Hayrettin UZUN
Köşe Yazarı
Hayrettin UZUN
 

ÇAY ÜRÜNÜ!..

Çay ürünü ile ilgili düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. Ben bir çay üreticisiyim. Çayın içinde doğdum. 1989 yılında da Çay-Kur Çay işletmesine eksper olarak işe girdim. 1994 yılında da yüksek okulu bitirdim. 2025 yılının sonunda da emekli oldum. Kısaca, dünyada en çok içecek olarak tüketilen bu ürünün hem üretici olarak hem de yönetici olarak bu işin mutfağında çalıştım. Çay ürünü demek, çok genel bir terim. Bunun; 1-Çayın tarihi, 2- Ülkemize ve Rize’ye gelişi ve çay bahçelerinin kuruluşu, 3-Dünyadaki yeri ve genel durumu, 4-Ülkemizdeki durumu ve çay kanunları, 5-Günümüzde ki sorunları ve gidişatı gibi, birçok alt başlıkta incelenmesi gereken, çok geniş bir konu. Zaman-zaman bu konularda sohbet edeceğiz, Çay ürününün yetirilmesi ve güncel yapılması gereken işler konusunda diğer yazarların çok güzel yazıları ve uyarıları var. Ben ise genel olarak, teknik boyuta girmeden sizlere Çayın günümüze gelişini ve ailemin çayla tanışması anlatacağım.  1800’lü yılların başında Osmanlı, İngilizlerin pazarladığı ürünler arasında olan çayla tanıştı. Önce saray çevresinde, daha sonrada halk arasında içimi ve tüketimi hızlıca arttı. Bunun üzerine Osmanlı bu ürünün kendi toprakları içerisinde yetiştirilebilmesinin çarelerini aramaya başladı. Çok yağmur istediğini düşünen o zamanın ziraat yetkilileri önce Bursa ve çevresinde daha sonra da Zonguldak ve çevresinde yetiştirmeyi denediler. Başarılı olamadılar. Zira çay bitkisi genetik yapısı nedeniyle yağmurdan daha çok “vejetasyon” büyüme döneminde aşırı rutubetli havayı ister. Bu özellik Doğu Karadeniz bölgesinde jeolojik yapısı nedeniyle mevcut. Kısaca Kurtuluş Savaşından hemen sonra gündeme gelen bölgesel kalkınma hamleleri sonucunda, Çay yetiştirme işi tekrar gündeme gelmiş, Mühendis Zihni Derin’in önderliğindeki bir ekibin olağan üstü bir çalışma sonucu Rize’de 1940’lardan itibaren yetiştirilmeye başlanmıştır.  Çayın Rize’ye gelmesinin ana sebebi; bu bölgenin çok engebeli ve yağışlı olması, rutubet oranının çok yüksek olması, kazanç sağlanacak ekonomik anlamda başka bir ürün olmaması, bölge insanının fakir olması, sürekli göç veren ve de geçimini temin için, gurbete gitmek zorunda kalınmasından dolayı, o dönemdeki yöneticilerin, bölgenin insanının bölgede geçimini sağlayacak bir arayışa girilmesi sonucudur. Coğrafi şartlar, iklim durumu ve endemik bitki yapısı, çay bitkisinin yetiştiği dünyadaki diğer ülkelerle örtüştüğü tespit edilince, çay üretimi Rize’de denenmiş ve başarılı olunmuştur. Benim aileme gelince; Rahmetli annemden; bizim bölgede her ne kadar teşvik ediliyor ise de bizler direniyor, zaten çok az olan arazilerimizi çay bahçesi yapmıyorduk. Biz bu alanları bizim için lahana, mısır, fasulye, hayvanlarımız için arpa, çavdar ekiyor, onunla geçinmeye çalışıyorduk. Erkeklerimiz zaten gurbette idi. Üç beş senede bir memlekete gelirlerdi. Kısaca dört-beş senede yetişecek bir ürünü bekleyecek lüksümüz yoktu. İlk çay bahçelerinin kurulduğu bölgelerin insanları şehir merkezine daha yakın, kısmen ticaretle uğraşan aileler arasında olmuştu. Zira onların geçim sıkıntısı daha azdı. Bu yerlerden biri de Azaklıhoca bölgesi idi. Birgün bir arkadaşım ile Azaklı’ya çay filizi toplamak üzere yevmiyeye gittik. Çalıştığımız ev sahibi olan bayan bana; +Gelin, sizin çay bahçeniz yok mu?   -Yok abla. +Niçin yapmadınız? -Abla; mısır, arpa ekiyoruz. Çay bahçesine döndürmeye korktuk. +Yazık ediyorsunuz kızım. Arpa, mısır ne ki? Bak ben satacağım çaydan alacağım parayla onların hepsini alıyor. Ayrıca cebime para kalıyor. Tez zamanda sen de çay bahçesi kur. Bu konuşmadan sonra eve gelince Kars’ta okuyan oğlumda tatile memlekete gelmişti, oturup onunla konuştum. Eşim gurbette idi. Onun geçinemeyiz korkusu ile çay bahçesi yapılmasına karşı çıktığını biliyordum. Yine de oğlumla karar vererek yaklaşık bir dönüm olan ilk çay bahçesini kurduk. Baban gurbetten geldiğinde önce çok kızdı. Fakat daha sonraları kırk-elli kilo ürün sattığında ise “Allah’ım sana şükürler olsun” bu çay sayesinde, gurbete gitmekten kurtardık dediğini ve yeni çay bahçeleri kurmak için çok çalıştığını ben bile hatırlıyorum.  Devletin tekelinde ve öncülüğünde kurulan çay işinde, Çay bahçesi kurmak ruhsata tabi. Yani önce izin alacaksın, şayet uygun görülür ise çay bahçesi kurabilirsin, aksi taktirde yasak. Her şey de olduğu gibi onu da yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Bir anda işletim fazlası bahçe kuruldu. Zamanla kurulması için teşvik primi verilen çay bahçelerinin daha sonraları plan ve programını doğru-düzgün yapılmadığı için ürünün aşırı artışı karşılığında işletme, yani yaş çayın kuru çay haline gelmesi için gereken fabrikalar yetersiz kalmış. Yetmişli yılların başında O dönemin hükümetleri vatandaştan satın aldıkları yaş çay ürününün bir kısmını işlemeden dökmek zorunda kalmıştı. Zamanın başbakanı Sayın Demirel’e bu durum sorulduğunda; +Devlet bunun hesabını vatandaşa soramaz. Yeterli fabrika yapmayarak bizzat kendisi sorumludur. Devletin sosyal devlet olma gereği olarak, o yamaçlarda o kadar nüfusu göç ettirmeden tutabilmenin bir faturası vardır. Vatandaşın elinden ürününü alıp, gerekirse imha etmesinin nedeni budur. Demiş ve fabrika sayılarının artırılmasına önem vermiştir.  Bu sorunu çözmek isteyen Özal Hükümeti ise, çay işletmesinde ki devlet tekelini kaldırarak, özel sektöründe cay ürünü işletebilmesinin yolunu açmıştır. Gerçi bu sorun kısmen ortadan kalkmış ancak bu sefer de özel sektörle ilgili pek çok sorunlar ortaya çıkmıştır. Günümüzde çay kan kaybediyor. Bunun pek çok sebebi vardır. En önemlileri ise;  Çay ürününün dünyada en fakir ülkelerde yetişiyor olması ve arz fazlalığının oluşu. Dünya Çay ticaretinin sömürgeci ülkeler olan İngiltere ve Hollandalıların elinde olması.  Ülkemizin Genel Tarım Politikaları. Miras kanunumuz. Siyasilerimizin, Kamu Kurum ve Kuruluşlarını, oynayabildikleri en iyi siyasi alan olarak görmeleri. Kısaca; ellili yılların başından itibaren gelişiyle bu bölgenin insanına can suyu olan çay ürünü üretimi, yetmiş ve seksenli yıllarda zirve yapmış, doksanlı yılların sonundan günümüze her geçen yıl kan kaybetmektedir. Bu konuda ileride yazmak üzere şimdilik hoşça kalın.         
Ekleme Tarihi: 05 Nisan 2026 -Pazar

ÇAY ÜRÜNÜ!..

Çay ürünü ile ilgili düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. Ben bir çay üreticisiyim. Çayın içinde doğdum. 1989 yılında da Çay-Kur Çay işletmesine eksper olarak işe girdim. 1994 yılında da yüksek okulu bitirdim. 2025 yılının sonunda da emekli oldum. Kısaca, dünyada en çok içecek olarak tüketilen bu ürünün hem üretici olarak hem de yönetici olarak bu işin mutfağında çalıştım.

Çay ürünü demek, çok genel bir terim. Bunun; 1-Çayın tarihi, 2- Ülkemize ve Rize’ye gelişi ve çay bahçelerinin kuruluşu, 3-Dünyadaki yeri ve genel durumu, 4-Ülkemizdeki durumu ve çay kanunları, 5-Günümüzde ki sorunları ve gidişatı gibi, birçok alt başlıkta incelenmesi gereken, çok geniş bir konu. Zaman-zaman bu konularda sohbet edeceğiz, Çay ürününün yetirilmesi ve güncel yapılması gereken işler konusunda diğer yazarların çok güzel yazıları ve uyarıları var. Ben ise genel olarak, teknik boyuta girmeden sizlere Çayın günümüze gelişini ve ailemin çayla tanışması anlatacağım. 

1800’lü yılların başında Osmanlı, İngilizlerin pazarladığı ürünler arasında olan çayla tanıştı. Önce saray çevresinde, daha sonrada halk arasında içimi ve tüketimi hızlıca arttı. Bunun üzerine Osmanlı bu ürünün kendi toprakları içerisinde yetiştirilebilmesinin çarelerini aramaya başladı. Çok yağmur istediğini düşünen o zamanın ziraat yetkilileri önce Bursa ve çevresinde daha sonra da Zonguldak ve çevresinde yetiştirmeyi denediler. Başarılı olamadılar. Zira çay bitkisi genetik yapısı nedeniyle yağmurdan daha çok “vejetasyon” büyüme döneminde aşırı rutubetli havayı ister. Bu özellik Doğu Karadeniz bölgesinde jeolojik yapısı nedeniyle mevcut. Kısaca Kurtuluş Savaşından hemen sonra gündeme gelen bölgesel kalkınma hamleleri sonucunda, Çay yetiştirme işi tekrar gündeme gelmiş, Mühendis Zihni Derin’in önderliğindeki bir ekibin olağan üstü bir çalışma sonucu Rize’de 1940’lardan itibaren yetiştirilmeye başlanmıştır. 

Çayın Rize’ye gelmesinin ana sebebi; bu bölgenin çok engebeli ve yağışlı olması, rutubet oranının çok yüksek olması, kazanç sağlanacak ekonomik anlamda başka bir ürün olmaması, bölge insanının fakir olması, sürekli göç veren ve de geçimini temin için, gurbete gitmek zorunda kalınmasından dolayı, o dönemdeki yöneticilerin, bölgenin insanının bölgede geçimini sağlayacak bir arayışa girilmesi sonucudur. Coğrafi şartlar, iklim durumu ve endemik bitki yapısı, çay bitkisinin yetiştiği dünyadaki diğer ülkelerle örtüştüğü tespit edilince, çay üretimi Rize’de denenmiş ve başarılı olunmuştur. Benim aileme gelince;

Rahmetli annemden; bizim bölgede her ne kadar teşvik ediliyor ise de bizler direniyor, zaten çok az olan arazilerimizi çay bahçesi yapmıyorduk. Biz bu alanları bizim için lahana, mısır, fasulye, hayvanlarımız için arpa, çavdar ekiyor, onunla geçinmeye çalışıyorduk. Erkeklerimiz zaten gurbette idi. Üç beş senede bir memlekete gelirlerdi. Kısaca dört-beş senede yetişecek bir ürünü bekleyecek lüksümüz yoktu. İlk çay bahçelerinin kurulduğu bölgelerin insanları şehir merkezine daha yakın, kısmen ticaretle uğraşan aileler arasında olmuştu. Zira onların geçim sıkıntısı daha azdı. Bu yerlerden biri de Azaklıhoca bölgesi idi. Birgün bir arkadaşım ile Azaklı’ya çay filizi toplamak üzere yevmiyeye gittik. Çalıştığımız ev sahibi olan bayan bana;

+Gelin, sizin çay bahçeniz yok mu?  
-Yok abla.
+Niçin yapmadınız?
-Abla; mısır, arpa ekiyoruz. Çay bahçesine döndürmeye korktuk.
+Yazık ediyorsunuz kızım. Arpa, mısır ne ki? Bak ben satacağım çaydan alacağım parayla onların hepsini alıyor. Ayrıca cebime para kalıyor. Tez zamanda sen de çay bahçesi kur.

Bu konuşmadan sonra eve gelince Kars’ta okuyan oğlumda tatile memlekete gelmişti, oturup onunla konuştum. Eşim gurbette idi. Onun geçinemeyiz korkusu ile çay bahçesi yapılmasına karşı çıktığını biliyordum. Yine de oğlumla karar vererek yaklaşık bir dönüm olan ilk çay bahçesini kurduk. Baban gurbetten geldiğinde önce çok kızdı. Fakat daha sonraları kırk-elli kilo ürün sattığında ise “Allah’ım sana şükürler olsun” bu çay sayesinde, gurbete gitmekten kurtardık dediğini ve yeni çay bahçeleri kurmak için çok çalıştığını ben bile hatırlıyorum. 

Devletin tekelinde ve öncülüğünde kurulan çay işinde, Çay bahçesi kurmak ruhsata tabi. Yani önce izin alacaksın, şayet uygun görülür ise çay bahçesi kurabilirsin, aksi taktirde yasak. Her şey de olduğu gibi onu da yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Bir anda işletim fazlası bahçe kuruldu. Zamanla kurulması için teşvik primi verilen çay bahçelerinin daha sonraları plan ve programını doğru-düzgün yapılmadığı için ürünün aşırı artışı karşılığında işletme, yani yaş çayın kuru çay haline gelmesi için gereken fabrikalar yetersiz kalmış. Yetmişli yılların başında O dönemin hükümetleri vatandaştan satın aldıkları yaş çay ürününün bir kısmını işlemeden dökmek zorunda kalmıştı. Zamanın başbakanı Sayın Demirel’e bu durum sorulduğunda;

+Devlet bunun hesabını vatandaşa soramaz. Yeterli fabrika yapmayarak bizzat kendisi sorumludur. Devletin sosyal devlet olma gereği olarak, o yamaçlarda o kadar nüfusu göç ettirmeden tutabilmenin bir faturası vardır. Vatandaşın elinden ürününü alıp, gerekirse imha etmesinin nedeni budur. Demiş ve fabrika sayılarının artırılmasına önem vermiştir. 

Bu sorunu çözmek isteyen Özal Hükümeti ise, çay işletmesinde ki devlet tekelini kaldırarak, özel sektöründe cay ürünü işletebilmesinin yolunu açmıştır. Gerçi bu sorun kısmen ortadan kalkmış ancak bu sefer de özel sektörle ilgili pek çok sorunlar ortaya çıkmıştır. Günümüzde çay kan kaybediyor. Bunun pek çok sebebi vardır. En önemlileri ise; 

Çay ürününün dünyada en fakir ülkelerde yetişiyor olması ve arz fazlalığının oluşu.

Dünya Çay ticaretinin sömürgeci ülkeler olan İngiltere ve Hollandalıların elinde olması. 

Ülkemizin Genel Tarım Politikaları.

Miras kanunumuz.

Siyasilerimizin, Kamu Kurum ve Kuruluşlarını, oynayabildikleri en iyi siyasi alan olarak görmeleri.

Kısaca; ellili yılların başından itibaren gelişiyle bu bölgenin insanına can suyu olan çay ürünü üretimi, yetmiş ve seksenli yıllarda zirve yapmış, doksanlı yılların sonundan günümüze her geçen yıl kan kaybetmektedir. Bu konuda ileride yazmak üzere şimdilik hoşça kalın.         
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.