Mustafa Barış ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mustafa Barış ÖZTÜRK
 

Zengezur’da bir Sarışın: Kimin Zaferi, Kimin Kaybı?

Bütün madenlerin, doğal gazın ve petrolün çıktığı Türkî Cumhuriyetlerle kolayca ticaret imkânı sağlayacak, altın değerinde stratejik bir geçit… Yıllardır beklenen Zengezur Koridoru’nun işletme ve güvenlik hakkı, 99 yıllığına bir Amerikan şirketine bedelsiz devredildi! Adı da “Trump koridoru” olarak değiştirildi. Bir zamanlar “Azerbaycan’la doğrudan karayolu bağlantımız olacak” diye sevindiğimiz bu koridorun kontrolünü, artık ABD almış durumda. Hatta öyle ki, Azerbaycan’a gitmek için Amerikan vizesine ihtiyacımız olacak gibi görünüyor. Sadece Ermenistan sınırını kapsayan bölümün işletmesi ve güvenliği ABD’ye bırakıldı. Ermenistan, bu şartla projeye onay verdi; böylece kendi güvenliğini de ABD’nin varlığıyla garanti altına aldı. İran ise defalarca “Zengezur Koridoru kırmızı çizgimizdir” diyerek gerekirse askerî müdahalede bulunacağını açıklamıştı. Bu baskı karşısında Azerbaycan, ABD ile anlaşmak zorunda kaldı.  Sonuçta, bu stratejik hat; Azerbaycan ve Orta Asya ile bağlantımız, 100 yıl boyunca Amerikan kontrolünde olacak. Kazananlar: ABD, Türkiye, Azerbaycan ve maalesef İsrail. Kaybedenler: Rusya, Çin, İran. Ermenistan ise şimdilik tarafsız görünüyor. Savaşta kaybettiği topraklar sonrası kurmaya çalıştığı yeni dengelerde samimi davranırsa, kazananlar listesine eklenebilir. ABD böylece hiç beklenmedik şekilde hem Rusya’ya hem de İran’a komşu oldu. Bölgede askerî, siyasi ve ekonomik nüfuzunu artırma fırsatını yakaladı. Azerbaycan açısından bakıldığında, 1995’te ABD’nin getirdiği kısıtlamaların kalkmasıyla yeni bir dönem başlayacak. Ermenistan da Batı’ya açılma yolunda ABD’yi arkasına almış oldu. Türkiye ise Turan coğrafyasıyla kara bağlantısını kurmuş görünüyor, fakat bu süreci biz yönetseydik İran ve Rusya ile karşı karşıya gelecektik. Şimdi, bu gerilimin dışında kalmış olsak da ABD üsleriyle çevrilmiş bir ülke hâline geldik. Resmî adı “Trump Yolu” olan bu koridor, bizim “Turan Yolu” dediğimiz stratejik hattın ta kendisi. Ancak ABD ile gelgitli ilişkilerimiz düşünüldüğünde, bu hattın bir gün kapanma ihtimali de yok değil. Sevinmek için de üzülmek için de sebeplerimiz var. Bu nedenle aşırı sevinç de aşırı öfke de doğru değil. Bu anlaşmanın hayır mı şer mi olduğunu, ancak gelecek yıllar gösterecek. Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanan barış anlaşması, ABD’nin bölgemizde yeni bir cephede konuşlanması bakımından ciddi bir tehdit. ABD’nin 100 yıllığına Zengezur Koridoru’nu alması, “Yeni Dünya Düzeni”nin kurulduğunun adeta ilanı. Türkiye ve İran, aralarındaki bütün anlaşmazlıklara rağmen bu hattın güvenliğini birlikte sağlamalı, ABD’nin buraya yerleşmesine izin vermemeliydi. Oysa Karabağ’da kanla kazanılan zafer, masada ABD’ye verilerek birazcıkta olsa kaybedildi gibi gözükebilir.  Yaşayacak ve göreceğiz şu an bir şey demek erken… Bölge meselelerinde karar verirken, büyük devletlerin çıkarlarına değil Türk milletinin menfaatlerine odaklanmak şarttır. 100 yıl önce Bakü Fatihi Nuri Paşa’nın öncülüğünde kazanılan zafer, bugün siyasetçilere ilham olmalıydı. Ne yazık ki Trump’ın bölgede kurduğu hâkimiyet, tarihimize ve gücümüze  tam yakışmadı. Biz günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışa muhtacız.  Tarih direnenlerin, vazgeçmeyenlerin eseridir. Bugün koridorlar başkalarının elinde olabilir, ama yarın bizim irademizle yeniden yükselecek. Güç ve umut bizde; yeter ki sahip çıkalım, vazgeçmeyelim. Biz onlar gibi yolcu değil hancıyız…
Ekleme Tarihi: 11 Ağustos 2025 -Pazartesi

Zengezur’da bir Sarışın: Kimin Zaferi, Kimin Kaybı?

Bütün madenlerin, doğal gazın ve petrolün çıktığı Türkî Cumhuriyetlerle kolayca ticaret imkânı sağlayacak, altın değerinde stratejik bir geçit… Yıllardır beklenen Zengezur Koridoru’nun işletme ve güvenlik hakkı, 99 yıllığına bir Amerikan şirketine bedelsiz devredildi! Adı da “Trump koridoru” olarak değiştirildi.

Bir zamanlar “Azerbaycan’la doğrudan karayolu bağlantımız olacak” diye sevindiğimiz bu koridorun kontrolünü, artık ABD almış durumda. Hatta öyle ki, Azerbaycan’a gitmek için Amerikan vizesine ihtiyacımız olacak gibi görünüyor.

Sadece Ermenistan sınırını kapsayan bölümün işletmesi ve güvenliği ABD’ye bırakıldı. Ermenistan, bu şartla projeye onay verdi; böylece kendi güvenliğini de ABD’nin varlığıyla garanti altına aldı. İran ise defalarca “Zengezur Koridoru kırmızı çizgimizdir” diyerek gerekirse askerî müdahalede bulunacağını açıklamıştı. Bu baskı karşısında Azerbaycan, ABD ile anlaşmak zorunda kaldı. 

Sonuçta, bu stratejik hat; Azerbaycan ve Orta Asya ile bağlantımız, 100 yıl boyunca Amerikan kontrolünde olacak.

Kazananlar: ABD, Türkiye, Azerbaycan ve maalesef İsrail.
Kaybedenler: Rusya, Çin, İran.
Ermenistan ise şimdilik tarafsız görünüyor. Savaşta kaybettiği topraklar sonrası kurmaya çalıştığı yeni dengelerde samimi davranırsa, kazananlar listesine eklenebilir.

ABD böylece hiç beklenmedik şekilde hem Rusya’ya hem de İran’a komşu oldu. Bölgede askerî, siyasi ve ekonomik nüfuzunu artırma fırsatını yakaladı.

Azerbaycan açısından bakıldığında, 1995’te ABD’nin getirdiği kısıtlamaların kalkmasıyla yeni bir dönem başlayacak. Ermenistan da Batı’ya açılma yolunda ABD’yi arkasına almış oldu. Türkiye ise Turan coğrafyasıyla kara bağlantısını kurmuş görünüyor, fakat bu süreci biz yönetseydik İran ve Rusya ile karşı karşıya gelecektik. Şimdi, bu gerilimin dışında kalmış olsak da ABD üsleriyle çevrilmiş bir ülke hâline geldik.

Resmî adı “Trump Yolu” olan bu koridor, bizim “Turan Yolu” dediğimiz stratejik hattın ta kendisi. Ancak ABD ile gelgitli ilişkilerimiz düşünüldüğünde, bu hattın bir gün kapanma ihtimali de yok değil.

Sevinmek için de üzülmek için de sebeplerimiz var. Bu nedenle aşırı sevinç de aşırı öfke de doğru değil. Bu anlaşmanın hayır mı şer mi olduğunu, ancak gelecek yıllar gösterecek.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanan barış anlaşması, ABD’nin bölgemizde yeni bir cephede konuşlanması bakımından ciddi bir tehdit. ABD’nin 100 yıllığına Zengezur Koridoru’nu alması, “Yeni Dünya Düzeni”nin kurulduğunun adeta ilanı.

Türkiye ve İran, aralarındaki bütün anlaşmazlıklara rağmen bu hattın güvenliğini birlikte sağlamalı, ABD’nin buraya yerleşmesine izin vermemeliydi. Oysa Karabağ’da kanla kazanılan zafer, masada ABD’ye verilerek birazcıkta olsa kaybedildi gibi gözükebilir.  Yaşayacak ve göreceğiz şu an bir şey demek erken…

Bölge meselelerinde karar verirken, büyük devletlerin çıkarlarına değil Türk milletinin menfaatlerine odaklanmak şarttır. 100 yıl önce Bakü Fatihi Nuri Paşa’nın öncülüğünde kazanılan zafer, bugün siyasetçilere ilham olmalıydı. Ne yazık ki Trump’ın bölgede kurduğu hâkimiyet, tarihimize ve gücümüze  tam yakışmadı.

Biz günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışa muhtacız. 

Tarih direnenlerin, vazgeçmeyenlerin eseridir. Bugün koridorlar başkalarının elinde olabilir, ama yarın bizim irademizle yeniden yükselecek. Güç ve umut bizde; yeter ki sahip çıkalım, vazgeçmeyelim. Biz onlar gibi yolcu değil hancıyız…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.