Her insan bu aleme kendi penceresinden bakar. Olayları ve hadiseleri kendi iç alemindeki yansımaları ve etkilerine göre takdir edip değerlendirebilir. Sizin için çok kıymetli olan bir başkası için aynı değerde olmayabilir. Aynı şeye bakarsınız fakat farklı şeyleri görebilirsiniz.
Bir çay yaprağının ifade ettiği mana ve değer üreticilerimizden, üniversitelerimizdeki hocalarımıza kadar farklılık arz edebilir. Bizim çay yaprağının içerisinde kafa gözümüzle bakıp göremediğimiz mükemmel ve muazzam bir fabrikayı işinin ehli bir hoca akıl ve ilim gözüyle görebilir.
İnsanlar için her şey görecelidir. Yani; bana göre, sana göre, ona göredir. Hadiseler ve olaylar yaşandığı yere, zamana ve kişilere göre farklı olarak değerlendirilip yorumlanabilir.
Mesela, İmam-ı Şafi’ye göre kadına dokunmak abdesti bozar. Ancak bir yaradan akan kan çok fazla olmadığı müddetçe abdesti bozmaz.
Fakat İmam-ı Azam’a göre ise kadına dokunmak abdesti bozmaz ancak bir yaradan akan küçücük bir kan damlası bile abdesti bozar.
Evet “Şu görünen umumî âlemde her insanın hususî bir âlemi vardır.” Şöyle ki; Evladının düğününü yapan anneye dünya saadet sarayı iken, ölen evladını toprağa koyan başka bir anneye dünya matemhane hükmündedir.
Farklı inançlara ve kültür yapısına sahip insanların oluşturduğu toplulukları etkilemeyi başarmış insanların ortak özelliklerinden birisi de eylemlerinde ve söylemlerinde veya eserlerinde insanların kendilerinden bir parça bulmaları olmuştur. Yüzyıllar öncesinden günümüze ışık tutan Yunus’un şu güzelim dizeleri gibi.
“Sular hep aktı geçti
Kurudu vakti geçti
Nice han, nice sultan
Tahtı bıraktı geçti
Dünya bir penceredir
Her gelen baktı geçti”
Şu bir gerçek ki hiç birimiz yaşadığımız hayat içerisinde aynı yerde kalmayız. Kanaatlerimiz ve yargılarımız zamanla değişir. Dün çok beğendiğimiz, imrendiğimiz ve övgüyle bahsettiğimiz kişiler bugün çok ağır eleştiri oklarımıza maruz kalabilir. Veya geçmişte selam vermeye değmez dediğimiz insanlardan bazıları bugün çok iyi bir dostumuz olmuş olabilir. Yani zamanla çok şeyler değişir. Akıp giden zamanla biz de değişiriz. Bu değişim ve dönüşümle beraber kanaatlerimiz, yargılarımız, duygu ve düşüncelerimiz de değişir. Öyleyse bugün, şu anda hissettiğimiz duygularımızı ve düşüncelerimizi de öylesine mutlak doğru ve en iyi ve en güzel diye kutsamayalım. Çünkü hayat devam ediyor. Bu günün bir yarını yarının da bir yarını vardır. Yarınların neyi getirip neyi götüreceğini kim bilebilir!
Sevgi ve selamlarımla..
