Remzi SEKBAN
Köşe Yazarı
Remzi SEKBAN
 

İMZA

İnsanın yaradılışı üzerine ne söylenirse söylensin, hepimizin farklı özelliklerle dünyaya geldiği gerçeği pek değişmiyor.  Her insan kendi fıtratını taşır. Kimimizin adımları daha yumuşak, kimimizin bakışları daha kararlı… Kimi kendi içine dönük bir sessizlik taşırken, kimi daha dışa dönük bir canlılıkla görünür hayatta.  Her birimizin içinde geniş bir karakter yelpazesi var aslında. Bu yelpazenin bir ucunda vicdanı önceleyen, merhameti ve hoşgörüyü hatırlatan bir taraf, diğer ucunda ise nefsin arzu ve heveslerini ilah edinmiş bir duruşun izleri bulunabiliyor. İnsan, bu geniş karakter aralığının neresinde duracağını çoğu zaman kendi iradesiyle belirliyor. Tam da bu nedenle birine “şunun gibi ol” demek, çoğu zaman onun yaratılışına ve o kişinin hayatının doğal akışına dar gelen bir teklif hâline geliyor. Çünkü insanın fıtratı — ne kadar eğitimle desteklenirse desteklensin, ne kadar çabayla yoğrulursa yoğrulsun — bütünüyle başka bir kalıba dökülüp şekillendirilemiyor. Günlük hayatta hepimiz bu gerçeği yaşayarak tecrübe ediyoruz. Ne kadar imkân sunarsanız sunun, ne kadar eğitim verirseniz verin bir insan bir başkasının imzasını atamıyor. Her “imza” onu atanın kendisine mahsus kalıyor; taklit edilmeye çalışıldığında bile sahiciliğini bir noktada kaybediyor. Bu yüzden başkasına benzemeye çalışmak veya başkalarını taklit etmek yerine, her insanın doğru yolda kendi mizacına uygun bir doğrulukla yürümesi çok daha anlamlı görünüyor.  Kişi, kendi fıtratına uygun gelen davranışları tercih ettiğinde hem daha içten oluyor hem de hayatla daha uyumlu bir denge yakalayabiliyor. Fıtratıyla muvafık olmayan bir biçime zorlanmadığında, yüzünde daha sakin bir gerçeklik, davranışlarında ise daha tutarlı bir uyum gözleniyor. İnsanın iç dünyası da bu gerçeği doğrular nitelikte değil midir! İçimizde çoğu zaman birbirine zıt duran pek çok cihet aynı anda yer alabiliyor: Bir yanımız kırılgan, bir yanımız güçlü; bir yanımız çekingen, bir yanımız cesur… İrademiz, bu farklı yönlerden hangisinin öne çıkacağını belirleyen en sessiz ama en etkili güçtür. Bize sunulan imkânlar, karşılaştığımız şartlar ve her gün yaptığımız küçük tercihler zamanla karakterimizin hangi yöne doğru şekilleneceğini belirliyor. Böyle olunca da herkes, kendi mizacının imkânlarını kullanarak, hem inançlarının hem toplumun ortak değerlerinin dışına taşmadan kendine özgü, yâni fıtratıyla uyumlu bir tarz geliştirebiliyor. Kimse başkasının kopyası olmak zorunda kalmıyor. Çoğu zaman kopya olmaya çalışmak insanı hem kendine hem yoluna yabancılaştırıyor. Sonuçta kimin hangi yöne yöneleceğine; çoğu zaman yine kendi vicdanı, kendi tercihleri ve kendi imzası karar verir. Yürüdüğümüz yol aynı yöne de olsa, her insanın yürüyüşü kendine mahsustur. Belki de hayatın en anlamlı tarafı, insanın başkasına benzemeye çalışmadan, aynı doğru yolun üzerinde kendi imzasını taşıyan bir yürüyüş tarzı tutturabilmesinde gizlidir. Sevgi ve selamlarımla..  
Ekleme Tarihi: 23 Şubat 2026 -Pazartesi

İMZA

İnsanın yaradılışı üzerine ne söylenirse söylensin, hepimizin farklı özelliklerle dünyaya geldiği gerçeği pek değişmiyor. 

Her insan kendi fıtratını taşır. Kimimizin adımları daha yumuşak, kimimizin bakışları daha kararlı… Kimi kendi içine dönük bir sessizlik taşırken, kimi daha dışa dönük bir canlılıkla görünür hayatta. 

Her birimizin içinde geniş bir karakter yelpazesi var aslında. Bu yelpazenin bir ucunda vicdanı önceleyen, merhameti ve hoşgörüyü hatırlatan bir taraf, diğer ucunda ise nefsin arzu ve heveslerini ilah edinmiş bir duruşun izleri bulunabiliyor. İnsan, bu geniş karakter aralığının neresinde duracağını çoğu zaman kendi iradesiyle belirliyor.
Tam da bu nedenle birine “şunun gibi ol” demek, çoğu zaman onun yaratılışına ve o kişinin hayatının doğal akışına dar gelen bir teklif hâline geliyor. Çünkü insanın fıtratı — ne kadar eğitimle desteklenirse desteklensin, ne kadar çabayla yoğrulursa yoğrulsun — bütünüyle başka bir kalıba dökülüp şekillendirilemiyor.

Günlük hayatta hepimiz bu gerçeği yaşayarak tecrübe ediyoruz. Ne kadar imkân sunarsanız sunun, ne kadar eğitim verirseniz verin bir insan bir başkasının imzasını atamıyor. Her “imza” onu atanın kendisine mahsus kalıyor; taklit edilmeye çalışıldığında bile sahiciliğini bir noktada kaybediyor.

Bu yüzden başkasına benzemeye çalışmak veya başkalarını taklit etmek yerine, her insanın doğru yolda kendi mizacına uygun bir doğrulukla yürümesi çok daha anlamlı görünüyor. 

Kişi, kendi fıtratına uygun gelen davranışları tercih ettiğinde hem daha içten oluyor hem de hayatla daha uyumlu bir denge yakalayabiliyor. Fıtratıyla muvafık olmayan bir biçime zorlanmadığında, yüzünde daha sakin bir gerçeklik, davranışlarında ise daha tutarlı bir uyum gözleniyor.

İnsanın iç dünyası da bu gerçeği doğrular nitelikte değil midir! İçimizde çoğu zaman birbirine zıt duran pek çok cihet aynı anda yer alabiliyor: Bir yanımız kırılgan, bir yanımız güçlü; bir yanımız çekingen, bir yanımız cesur… İrademiz, bu farklı yönlerden hangisinin öne çıkacağını belirleyen en sessiz ama en etkili güçtür. Bize sunulan imkânlar, karşılaştığımız şartlar ve her gün yaptığımız küçük tercihler zamanla karakterimizin hangi yöne doğru şekilleneceğini belirliyor.

Böyle olunca da herkes, kendi mizacının imkânlarını kullanarak, hem inançlarının hem toplumun ortak değerlerinin dışına taşmadan kendine özgü, yâni fıtratıyla uyumlu bir tarz geliştirebiliyor. Kimse başkasının kopyası olmak zorunda kalmıyor. Çoğu zaman kopya olmaya çalışmak insanı hem kendine hem yoluna yabancılaştırıyor.

Sonuçta kimin hangi yöne yöneleceğine; çoğu zaman yine kendi vicdanı, kendi tercihleri ve kendi imzası karar verir. Yürüdüğümüz yol aynı yöne de olsa, her insanın yürüyüşü kendine mahsustur. Belki de hayatın en anlamlı tarafı, insanın başkasına benzemeye çalışmadan, aynı doğru yolun üzerinde kendi imzasını taşıyan bir yürüyüş tarzı tutturabilmesinde gizlidir.

Sevgi ve selamlarımla..

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.