1984 yılında Bağkurlu oldum. 1989 yılında işçi statüsünde kamuda çalışmaya başladım.2006 yılında işçi statümüz değiştirildi memur oldum. Dolayısıyla Emekli Sandığına geçtim.14.09.2025 yılında 65 yaşını doldurarak emekli oldum.
Sosyal Sigortalar Kurumuna 41 yıl bir fiil prim ödedim. Çalışırken aldığım maaş 65-70 bin lira aralığında iken emekli olunca 28 bin lira maaş bağlandı. Tabi insan önce bir şok oluyor. Aklından bir sürü fesatlıklar geçiyor . Tövbe tövbe Allah bizi affetsin!..
-İki yıl milletvekili olanların emekliliği hak etmesi ve aldıkları yüksek aylıklar…
-Söz verilmesine rağmen, bir türlü düzeltilmeyen gösterge katsayıları…
-Bordrolulardan kesilen yüksek primlere rağmen bağlanan emekli maaşları vs. uzar gider , saymakla bitmez. Bir sürü şeytan işi vesvese …
Fakat merak etmeyin fazla uzun sürmüyor. Adapte olup uyum sağlıyorsunuz. Şahsen ben öyle olduğumu düşünüyorum. Emeklilikte benden fazla maaş alanlara değil de az alan gruplara bakıyor , şükür ediyorum. Onların yiyip içtiğiyle bizim ki arasında bir fark yok. Aslında bu durumu fark etselerdi , büyüklerimiz bizim maaşlarımızı da onların seviyesine düşürebilirlerdi. Bundan eminim. Diyeceksiniz ki sizden 4-5 kat daha fazla ve daha uzun süre prim kesilmiş iyi de bizlerin (kuyruğu pardon) bodrosu onların elinde ya …
Büyüklerimiz, karar vericiler haklı ve bizi bizden iyi tanıyorlar. Ona göre düzenleme yapıyorlar. Kafamızda oluşan olumsuz düşüncelerin hepsi şeytan işi. Senden yukarıdakilere bakacağına , kafanı yoracağına kalk , abdestini al ve iki rekat şükür namazı kıl. Haline şükret. Bak gelişmiş denilen ülkeler bile bizi kıskanıyor. Hele bir Almanya var hasetinden çatlıyor. Nasıl oluyorda bir ülkenin vatandaşları, bu kadar az maaş ile geçinebiliyorlar diye.
Bu akılsız Almanların Başbakanı bir başka ülkeye resmi ziyarette giderken bile özel uçakla gitmiyor , yanına koruma ordusu almıyor zavallı. Geçenlerde İtalya’da tatile giden eski bir kadın başbakanları ara bir sokakta , kıytırık bir lokantada yemek yerken görülmüş garibim. Bu durumları görünce içim sızlıyor doğrusu. Kıskançlıktan çatlasın dursunlar. Pis gayri müslimler!…
Bizleri düşünen büyüklerimiz var çok şükür. Bizim onurumuzu Almanların durumuna düşürmezler. Sorunları pratik zekasıyla tespit eder , önlemini alıp çözüverir. Örneğin ; Eskiden ülkemizde ortalama yaşam süresi 65 yaş idi. Yıllar içerisinde bu yaş 75-80 e doğru yükseldi. Dolayısıyla emekli olduktan sonra kişi başına ödediğimiz maaş sayısı da arttı. Bu sosyal Sigortalar Kurumuna ekonomik olarak çok büyük yük getirip , işin içinden çıkılmaz bir hal aldı. Çok haklı ve çok doğru bir tespit. Emekliler olarak hadlerimizi bilmez olduk . 65’inde emekli oldun , birkaç ay sonra doğru mezara… Ne diye bu devleti düşünmez bu kadar ekonomik krize sokarsın. Bürokratlarımızı da üzersin. Anlamak mümkün değil. Zamane emeklileri canım ,Şımartılmışız vesselam…
Ben elimden geldiğince uyum sağlamaya çalışıyorum . Mesela :
-Alışveriş listesini tek tek inceliyor , yarı yarıya kısıyorum. Bazı pahalı ihtiyaçları bir sonraki alışverişe bırakıyorum. Eşim sorduğunda ise unutmuşum, atlamışım , idare ediver diyorum.
-Bağ – bahçeye giderken eskiden kendi eskilerimi giyer giderdim. Şimdi onlara belki bir gün lazım olur diye kıyamıyorum , çocukların eskilerini giyiyorum.
-Arada sırada çocuklar ziyarete gelecek iken onları arayıp ; çok işim vardı, vakit bulamadım . Gelirken kasaptan yarım kilo kıyma veya marketten bir kilo zeytin getiriverin vs. diyerek kurnazlık yapıp bir temel ihtiyacı gideriyorum.
Birkaç gün önce bağ bahçeden eve geldik. İçeriye girmeden hanım seslendi:
-O adam evde ekmek yok , gidip alıver.
Ben önce sağa sonra sola baktım. Sonra arkama baktım hiç kimse yok Hanıma:
+Sen kime seslendin ?
-Sana diyorum duymadın mı?
+İyi de ‘’adam’’ diye seslendin.
-Sana dedim ya sen adam değil misin?
+Allah aşkına hanım benim adamlığım mı kaldı . Emekliyim ben emekli.
Yani demem o ki uyum sağlamam o derece.
Eee büyüklerimiz, karar vericiler de biz emeklilerin uyum sağlamaktaki becerisini o kadar iyi biliyor ki kafaları bu kadar rahat. Şükürler olsun !...
