Hayrettin UZUN
Köşe Yazarı
Hayrettin UZUN
 

ÇAYI BEN BİLİRİM!..

Sanırım doksanlı yılların ortaları idi. Anavatan Partisi’nde İl Çalışma Komisyonu diye bir birimin başındaydım. Komisyonumda şimdilerde yönetici konumunda olan yaklaşık on tane mühendis, üniversite mezunu gencecik, dinamik arkadaş vardı. Her ay Rize’nin bir sorununu ele alıp enine boyuna tartışıyor bir rapor hazırlıyor, Genel Merkeze verilmek üzere il başkanına sunuyorduk. Bir keresinde arkadaşlar bu ay konumuz çay, çay ile ilgili bir rapor hazırlayacağız. Buna göre hazırlık yapın, veri toplayın, perşembe günü öğleden sonra toplanmak üzere dediğimde, bir iki arkadaş bu konu zor, istersen atlayalım sonra bakarız dediler. Ben de ikiyüz elli bin aileyi ilgilendiren ve Rize’nin ana geçim kaynağı olan çayı göz ardı yapamayız. Adam gibi bir rapor hazırlayacağımızdan eminim dedim. Perşembe günü çalışma odamızda toplanıp Çay ürünü ile ilgili konuları tartışmaya başlamıştık ki odanın kapısı açıldı, çok sevdiğimiz, gerçekten kendini Rize’ye adamış bir milletvekilimiz içeriye girdi; -Maşallah gençler ne güzel çalışıyorsunuz. Konu ne başkan? Ben yerimi ona vererek, +Bu ay çay ile ilgili “sorunları ve çözümleri” konusunu işliyoruz efendim. -Çok iyi, biliyorsunuz bende çaycıyım, çayı iyi bilirim. +Biraz anlatır mısınız? Faydalanalım… -Ben oniki – onüç yaşlarında idim annem sırtıma gübre sepetini verirdi, ahırdan çay bahçesine gübre taşımışım gençler. +Sağ olasın bayağı bilgilendik vekilim. İzin verirsen bizler çalışmamıza devam edelim. Bizden bu konuda bir isteğin var mı? -Var gençler. Böyle çalışma değil de şu Genel Müdürün yaptığı basın toplantılarını bazen kaçırıyor, zamanında yeteri kadar ağzının payını veremiyorum. Bu basın açıklamalarını zamanında bana haber verirseniz çok memnun olurum. Komisyondaki arkadaşlardan biri; +Sayın Milletvekilim, Genel Müdür doğruları söylüyor ise nasıl cevap vereceksiniz? Diye sorunca Milletvekilimiz bir anda ayağa kalkıp yüzümüze öylesine “ahmaklar sürüsü” der gibi bir baktı ki anlatamam, sonrasında; -Bizim parti görüşümüzün karşısında olan kişilerin söylediği hiçbir doğru, doğru olamaz. Gençler bunu asla unutmayın… diyerek odayı terk etti. Bu görüş sizlere tanıdık geliyor mu? Bizim siyasi düşüncemiz dışında olan bir kişi “Allah Birdir” dediğinde hadi canım sende, bunu inanarak demiyor bizi kandırmak, manipüle etmek için söylüyorsun demiyor muyuz? Birdir de biz söyleyince Birdir. O söyleyince kim bilir tövbe-tövbe…  Kısaca aylar yıllar geçiyor ancak siyasi düşüncemizde hiçbir ilerleme, gelişme yok. Ne yazık ki bugün hala Çaya dair bilimsel bilgisinin, ancak Genel Müdürlüğe tanıdık bildik birilerini atamak ve bahçeye gübre taşımak olduğunu zanneden ve de kendi görüşlerinin dışında doğru olamayacağı, olsa bile onların ağızlarına yakışmadığını düşünen siyasetçilerimiz yok mu? Öte yandan bir iki gün önce bir siyasi partimiz Çay mitingi düzenledi, izledim. Çay üreticisinin gerçek sorunlarından bihaber bir miting. Sadece taban fiyatının az olmasından bir de üreticinin doğal olarak yapması gereken çapalamanın parasının devlet tarafından karşılanması gerektiğinden söz edildi. Oysa sadece çay üreticisinin değil genel olarak çiftçilik yapan, toprak ile uğraşıp üretim yapan çiftçinin parasal sorundan daha önemli reform gerektiren, günümüz şartlarına uydurulması gereken yapısal temel sorunları var. Söz konusu üretim yapacak ailelerin köylerinde, o yamaçlarda kalabilmelerinin, sosyal problemlerinin giderilme sorunu var. Köylerdeki göçün önlenmesi, Kuru çay üretiminin, Pazarlanmasının, Rekabet edilen diğer ürünler ve gümrüklerden giren ucuz çayın önlenmesinin v.s.. Yabancı uyruklu işçiler çalıştırılacak ancak resmiyette yerli çocukların üzerinde işlem yapılması. Sadece üreticiye fayda sağlamaktan öte, oto kontrol sistemi de gören, yıl sonu desteklenmesinin kaldırılmış olması, Özel Sektörün kaçak çay üretimine de olanak sağlar. Bunları daha detaylı dile getirmek varken, bir iki uçuk vaat o kadar.  Oysa daha iyi hazırlanması gerekirdi. Örneğin; üç ay içerisinde gerçekte yirmi günden toplam altmış gün üretim yapan kamu işçilerimiz var. Bunlara kapsamlı bir çalışma ile, boş kaldıkları dokuz ayda da çalışabilecekleri bir ortamın hatta diğer kamu kuruluşları ile olur hizmet sektöründe olur çalışabilmelerinin alt yapısının hazırlanması gerekir. Aksi halde yıl boyu kadro sözü gerçeği yansıtmaz. Üç ay çalışacak on iki ay maaş alacak. Dünyada böyle bir uygulama var mı? Gerçekçi değil… Çay üreticimiz veya hem üretici olup hem de fabrikada çalışanımıza Elinizde içtiğiniz bir bardak çayda ne var? Çaya hoş kokusunu, rengini veren maddeler, içerdiği elementler, minareller neler? Bilen var mı? Bunları daha iyi hale getirebilmek için üretici olarak bahçede ne yapmalıyız? Bugüne değin üretici veya fabrika çalışanı olup da bana cevap verene rastlamadım. Onlarda sayın Vekillerim kadar biliyorlar. Çok düşündüm bu alışkanlık bize nereden gelmiş? Elli-altmış yıl bir ürünü üreteceksin bu ürünün ne içerdiğini, neyi ihtiva ettiğini bilmeyeceksin. Merak etmeyeceksin. Öğrenmek içinde çaba harcamayacaksın… İnancımızın ilk ayeti olan "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" ayetine uymuş muyuz? Elli-altmış yıl beş vakit namaz kılıp da ezberleyip, okuduğumuz üç-beş sürelerin ne anlama geldiğini, Yüce Allah’ın divanına doğrulduğumuzda ne dediğimizi biliyor muyuz? Bize böyle yap, gerisine de karışma – karıştırma dediler, işimize, kolayımıza geldi, uyduk imama. İnancının gereğini yerine getirmeyen, oku dediği halde okumayıp, orada bile tembellik eden bizler, ürettiğimiz ürünün özelliklerini mi öğrenmek isteyeceğiz. Hadi canım sende!.. Kalın sağlıcakla!..   
Ekleme Tarihi: 12 Mayıs 2026 -Salı

ÇAYI BEN BİLİRİM!..

Sanırım doksanlı yılların ortaları idi. Anavatan Partisi’nde İl Çalışma Komisyonu diye bir birimin başındaydım. Komisyonumda şimdilerde yönetici konumunda olan yaklaşık on tane mühendis, üniversite mezunu gencecik, dinamik arkadaş vardı. Her ay Rize’nin bir sorununu ele alıp enine boyuna tartışıyor bir rapor hazırlıyor, Genel Merkeze verilmek üzere il başkanına sunuyorduk. Bir keresinde arkadaşlar bu ay konumuz çay, çay ile ilgili bir rapor hazırlayacağız. Buna göre hazırlık yapın, veri toplayın, perşembe günü öğleden sonra toplanmak üzere dediğimde, bir iki arkadaş bu konu zor, istersen atlayalım sonra bakarız dediler. Ben de ikiyüz elli bin aileyi ilgilendiren ve Rize’nin ana geçim kaynağı olan çayı göz ardı yapamayız. Adam gibi bir rapor hazırlayacağımızdan eminim dedim.

Perşembe günü çalışma odamızda toplanıp Çay ürünü ile ilgili konuları tartışmaya başlamıştık ki odanın kapısı açıldı, çok sevdiğimiz, gerçekten kendini Rize’ye adamış bir milletvekilimiz içeriye girdi;

-Maşallah gençler ne güzel çalışıyorsunuz. Konu ne başkan? Ben yerimi ona vererek,

+Bu ay çay ile ilgili “sorunları ve çözümleri” konusunu işliyoruz efendim.

-Çok iyi, biliyorsunuz bende çaycıyım, çayı iyi bilirim.

+Biraz anlatır mısınız? Faydalanalım…

-Ben oniki – onüç yaşlarında idim annem sırtıma gübre sepetini verirdi, ahırdan çay bahçesine gübre taşımışım gençler.

+Sağ olasın bayağı bilgilendik vekilim. İzin verirsen bizler çalışmamıza devam edelim. Bizden bu konuda bir isteğin var mı?

-Var gençler. Böyle çalışma değil de şu Genel Müdürün yaptığı basın toplantılarını bazen kaçırıyor, zamanında yeteri kadar ağzının payını veremiyorum. Bu basın açıklamalarını zamanında bana haber verirseniz çok memnun olurum.

Komisyondaki arkadaşlardan biri;

+Sayın Milletvekilim, Genel Müdür doğruları söylüyor ise nasıl cevap vereceksiniz? Diye sorunca Milletvekilimiz bir anda ayağa kalkıp yüzümüze öylesine “ahmaklar sürüsü” der gibi bir baktı ki anlatamam, sonrasında;

-Bizim parti görüşümüzün karşısında olan kişilerin söylediği hiçbir doğru, doğru olamaz. Gençler bunu asla unutmayın… diyerek odayı terk etti.

Bu görüş sizlere tanıdık geliyor mu? Bizim siyasi düşüncemiz dışında olan bir kişi “Allah Birdir” dediğinde hadi canım sende, bunu inanarak demiyor bizi kandırmak, manipüle etmek için söylüyorsun demiyor muyuz? Birdir de biz söyleyince Birdir. O söyleyince kim bilir tövbe-tövbe…  Kısaca aylar yıllar geçiyor ancak siyasi düşüncemizde hiçbir ilerleme, gelişme yok.

Ne yazık ki bugün hala Çaya dair bilimsel bilgisinin, ancak Genel Müdürlüğe tanıdık bildik birilerini atamak ve bahçeye gübre taşımak olduğunu zanneden ve de kendi görüşlerinin dışında doğru olamayacağı, olsa bile onların ağızlarına yakışmadığını düşünen siyasetçilerimiz yok mu?

Öte yandan bir iki gün önce bir siyasi partimiz Çay mitingi düzenledi, izledim. Çay üreticisinin gerçek sorunlarından bihaber bir miting. Sadece taban fiyatının az olmasından bir de üreticinin doğal olarak yapması gereken çapalamanın parasının devlet tarafından karşılanması gerektiğinden söz edildi. Oysa sadece çay üreticisinin değil genel olarak çiftçilik yapan, toprak ile uğraşıp üretim yapan çiftçinin parasal sorundan daha önemli reform gerektiren, günümüz şartlarına uydurulması gereken yapısal temel sorunları var. Söz konusu üretim yapacak ailelerin köylerinde, o yamaçlarda kalabilmelerinin, sosyal problemlerinin giderilme sorunu var. Köylerdeki göçün önlenmesi, Kuru çay üretiminin, Pazarlanmasının, Rekabet edilen diğer ürünler ve gümrüklerden giren ucuz çayın önlenmesinin v.s..

Yabancı uyruklu işçiler çalıştırılacak ancak resmiyette yerli çocukların üzerinde işlem yapılması. Sadece üreticiye fayda sağlamaktan öte, oto kontrol sistemi de gören, yıl sonu desteklenmesinin kaldırılmış olması, Özel Sektörün kaçak çay üretimine de olanak sağlar. Bunları daha detaylı dile getirmek varken, bir iki uçuk vaat o kadar.  Oysa daha iyi hazırlanması gerekirdi. Örneğin; üç ay içerisinde gerçekte yirmi günden toplam altmış gün üretim yapan kamu işçilerimiz var. Bunlara kapsamlı bir çalışma ile, boş kaldıkları dokuz ayda da çalışabilecekleri bir ortamın hatta diğer kamu kuruluşları ile olur hizmet sektöründe olur çalışabilmelerinin alt yapısının hazırlanması gerekir. Aksi halde yıl boyu kadro sözü gerçeği yansıtmaz. Üç ay çalışacak on iki ay maaş alacak. Dünyada böyle bir uygulama var mı? Gerçekçi değil…

Çay üreticimiz veya hem üretici olup hem de fabrikada çalışanımıza Elinizde içtiğiniz bir bardak çayda ne var? Çaya hoş kokusunu, rengini veren maddeler, içerdiği elementler, minareller neler? Bilen var mı? Bunları daha iyi hale getirebilmek için üretici olarak bahçede ne yapmalıyız? Bugüne değin üretici veya fabrika çalışanı olup da bana cevap verene rastlamadım. Onlarda sayın Vekillerim kadar biliyorlar.

Çok düşündüm bu alışkanlık bize nereden gelmiş? Elli-altmış yıl bir ürünü üreteceksin bu ürünün ne içerdiğini, neyi ihtiva ettiğini bilmeyeceksin. Merak etmeyeceksin. Öğrenmek içinde çaba harcamayacaksın…

İnancımızın ilk ayeti olan "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" ayetine uymuş muyuz? Elli-altmış yıl beş vakit namaz kılıp da ezberleyip, okuduğumuz üç-beş sürelerin ne anlama geldiğini, Yüce Allah’ın divanına doğrulduğumuzda ne dediğimizi biliyor muyuz? Bize böyle yap, gerisine de karışma – karıştırma dediler, işimize, kolayımıza geldi, uyduk imama. İnancının gereğini yerine getirmeyen, oku dediği halde okumayıp, orada bile tembellik eden bizler, ürettiğimiz ürünün özelliklerini mi öğrenmek isteyeceğiz. Hadi canım sende!..

Kalın sağlıcakla!..   

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.