Hayrettin UZUN
Köşe Yazarı
Hayrettin UZUN
 

ŞEHR-İ RAMAZAN!..

Çok şükür bu yılda ramazana kavuştuk. Bana göre ibadetin en masum olduğu aydır ramazan. Ağzımızla, gözümüzle hele-hele kalbimizle tutacağımız ramazanın değeri biçilebilir mi? Rabbimiz diyor ki onu ancak “Ben” bilirim!.. Rahmetli büyük dedem, yani dedemin babası, ölüm döşeğinde ziyaret eden arkadaşlarının bir vasiyetin var mı? Sorusuna karşılık; +Benim çocuklarıma her şeyi serbest bıraktım. Onlardan tek isteğim namazlarını dosdoğru kılsınlar. Aksi halde hakkımı helal etmem. Vasiyetim budur. -Bu nasıl iştir? Mehmet Ağa, hem her şey serbest, içki, kumar, zamparalık, hırsızlık serbest hem de dosdoğru namaz, bu ne alaka?.. +Arkadaşlar; hepimiz insanız ve hatalarımız olur ancak, namazını dosdoğru kılanlar Allah korkusundan bu yanlışlara düşmez, düşse de an kısa zamanda hatasından döner. Onun için dosdoğru namaz önemli. Diye cevap vermiş.  Son zamanlarda yaşantımıza bakınca namazı öylesine sıradanlaştırdık ki hem namaz kılıp hem de her türlü fesatlığı-münafıklığı, arsızlığı, hırsızlığı çok rahat yapar hale geldik. Allah korkusu rast gele!.. Dini de çıkarlarımız için kullanmaya başladık. Önce insan olma vasfımızı neredeyse unuttuk. Sanki “Ramazan” bu nedenle daha bir özel. Oniki-onüç yaşlarında beş-altı arkadaş buluştuk. Futbol oynamak için okulumuzun önündeki alana gidecektik. Bakkaldan plastik futbol topu alırken hepimizin tanıdığı bir dayımız yaklaşarak; o güne kadar hiç görmediğimiz bir tavırla; +Ne yapıyorsunuz? uşaklar, -Top oynamaya gideceğiz, +İsterseniz sizi Ovit’e götüreyim. Ovit’in düzünde oynarsınız. Akşamda getiririm. Acıkırsınız yanınıza nevale alın. -Hep bir ağızdan tamam dedik. Bakkaldan top, helva ve ekmek aldık. Ovit yaylaları İkizdere İlçemize bağlı bizim köylülerin yazın çıktığı yaylalar. Bir- İki saatlik mesafede. Bizi götürmeyi isteyen dayımızın küçük bir kamyonu var. Onun kasasına doluştuk. Akşama kadar oynadık, eğlendik. Akşam olmak üzere iken tekrar kamyonun kasasına binerek dönüş yoluna koyulduk. Dayımız yolun üzerindeki bir caminin yanında durarak akşam namazını kıldı. Sonra da yine yolumuzun üzerinde olan ormandan kesilen ağaçların geçici olarak toplandığı alanın kıyısına yaklaştı. Kasanın arka kapısını açarak, bize de uşaklar bir el atında şuradan birkaç kütük alalım dedi. Dört-beş metre boylarında elli cm kalınlığında dört-beş kütüğü araca yükledik. Bunlar ağır. Yüklerken dayımız komut veriyor; +TÜ Bismillah, Allah’ın aşkıyla, hep beraber yapışın uşaklar. Neyse ki bir hal ettik, yükledik. Hava iyice kararmıştı. Bizler o kütüklerin üzerine oturduk. Az aşağıda orman kontrol noktasında bir orman bekçisi vardı. Aracın sesini duyunca yolun kenarına doğru geldi. Bizimkisi yavaşlayarak; +Çocukları pikniğe götürmüştüm, dönüyoruz. İyi nöbetler uşağum, diyerek bekçinin tam yaklaşmasına izin vermeden, oradan hızlıca uzaklaştık. Bekçi de kamyonun üzerinde olan bizleri görünce inanmış olacak ki bizlere el sallayarak yerine döndü. İşte benim aklım Tee o zamandan beri takılmış, bizler yaptığımız yanlış işler içinde utanmadan, sıkılmadan Allah’tan yardım istiyoruz. Akşam namazını gözümüzün önünde kılan Dayımız bizi pikniğe götürme bahanesi ile, devletin deposundan resmen hırsızlık yaparak kereste çalmış, Hırsızlığına hadi “Bismillah” diyerek, Allah’tan kuvvet almış, depocunun aramasından da karanlıkta kasanın içi tam görülmediği için, bizi göstererek sıyrılmış. Şimdilerde öbür dünyada, Allah amelince rahmet eylesin… Eminim hepimizin buna benzer bir sürü hatırası vardır. Onun için diyorum ki artık namaz bizi kesmiyor. Okumuşumuz-yazanımız, cahilimiz-alimimiz hiç fark etmiyor. Birbirimizin gözünün içerisine bakıp çok rahat yalan söyler olduk.  Dinimizin direği dediğimiz namazı hem kılarız hem de her türlü naneyi yeriz, hırsızlığı bile “Besmele” çekerek yaparız ki Allah yardım etsin diye.  Önceliğimiz çıkarımız ve hırsımız olunca her şey mübah. İnşallah ramazan süresinde bu kaostan kurtulur da Allah’ın istediği, Peygamberimizin de bizlere aktarılan yaşantısı gibi kullar olmaya çalışırız. Dünyevi hırslarımızı bir kenara bırakabiliriz. Yüce Allah’ımda dünyada zulüm çeken, baskı altında olan tüm Müslümanlara yardım ve merhamet eder. Bütün Müslümanların bu rahmet ve mübarek ayının, hayırlara vesile olması dileğiyle tebrik ederim!.. hoşça kalın!..                          
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba

ŞEHR-İ RAMAZAN!..

Çok şükür bu yılda ramazana kavuştuk. Bana göre ibadetin en masum olduğu aydır ramazan. Ağzımızla, gözümüzle hele-hele kalbimizle tutacağımız ramazanın değeri biçilebilir mi? Rabbimiz diyor ki onu ancak “Ben” bilirim!..

Rahmetli büyük dedem, yani dedemin babası, ölüm döşeğinde ziyaret eden arkadaşlarının bir vasiyetin var mı? Sorusuna karşılık;

+Benim çocuklarıma her şeyi serbest bıraktım. Onlardan tek isteğim namazlarını dosdoğru kılsınlar. Aksi halde hakkımı helal etmem. Vasiyetim budur.

-Bu nasıl iştir? Mehmet Ağa, hem her şey serbest, içki, kumar, zamparalık, hırsızlık serbest hem de dosdoğru namaz, bu ne alaka?..

+Arkadaşlar; hepimiz insanız ve hatalarımız olur ancak, namazını dosdoğru kılanlar Allah korkusundan bu yanlışlara düşmez, düşse de an kısa zamanda hatasından döner. Onun için dosdoğru namaz önemli. Diye cevap vermiş.

 Son zamanlarda yaşantımıza bakınca namazı öylesine sıradanlaştırdık ki hem namaz kılıp hem de her türlü fesatlığı-münafıklığı, arsızlığı, hırsızlığı çok rahat yapar hale geldik. Allah korkusu rast gele!.. Dini de çıkarlarımız için kullanmaya başladık. Önce insan olma vasfımızı neredeyse unuttuk. Sanki “Ramazan” bu nedenle daha bir özel.

Oniki-onüç yaşlarında beş-altı arkadaş buluştuk. Futbol oynamak için okulumuzun önündeki alana gidecektik. Bakkaldan plastik futbol topu alırken hepimizin tanıdığı bir dayımız yaklaşarak; o güne kadar hiç görmediğimiz bir tavırla;

+Ne yapıyorsunuz? uşaklar,

-Top oynamaya gideceğiz,

+İsterseniz sizi Ovit’e götüreyim. Ovit’in düzünde oynarsınız. Akşamda getiririm. Acıkırsınız yanınıza nevale alın.

-Hep bir ağızdan tamam dedik. Bakkaldan top, helva ve ekmek aldık.

Ovit yaylaları İkizdere İlçemize bağlı bizim köylülerin yazın çıktığı yaylalar. Bir- İki saatlik mesafede. Bizi götürmeyi isteyen dayımızın küçük bir kamyonu var. Onun kasasına doluştuk. Akşama kadar oynadık, eğlendik. Akşam olmak üzere iken tekrar kamyonun kasasına binerek dönüş yoluna koyulduk. Dayımız yolun üzerindeki bir caminin yanında durarak akşam namazını kıldı. Sonra da yine yolumuzun üzerinde olan ormandan kesilen ağaçların geçici olarak toplandığı alanın kıyısına yaklaştı. Kasanın arka kapısını açarak, bize de uşaklar bir el atında şuradan birkaç kütük alalım dedi. Dört-beş metre boylarında elli cm kalınlığında dört-beş kütüğü araca yükledik. Bunlar ağır. Yüklerken dayımız komut veriyor;

+TÜ Bismillah, Allah’ın aşkıyla, hep beraber yapışın uşaklar. Neyse ki bir hal ettik, yükledik. Hava iyice kararmıştı. Bizler o kütüklerin üzerine oturduk. Az aşağıda orman kontrol noktasında bir orman bekçisi vardı. Aracın sesini duyunca yolun kenarına doğru geldi. Bizimkisi yavaşlayarak;

+Çocukları pikniğe götürmüştüm, dönüyoruz. İyi nöbetler uşağum, diyerek bekçinin tam yaklaşmasına izin vermeden, oradan hızlıca uzaklaştık. Bekçi de kamyonun üzerinde olan bizleri görünce inanmış olacak ki bizlere el sallayarak yerine döndü.

İşte benim aklım Tee o zamandan beri takılmış, bizler yaptığımız yanlış işler içinde utanmadan, sıkılmadan Allah’tan yardım istiyoruz. Akşam namazını gözümüzün önünde kılan Dayımız bizi pikniğe götürme bahanesi ile, devletin deposundan resmen hırsızlık yaparak kereste çalmış, Hırsızlığına hadi “Bismillah” diyerek, Allah’tan kuvvet almış, depocunun aramasından da karanlıkta kasanın içi tam görülmediği için, bizi göstererek sıyrılmış. Şimdilerde öbür dünyada, Allah amelince rahmet eylesin…

Eminim hepimizin buna benzer bir sürü hatırası vardır. Onun için diyorum ki artık namaz bizi kesmiyor. Okumuşumuz-yazanımız, cahilimiz-alimimiz hiç fark etmiyor. Birbirimizin gözünün içerisine bakıp çok rahat yalan söyler olduk.  Dinimizin direği dediğimiz namazı hem kılarız hem de her türlü naneyi yeriz, hırsızlığı bile “Besmele” çekerek yaparız ki Allah yardım etsin diye.  Önceliğimiz çıkarımız ve hırsımız olunca her şey mübah.

İnşallah ramazan süresinde bu kaostan kurtulur da Allah’ın istediği, Peygamberimizin de bizlere aktarılan yaşantısı gibi kullar olmaya çalışırız. Dünyevi hırslarımızı bir kenara bırakabiliriz. Yüce Allah’ımda dünyada zulüm çeken, baskı altında olan tüm Müslümanlara yardım ve merhamet eder.

Bütün Müslümanların bu rahmet ve mübarek ayının, hayırlara vesile olması dileğiyle tebrik ederim!.. hoşça kalın!..         

                

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.