.
Çünkü sizin çevrenizi ve gücünüzü biliyorlardır.
Ama yalan, orada öylece durur.
Ve bir yalan, bir kere düştü mü ortaya; bin doğru bile onu toparlayamaz.
Zarar vermez ilk anda belki… Belki gerçekleri söyler diye beklersiniz.
Ama içten içe çürütür her şeyi.
Güveni kemirir, sadakati kırar, insanın inanmak istediği tüm duyguları yerle bir eder.
Çünkü bir insanın gerçeği inkâr etmesi, sadece o anı değil, geçmişi de geleceği de lekeler.
Bir zaman sonra şunu fark edersiniz:
Yalan söyleyen sadece karşınızdaki değildir.
Siz de, sustuğunuz her anla, inanmıyormuş gibi yaparak kendinize yalan söylersiniz.
İşte o zaman, içinizde bir şeyler başlar.
Sıradan değildir bu; sesi çıkmayan ama hep orada duran, sizinle konuşan, sorgulayan, uykunuza bile sızan türden bir histir.
Geçmişlerini gömüp gelmiş gibi davranırlar size.
“Sen kimsin?” diye sorsanız, yeni bir masal anlatırlar.
Ama gerçekler gizli kalmaz.
Zaman, sabır ve sessizlik… Eninde sonunda her şeyi açık eder.
Yüzleşmek kolay değildir.
İnsan, kendi kalbinin kırık dökük aynasında gerçeği görmek istemez bazen.
Ama kaçış da yoktur.
İşte bu yüzden, kimsenin yüzüne yalanlarını vurarak değil,
Sessizce çekilerek koyarsınız noktayı.
Çünkü öyle anlar olur ki; yüksek sesle değil, onurlu bir suskunlukla konuşulur gerçekler.
Ve bazen, bir kişiden değil;
Yalandan, yıpranmaktan, “miş gibi” yapılmaktan çekilirsiniz.
Usulca…
Ve bir daha dönmemek üzere.
Bazı insanlar sessizce hayatımızdan eksilir.
Ama yalan…
O hep iz bırakır.
