Ben filozof değilim. Cumhuriyetin faziletleri veya doğuşu ve gelişimi üzerine ahkam kesemem. Ancak çocukluğumdan bu yana cumhuriyetle ilgili yaşadığım ve kafama takılan bazı sorular vardı. Yıllar içerisinde ve öğrendikçe ne hissettiğimi paylaşabilirim. Diyeceksiniz ki senin düşüncenden bize ne? Ama ben içinizde yaşayan , ortalama bir vatandaşım. Onun için….
Çocukluğumda duyardım; Çin Halk Cumhuriyeti-Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği – İran İslam cumhuriyeti- Türkiye Cumhuriyeti, diye. Sizce de bir gariplik yok mu? Bir kısmı kominizim sistemiyle bir tanesi dini argümanların referans alındığı bir sistemde, bir diğeri” her ne kadar laik hukuk sistemi dense de köküne kadar hissettiğimiz” kapitalist sistemle yönetilmesine rağmen, hepsinin önünde, ortasında veya sonunda cumhuriyet var. Öte yanda gelişmiş ülkelerin isimlerinde cumhuriyetin” c si” yok. Onlarda cumhuriyetle yani cumhurun hürriyetinin kendi elinde olduğu sistemle yönetiliyor. İşte benim de kafamın takıldığı, zurnanın zırt dediği yer tam da burası…
Zamanla ve yaşadıkça öğrendim ki aslında dünyada insanoğlunun var olduğu andan itibaren bulunan ve uygulanan bütün yönetim sistemlerinin istinasız ortak bir özelliği var. 1- yoksulların ( işçi-emekçi köylü kısaca üretenler), 2-memurların (üst düzey bürokratlar, din adamları, tarikatlar, cemaatler, siyasetçiler),3- Zenginler ve yönetenler sınıflarının olduğu ve bunun hiç değişmediği gerçeği. Hangi sistem olursa olsun hiç fark etmiyor.
-Yoksullar niye var ? Zenginleri , yöneticileri ve onların yandaşlarını çalışıp, çapalayıp bakmak için var. Bu gurubun dini duyguları da çok yoğun olmalı ki, kendi karınlarını doyurmanın şükrünü, kıymetini bilmeli.
- Peki zenginler ve yönetenler niye var? Çok basit, ne diyor alimlerimiz; “ Allah zenginliği istediğine, ilimi ise her isteyene verir.” Şayet Allahın sevgili kulu iseniz sizi zengin yapar. Ya diğerleri; onlarda yaratıldıklarından dolayı şükretmelidirler. Öyle küsmece darılmaca yok. Kaldı ki memur olma hakları da var.
-Memurlar sınıfı niye var? Zenginler ve yönetenler ile Fakirler arasındaki ilişkileri düzenlemek, üst gurubun çıkarlarını gözetmek ve bunun için her türlü fedakarlığı yapmak, işlerini kolaylaştırmak, kanun ve kurallar icat etmek,uygulamak. Fakirlerin isyanını önlemek için var. Aynı şey din adına oluşturulmuş gruplar için de geçerli. Örneğin zenginler bir kötülük, bir haksızlık yaparlarsa bu dünyada güç ve yönetim onların elinde,lehinde ve de tarafında olduğu için cezalandırılamayacağına göre Allah onları öteki dünyada bizzat eliyle cezalandıracak. Dolaysıyla alt grupların isyan etmesine, bunların yaptığı yanlarına kar kalıyor, yanılgısına kapılmamaları gerektiği konusundaki ikna çabaları… Şükür politikasını dayatma çabaları v.s..
Demek ki Cumhuriyet demekle, cumhurun hürriyeti sağlanmış olmuyor. Cumhuriyet kelimesinin İçini bu güne kadar bulunmuş en iyi yönetim şekli olan demokrasi ile yani batı normları ile doldurmak ve de buna uymakla sağlanıyor. Bu da Kültür düzeyi yüksek toplumlarda uygulanabiliyor. Yani Gelişmiş dediğimiz ülkelerde. Bizim gibi 700 yıl kulluk etmiş islamiyetle alakası olmayan İslami değerler olarak bizlere yutturulmuş ilkeler ile yaşamış ülkeler de ise bu demokratik değerleri kabullenmemiz çok zor. Sınıfların arasında bunu istemeyen, buna en fazla direnen sınıf ise ne yazık ki memurlar sınıfı oluyor. Gerçek demokrasi işlerine hiç gelmiyor. Çünkü hiç üretim yapmadan, hazır geçimin yolunu zenginlerin ve yönetenlerin ayakçılığını yaparak buluyorlar. Bir fırsatını da bulursa üst sınıfa da geçip Allahın sevdiği kullar arasına giriveriyorlar. Demokrasi ile yönetilen cumhuriyette bunu bulamayacaklarından Çıkarlarına hiç uymuyor.Gerçek demokrasi ile yönetilen ülkelerde herkes istisnasız vatandaşa hesap verme zorundadır. Vatandaşlarının; zenginlerin Allah sevgili kulu, Yöneticilerin Allahın yeryüzündeki temsilcileri,”gölgesi” olduğu zihniyetin ekseri çoğunluğunu oluşturduğu ülkelerde bu nasıl olacak? Yüzbinlerce örnekten bir tane, Örneğin ülkemizde gerçek demokrasi olsa, üst düzey bir bürokrat ve ya milletvekili maaşı ile bir işçinin-emekçinin maaşı arasında 15-20 kat fark olur muydu?.. Hangi Cumhuriyette bu durum var? Demokrasiyi özde değil de şeklen yaşayan bizim gibi ülkelerde…
Oysa; Yüce Yaratan; dünyada insanoğlu var olduğu andan itibaren, yarattığı kullar arasında hiçbir fark olmadığı,hiçbir sınıfın olmadığı, adalette herksin eşit olduğunu vurgulayan, anlatan, binlerce peygamber ve uyarıcı kutsal kitaplar göndermedi mi?...
Ülkemde yaşayan tüm vatandaşlarımızın geçmiş Cumhuriyet Bayramını kutluyorum….
Anasayfa
Yazarlar
Hayrettin UZUN
Yazı Detayı
Bu yazı 1392+ kez okundu.
CUMHURİYET!...
Ben filozof değilim. Cumhuriyetin faziletleri veya doğuşu ve gelişimi üzerine ahkam kesemem. Ancak çocukluğumdan bu yana cumhuriyetle ilgili yaşadığım ve kafama takılan bazı sorular vardı. Yıllar içerisinde ve öğrendikçe ne hissettiğimi paylaşabilirim. Diyeceksiniz ki senin düşüncenden bize ne? Ama ben içinizde yaşayan , ortalama bir vatandaşım. Onun için….
Çocukluğumda duyardım; Çin Halk Cumhuriyeti-Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği – İran İslam cumhuriyeti- Türkiye Cumhuriyeti, diye. Sizce de bir gariplik yok mu? Bir kısmı kominizim sistemiyle bir tanesi dini argümanların referans alındığı bir sistemde, bir diğeri” her ne kadar laik hukuk sistemi dense de köküne kadar hissettiğimiz” kapitalist sistemle yönetilmesine rağmen, hepsinin önünde, ortasında veya sonunda cumhuriyet var. Öte yanda gelişmiş ülkelerin isimlerinde cumhuriyetin” c si” yok. Onlarda cumhuriyetle yani cumhurun hürriyetinin kendi elinde olduğu sistemle yönetiliyor. İşte benim de kafamın takıldığı, zurnanın zırt dediği yer tam da burası…
Zamanla ve yaşadıkça öğrendim ki aslında dünyada insanoğlunun var olduğu andan itibaren bulunan ve uygulanan bütün yönetim sistemlerinin istinasız ortak bir özelliği var. 1- yoksulların ( işçi-emekçi köylü kısaca üretenler), 2-memurların (üst düzey bürokratlar, din adamları, tarikatlar, cemaatler, siyasetçiler),3- Zenginler ve yönetenler sınıflarının olduğu ve bunun hiç değişmediği gerçeği. Hangi sistem olursa olsun hiç fark etmiyor.
-Yoksullar niye var ? Zenginleri , yöneticileri ve onların yandaşlarını çalışıp, çapalayıp bakmak için var. Bu gurubun dini duyguları da çok yoğun olmalı ki, kendi karınlarını doyurmanın şükrünü, kıymetini bilmeli.
- Peki zenginler ve yönetenler niye var? Çok basit, ne diyor alimlerimiz; “ Allah zenginliği istediğine, ilimi ise her isteyene verir.” Şayet Allahın sevgili kulu iseniz sizi zengin yapar. Ya diğerleri; onlarda yaratıldıklarından dolayı şükretmelidirler. Öyle küsmece darılmaca yok. Kaldı ki memur olma hakları da var.
-Memurlar sınıfı niye var? Zenginler ve yönetenler ile Fakirler arasındaki ilişkileri düzenlemek, üst gurubun çıkarlarını gözetmek ve bunun için her türlü fedakarlığı yapmak, işlerini kolaylaştırmak, kanun ve kurallar icat etmek,uygulamak. Fakirlerin isyanını önlemek için var. Aynı şey din adına oluşturulmuş gruplar için de geçerli. Örneğin zenginler bir kötülük, bir haksızlık yaparlarsa bu dünyada güç ve yönetim onların elinde,lehinde ve de tarafında olduğu için cezalandırılamayacağına göre Allah onları öteki dünyada bizzat eliyle cezalandıracak. Dolaysıyla alt grupların isyan etmesine, bunların yaptığı yanlarına kar kalıyor, yanılgısına kapılmamaları gerektiği konusundaki ikna çabaları… Şükür politikasını dayatma çabaları v.s..
Demek ki Cumhuriyet demekle, cumhurun hürriyeti sağlanmış olmuyor. Cumhuriyet kelimesinin İçini bu güne kadar bulunmuş en iyi yönetim şekli olan demokrasi ile yani batı normları ile doldurmak ve de buna uymakla sağlanıyor. Bu da Kültür düzeyi yüksek toplumlarda uygulanabiliyor. Yani Gelişmiş dediğimiz ülkelerde. Bizim gibi 700 yıl kulluk etmiş islamiyetle alakası olmayan İslami değerler olarak bizlere yutturulmuş ilkeler ile yaşamış ülkeler de ise bu demokratik değerleri kabullenmemiz çok zor. Sınıfların arasında bunu istemeyen, buna en fazla direnen sınıf ise ne yazık ki memurlar sınıfı oluyor. Gerçek demokrasi işlerine hiç gelmiyor. Çünkü hiç üretim yapmadan, hazır geçimin yolunu zenginlerin ve yönetenlerin ayakçılığını yaparak buluyorlar. Bir fırsatını da bulursa üst sınıfa da geçip Allahın sevdiği kullar arasına giriveriyorlar. Demokrasi ile yönetilen cumhuriyette bunu bulamayacaklarından Çıkarlarına hiç uymuyor.Gerçek demokrasi ile yönetilen ülkelerde herkes istisnasız vatandaşa hesap verme zorundadır. Vatandaşlarının; zenginlerin Allah sevgili kulu, Yöneticilerin Allahın yeryüzündeki temsilcileri,”gölgesi” olduğu zihniyetin ekseri çoğunluğunu oluşturduğu ülkelerde bu nasıl olacak? Yüzbinlerce örnekten bir tane, Örneğin ülkemizde gerçek demokrasi olsa, üst düzey bir bürokrat ve ya milletvekili maaşı ile bir işçinin-emekçinin maaşı arasında 15-20 kat fark olur muydu?.. Hangi Cumhuriyette bu durum var? Demokrasiyi özde değil de şeklen yaşayan bizim gibi ülkelerde…
Oysa; Yüce Yaratan; dünyada insanoğlu var olduğu andan itibaren, yarattığı kullar arasında hiçbir fark olmadığı,hiçbir sınıfın olmadığı, adalette herksin eşit olduğunu vurgulayan, anlatan, binlerce peygamber ve uyarıcı kutsal kitaplar göndermedi mi?...
Ülkemde yaşayan tüm vatandaşlarımızın geçmiş Cumhuriyet Bayramını kutluyorum….
Ekleme
Tarihi: 02 Kasım 2025 -Pazar
CUMHURİYET!...
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(2)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
Mehmet
(03.12.2025 14:53 -
#1744)
Ara eleman olmayınca istişareyi kim yapacak.Sınıf farkı her canlıda az yada çok var.Önemli olan aradaki uçurum farklarını giderecek formülleri bulup insanlığın hizmetine sunmak M.Şamlı
OzturkReco
(15.03.2026 22:18 -
#1780)
Canım Arkadaşım
Bir araya geldiğimiz o eski zamanlarda
Kafa kafaya ve saatler süren sohbetlerimiz olurdu
Yazılarını okuyorum;
Bu sohbetlerimizi besleyen
Düşüncelerin hangi derinlikten kaynaklandığını anlıyorum
Sevgiler…
