Hayrettin UZUN
Köşe Yazarı
Hayrettin UZUN
 

İSTİSNA!..

İnsanoğlunun yaşamına ne zaman girdi bilemiyorum ancak, bizim hayatımıza girdi gireli iki yakamız bir araya gelmiyor. Bu istisnaya öylesine alıştık ve benimsedik ki çıkarcılığımızın ayrılmaz bir parçası oldu ve bize de çok yakışıyor doğrusu. Köylümüz, işçimiz,esnafımız, memurumuz, bürokratımız hele-hele siyasetçimiz istisna denince akan sular duruyor, yüreğinin yağları eriyor. Allah rahmet eylesin. Bir amcaoğlu vardı. Uzun yıllar Rize’de vergi dairesinin şefliğini yapmıştı. Tanıyanlar bilir düzgün bir insandı. Bir sohbetimizde;  -Biz adam olmayız!.. dedi. +Neden böyle söyledin ağabey? Sende mi? -Evet bende. Çünkü her kanunumuzda bir istisna var ve bu; ne yazık ki; kanun hazırlayan ve kabul edenler tarafından bilerek yapılıyor. Örneğin devletin kurallarına uyup zamanında vergisini veren esnaflarımız var. Bir de nasıl olsa bir istisna yaratılır, yırtar kurtarırım diyerek vermeyenler var. Ne oluyor sonunda? O namussuzlar haklı çıkıyor. Üç-beş yıl sonra bir af geliyor, vergi borçları ya affediliyor ya da faizleri silinip ana paraları beş-on taksit yapılıp bankalardan da ödeme kolaylığı sağlanıyor. Bugünlerde onlarla uğraşıyorum. Bu istisna niye? Zamanında ödeyenler enayi mi? +Yani kanun ve kurallar olsun amma bana uygulanmasın ben istisna olayım. -Aynen öyle. Bunu sağlayabilmek için de kanunları yaparken ve uygularken kıyısında-köşesinde mutlaka bir istisna sıkıştırırlar. Yarın bir gün kendilerine lazım olur diye. +Bu da aynı kanun ve kural sana başka, istenen kişiye başka uygulanma imkânı doğurur ki bu da adaletsizliğe, dolaysıyla hukuk düzeninin bozulmasına yol açar. -Böyle bir düzen; dikiş tutar, adam olur mu? Birkaç gün önce esnaf sanatkârlar odası başkanını dinliyorum aynen şöyle diyor; ‘Esnafımız vergi borcundan dolayı veya sigorta prim borcu var diye uygun krediden yararlanamıyorlar. Bu esnaflarımız mağdur oluyor. Bir an önce krediye ulaşma imkanları sağlanmalıdır.’ Sevgili başkan; Zamanında vergi borcunu veya sigorta primini ödemeyip vatandaşlık görevini yerine getirmeyen esnafımız da bi zahmet yararlanmasın krediden değil mi?   *Trafik kanunları, kuralları olsun ama bana uygulanmasın,  *Kamuda kurallar olsun ama sınavlarda, işe alımlarda bana uygulanmasın bir torpil geçilsin, maaş sistemi olsun ama üst bürokratlar ve yöneticiler bu sistemden istisna olsun, aynı işi yapan memurlar arasında 1-2-3 ve A_B_C_D-E sayılı cetveller, 2000’den başlayıp 10000’e çıkan katsayılar olsun. 1 sayılı cetvelde olanlar vergi dilimlerinden istisna olsun. Diğerlerinin canı çıksın. *Emekli sisteminin bir kuralı olsun ama, ben millet vekili isem bana bir istisna olsun, iki yılda en üst kademeden emekliliği hak edeyim. Üst yönetimde olanlara kira yardımından tutunda her türlü giderleri için devlet bütçesinden anormal miktarlar alabilmelerini sağlayan istisnalar olsun.  * Çalışma hayatında her çalışandan farklı kesintiler yapılır, ayrıca bazıları 15 yıldan başlamak üzere 40 yıl çalışarak emekli olunur. Olsun sonuçta emekli, emekli değil mi? Az çalışmış, çok çalışmış önemli mi? Bizim dışımızdakiler mümkünse aynı parayı alsın. Hak hukuk Allah rast getire… Zira, O anda kanun yapan ve uygulayanların aklında Allah korkusundan ziyade, biz yaptığımız kanundan nasıl istisna oluruz da buradan yırtar Arslan payı alırız düşüncesi vardır. Ona odaklanmıştır. *Şehir planlamaları olsun, ama ben bina yaparken, kaçak-maçak bir istisna yapılıp ruhsat verilsin. Yahu ufak bir para cezasına da razıyız yani, yeter ki bana bir istisna yapılsın.  *Benim oy verdiğim parti iktidar olacak bana istisna uygulamayacak. Bunu düşünmek bile istemiyorum. Yemişim adaletini. Demokratik hukuk düzenini! Ben bu partiye niye oy verdim…  Bu istisna istekleri saymakla bitmez. O kadar kanıksamışız ki, bir müdürümüz vardı. Misafiri geldiğinde odacısına seslenirdi; ’Misafirlere çay ver, şayet taze ise bana da ver’. İstisnaya bak hele…  Ailesinin tamamı Almanya’da yaşayan bir arkadaşıma; -Sen niye buradasın ailen Almanya’da değil mi? +Evet ben de gittim, ama uyum sağlayamadım döndüm. -Nasıl yani? +14-15 yaşlarındaydım. Annem, babam işe, küçük kardeşim okula gitti. Ben de evimizin sokağının ucundaki parka gidip eğleneyim dedim. Sokağın ucundan bir ana yol geçiyordu onun kenarı park. Anayoldan parka geçmek için elli metre ilerideki trafik ışığının olduğu yere kadar yürüyüp karşıya geçmem gerekirken baktım ki yol boş, trafikte araç yok, direkt karşıya geçip parka geçtim. Bir iki dakika sonra bir alman polisi yanıma geldi kulağımdan tuttu doğru bankaya. Bana 25 DM para cezası kestiler. Param yok dedim. Önemli değil babanın maaş bodrosundan kesilir dediler. Dekontu hazırlayan banka personeli olan kız da bana türko-türko diyerek gülüyordu. Dönüşte polis ile aynı trafik ışıklarına vardığımızda bir köpek de karşıya geçmek için yeşil yanmasını bekliyordu. Polis beni dürterek onu gösterdi. Yani o kurallara uyuyordu.  Bir başka gün de yine parka gitmek için evden çıktım. Farkında bile değilim yola tükürmüşüm. Yine polis geldi beni aldı doğru bankaya yine 25 DM ceza. Kız yine türko-türko diyerek gülüyor. Polise ne biliyorsun benim tükürdüğümü diye itiraz edecek oldum sokaktaki bir binanın penceresinden benim tükürdüğümü gören bir kişi şikâyet etmiş. Buna benzer birkaç vaka daha. Akşam evde beni şikâyet edeni sayıp-söverken küçük kardeşim bana; senin yaptıkların yanlış. Seni şikâyet edenler vatandaşlık görevini yaptı, deyince ben orada duramayacağımı anladım. Babaannem ve dedem de burada yalnızdı. Birazda o bahane oldu memlekete döndüm. Bir daha gitmedim.   Yine Paris’te ailesiyle yaşayıp inşaat işleriyle uğraşan bir yakınımız, İstanbul’dan bir arsa alıp bina yaptı. Planın dışına çıkıp binayı iki metre büyük kurdu. Bir süre sonra bunu fark eden komşu binalar haklı olarak şikâyette bulundu. Büyük şehir belediyesi mahkemeye verdi. Yıkma kararı beklenirken bir imar affı çıktı ve para cezasıyla kurtarıp ruhsatını aldı. Bir konuşmamızda; -Siz Fransa’da da inşaat yapıyorsunuz. Orada böyle proje dışı bir iş yapabiliyor musunuz?    +Değil yapmak aklımızın ucundan bile geçmez. Hem binanızı yıkar masrafını da senden alır, hem de bir daha ömür boyu inşaat etmenize izin vermezler. -İyi de burada yaptın.  +İmar affı çıkıp istisnadan yararlanacağımı biliyordum.   Kısaca yaşamımızda her ne var ise, mutlak suretle kanun ve kurallar içerisinde olsun. Kayıtsız- şartsız herkes buna uysun. Şayet bu kurallar olmaz ise toplumda kargaşa ve huzursuzluk olur. Haklı olan hakkını alamaz. Bunda Allah’ında rızası olmaz. Bunun da bilincindeyiz. Ancak; başkası yapınca eleştirdiğimiz, böyle de olmaz ki dediğimiz her ne var ise, tek isteğimiz, ‘onun’ çıkarımız gereği; bize istisna olması. Çok şey mi istiyoruz?  İstisnayı bu kadar çok sevdiğimizi bilen büyüklerimiz de istisnanın büyüğünü kendileri için yapınca, onlara da gücenmeyeceğimizi, aksine hoş göreceğimizi bildikleri için, bu kadar rahatlar değil mi?     
Ekleme Tarihi: 18 Ocak 2026 -Pazar

İSTİSNA!..

İnsanoğlunun yaşamına ne zaman girdi bilemiyorum ancak, bizim hayatımıza girdi gireli iki yakamız bir araya gelmiyor. Bu istisnaya öylesine alıştık ve benimsedik ki çıkarcılığımızın ayrılmaz bir parçası oldu ve bize de çok yakışıyor doğrusu. Köylümüz, işçimiz,esnafımız, memurumuz, bürokratımız hele-hele siyasetçimiz istisna denince akan sular duruyor, yüreğinin yağları eriyor.

Allah rahmet eylesin. Bir amcaoğlu vardı. Uzun yıllar Rize’de vergi dairesinin şefliğini yapmıştı. Tanıyanlar bilir düzgün bir insandı. Bir sohbetimizde; 

-Biz adam olmayız!.. dedi.

+Neden böyle söyledin ağabey? Sende mi?

-Evet bende. Çünkü her kanunumuzda bir istisna var ve bu; ne yazık ki; kanun hazırlayan ve kabul edenler tarafından bilerek yapılıyor. Örneğin devletin kurallarına uyup zamanında vergisini veren esnaflarımız var. Bir de nasıl
olsa bir istisna yaratılır, yırtar kurtarırım diyerek vermeyenler var. Ne oluyor sonunda? O namussuzlar haklı çıkıyor. Üç-beş yıl sonra bir af geliyor, vergi borçları ya affediliyor ya da faizleri silinip ana paraları beş-on taksit yapılıp bankalardan da ödeme kolaylığı sağlanıyor. Bugünlerde onlarla uğraşıyorum. Bu istisna niye? Zamanında ödeyenler enayi mi?

+Yani kanun ve kurallar olsun amma bana uygulanmasın ben istisna olayım.

-Aynen öyle. Bunu sağlayabilmek için de kanunları yaparken ve uygularken kıyısında-köşesinde mutlaka bir istisna sıkıştırırlar. Yarın bir gün kendilerine lazım olur diye.

+Bu da aynı kanun ve kural sana başka, istenen kişiye başka uygulanma imkânı doğurur ki bu da adaletsizliğe, dolaysıyla hukuk düzeninin bozulmasına yol açar.

-Böyle bir düzen; dikiş tutar, adam olur mu?

Birkaç gün önce esnaf sanatkârlar odası başkanını dinliyorum aynen şöyle diyor;

‘Esnafımız vergi borcundan dolayı veya sigorta prim borcu var diye uygun krediden yararlanamıyorlar. Bu esnaflarımız mağdur oluyor. Bir an önce krediye ulaşma imkanları sağlanmalıdır.’ Sevgili başkan; Zamanında vergi borcunu veya sigorta primini ödemeyip vatandaşlık görevini yerine getirmeyen esnafımız da bi zahmet yararlanmasın krediden değil mi?  

*Trafik kanunları, kuralları olsun ama bana uygulanmasın, 

*Kamuda kurallar olsun ama sınavlarda, işe alımlarda bana uygulanmasın bir torpil geçilsin, maaş sistemi olsun ama üst bürokratlar ve yöneticiler bu sistemden istisna olsun, aynı işi yapan memurlar arasında 1-2-3 ve A_B_C_D-E sayılı cetveller, 2000’den başlayıp 10000’e çıkan katsayılar olsun. 1 sayılı cetvelde olanlar vergi dilimlerinden istisna olsun. Diğerlerinin canı çıksın.

*Emekli sisteminin bir kuralı olsun ama, ben millet vekili isem bana bir istisna olsun, iki yılda en üst kademeden emekliliği hak edeyim. Üst yönetimde olanlara kira yardımından tutunda her türlü giderleri için devlet bütçesinden anormal miktarlar alabilmelerini sağlayan istisnalar olsun. 

* Çalışma hayatında her çalışandan farklı kesintiler yapılır, ayrıca bazıları 15 yıldan başlamak üzere 40 yıl çalışarak emekli olunur. Olsun sonuçta emekli, emekli değil mi? Az çalışmış, çok çalışmış önemli mi? Bizim dışımızdakiler mümkünse aynı parayı alsın. Hak hukuk Allah rast getire… Zira, O anda kanun yapan ve uygulayanların aklında Allah korkusundan ziyade, biz yaptığımız kanundan nasıl istisna oluruz da buradan yırtar Arslan payı alırız düşüncesi vardır. Ona odaklanmıştır.

*Şehir planlamaları olsun, ama ben bina yaparken, kaçak-maçak bir istisna yapılıp ruhsat verilsin. Yahu ufak bir para cezasına da razıyız yani, yeter ki bana bir istisna yapılsın. 

*Benim oy verdiğim parti iktidar olacak bana istisna uygulamayacak. Bunu düşünmek bile istemiyorum. Yemişim adaletini. Demokratik hukuk düzenini! Ben bu partiye niye oy verdim…

 Bu istisna istekleri saymakla bitmez. O kadar kanıksamışız ki, bir müdürümüz vardı. Misafiri geldiğinde odacısına seslenirdi; ’Misafirlere çay ver, şayet taze ise bana da ver’. İstisnaya bak hele… 

Ailesinin tamamı Almanya’da yaşayan bir arkadaşıma;

-Sen niye buradasın ailen Almanya’da değil mi?

+Evet ben de gittim, ama uyum sağlayamadım döndüm.

-Nasıl yani?

+14-15 yaşlarındaydım. Annem, babam işe, küçük kardeşim okula gitti. Ben de evimizin sokağının ucundaki parka gidip eğleneyim dedim. Sokağın ucundan bir ana yol geçiyordu onun kenarı park. Anayoldan parka geçmek için elli metre ilerideki trafik ışığının olduğu yere kadar yürüyüp karşıya geçmem gerekirken baktım ki yol boş, trafikte araç yok, direkt karşıya geçip parka geçtim. Bir iki dakika sonra bir alman polisi yanıma geldi kulağımdan tuttu doğru bankaya. Bana 25 DM para cezası kestiler. Param yok dedim. Önemli değil babanın maaş bodrosundan kesilir dediler. Dekontu hazırlayan banka personeli olan kız da bana türko-türko diyerek gülüyordu. Dönüşte polis ile aynı trafik ışıklarına vardığımızda bir köpek de karşıya geçmek için yeşil yanmasını bekliyordu. Polis beni dürterek onu gösterdi. Yani o kurallara uyuyordu. 

Bir başka gün de yine parka gitmek için evden çıktım. Farkında bile değilim yola tükürmüşüm. Yine polis geldi beni aldı doğru bankaya yine 25 DM ceza. Kız yine türko-türko diyerek gülüyor. Polise ne biliyorsun benim tükürdüğümü diye itiraz edecek oldum sokaktaki bir binanın penceresinden benim tükürdüğümü gören bir kişi şikâyet etmiş. Buna benzer birkaç vaka daha. Akşam evde beni şikâyet edeni sayıp-söverken küçük kardeşim bana; senin yaptıkların yanlış. Seni şikâyet edenler vatandaşlık görevini yaptı, deyince ben orada duramayacağımı anladım. Babaannem ve dedem de burada yalnızdı. Birazda o bahane oldu memlekete döndüm. Bir daha gitmedim.  

Yine Paris’te ailesiyle yaşayıp inşaat işleriyle uğraşan bir yakınımız, İstanbul’dan bir arsa alıp bina yaptı. Planın dışına çıkıp binayı iki metre büyük kurdu. Bir süre sonra bunu fark eden komşu binalar haklı olarak şikâyette bulundu. Büyük şehir belediyesi mahkemeye verdi. Yıkma kararı beklenirken bir imar affı çıktı ve para cezasıyla kurtarıp ruhsatını aldı. Bir konuşmamızda;

-Siz Fransa’da da inşaat yapıyorsunuz. Orada böyle proje dışı bir iş yapabiliyor musunuz?   

+Değil yapmak aklımızın ucundan bile geçmez. Hem binanızı yıkar masrafını da senden alır, hem de bir daha ömür boyu inşaat etmenize izin vermezler.

-İyi de burada yaptın. 

+İmar affı çıkıp istisnadan yararlanacağımı biliyordum.  

Kısaca yaşamımızda her ne var ise, mutlak suretle kanun ve kurallar içerisinde olsun. Kayıtsız- şartsız herkes buna uysun. Şayet bu kurallar olmaz ise toplumda kargaşa ve huzursuzluk olur. Haklı olan hakkını alamaz. Bunda Allah’ında rızası olmaz. Bunun da bilincindeyiz. Ancak; başkası yapınca eleştirdiğimiz, böyle de olmaz ki dediğimiz her ne var ise, tek isteğimiz, ‘onun’ çıkarımız gereği; bize istisna olması. Çok şey mi istiyoruz? 
İstisnayı bu kadar çok sevdiğimizi bilen büyüklerimiz de istisnanın büyüğünü kendileri için yapınca, onlara da gücenmeyeceğimizi, aksine hoş göreceğimizi bildikleri için, bu kadar rahatlar değil mi?     
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.